Friday, April 29, 2011
Wednesday, April 27, 2011
Monday, April 25, 2011
The Incredible Shrinking Man
1. Yüzük ölçüm 6.5 olmuş. İki senede 1.5 ölçü küçülür mü insanın parmağının çapı? Bir tuhaflık var bu işte. Suratıma kahkaha atacak bir kuyumcuya daha tahammülüm kalmadı. Bu ne incecik ve zarif bir vücut sahibi olmak kadar şahane ne de alnımın ortasında dev bir sivilce çıkması kadar kötü. Normal bir şey işte. Uzaylı muamelesi görmek istemiyorum!
dedi
Ayse
saat
16:24
2
kişi konuştu
Etiketler: ondan bundan
yaşasın yemek yemek!
Evet sevgili günlük,
Sanma ki ev bakma işleriyle uğraşırken, hayata dair en büyük keyfim olan yemek yemeyi unuttum ve iştahımı donmuş gıdalarla tatmin ediyorum. Hafta sonumu geçirdiğim İstanbul'un yeme içme konusunda uçsuz bucaksız bir derya olması ve benim de bu konuda bir Discovery Channel muhabiri heyecanı duymam sebebiyle hafta sonu ev safarisi sonunda bütün gün çok yorulmuş olsam da yine de bir şeyler denemek için zaman ayırmak güzel oluyor. Bu bana gerçekten terapi oluyor. Daha alacak çok yolumuz var günlük. Deneyecek çok şey var. Trafikten ve kalabalıktan yılmazsan gidecek yerler öyle çok ki.
Bir kere şöyle bir şey var. Cuma, Cumartesi akşamı rezervasyonun yoksa iyi yerlerde masa bulma ihtimalin oldukça düşük. Aç biilaç bir halde restoran restoran gezip yer olmadığını duymak istemiyorsan çarşambadan planınızı yap.
Mama: Biz Hisar'dakine gittik. Aslında mekan ve yemekler gayet güzel. Perşembe akşamı gittiğimizden mi, pek rağbet gören bir yer olmadığından mıdır bilmiyorum oldukça boştu. Bence bu güzel bişey! Yediklerimizden ve ev şarabından çok memnun kaldık.
Galata Meyhanesi: Yemekler güzel değil ama sanırım aslında buraya kimse yemek yemeye gitmiyor. Tam meyhane usulü. Çok küçük porsiyonlar, etli balıklı tavuklu menü. Yaş ortalaması biraz yüksek ama bu sizi yanıltmasın, belli bir saatten sonra herkes ayaktaydı. Eğlenceli bir yer ama ben galiba uzun süredir pek uğramadığım fasıl eğlencesini pek de özlememişim. Buranın çıkışında Asmalı Mescit'e, yüksek nüfuslu arkadaşlarımın hiçbir yere sığamayıp kendilerini attıkları Balkon diye bir yere gittik. Asansör bozuktu, 6 kat gibi bir şey çıktık. Aklı olan buraya yanaşmasın! Kısa süre durup çıktık.
Aleko'nun Yeri: Bu seferin en güzel keşfi olan Aleko'nun Yeri'ni Erdem önerdi, hep beraber gittik. Resmen denizin içinde bir restoran burası. Balık şahaneydi. Üzerine de mutlaka lokma yemelisiniz. Ben ilk defa Yeniköy taraflarına gittim, çok beğendim. O kadar uzak olmasa daha güzel olurdu tabii ama ara ara gidilip daha güzel havalarda yürüyüş yapmak gerek.
Ev yemekleri bakımından da verimli bir hafta sonu oldu ama gözünde minik bir ayıya dönüşmek istemediğimden bu icraatlardan bahsetmeyeceğim sevgili günlük. Bu arada Eskiden sen ne güzel yediklerinin fotoğrafını çekerdin, ben de anlattığın yerleri daha güzel canlandırırdım gözümüzde, öyle bir tek Mama'da çekilmiş mantarlı aperatif fotoğrafı ile beni oyalayamazsın dersen de sonuna kadar haklısın demek zorundayım. En kısa sürede bu eski alışkanlığıma geri döneceğim. Folder folder seyretmelere doyamadığım yemek fotoğraflarına yenilerini ekleme vakti geldi!
Biz bu hafta sonu Erdem'in doğum günü şenlikleri kapsamında Ankara'dan herkes buraya geldiği için çok kalabalıktık ve İstanbul'da ne çok güzel yer var diyip diyip, her seferinde Asmalı Cavit'de yemek yeme ritüelimizi 20 kişilik nüfusumuzdan dolayı gerçekleştiremedik. Gecelerce üst üste dışarı çıkabilen, içlerindeki yaşam enerjisine hayran kaldığım sevgili arkadaşlarım sabah 6'da eve dönmek üzere Scotch'a gittiklerinde onlara katılacak enerjimi ise İstanbul emlak piyasası emerek yok etmişti. Bu nadide mekana ("pavyon gibi ama çok eğlendik ya" dediler) gidemedik ama yine de ne güzel, arkadaşlarım hep buraya gelsin, çok eğlensinler ki ayakları alışsın.
Bir de benim için hala Aşk-ı Memnu'daki Nihal olan hanım kızımız metroda tam karşımda oturuyordu. Kız galiba gerçek hayatta 30 kilo. Televizyonda bu kadar farklı görünen biri daha olamaz herhalde. Biz çıksak nasıl görüneceğiz demek ki. Ki gördüğün üzere bu gidişatla incecik görüneceğim kesin!
Öptüm. Ciao,
Ayşe
dedi
Ayse
saat
10:19
2
kişi konuştu
Etiketler: Mekanlar
Thursday, April 21, 2011
ben hala turistim
Sapphire'in terası güzel olmuş aslında ama daha güzel değerlendirilebilirmiş. Güzel bir restoran yerleştirilebilirmiş, böyle bir manzarayla çok güzel iş yapardı. Hem oldukça geniş bir alan olduğu için yer de müsait.
Neyse, Diamond gelip 9 metre farkla Sapphire'i dövene kadar, Sapphire Türkiye'nin en yüksek binası.
261 metrelik binaya çıkarken asansörde kulaklarım tıkandı ama daha fenasını Melbourne'de yaşamıştık.
dedi
Ayse
saat
11:48
4
kişi konuştu
Etiketler: istanbul
Thursday, April 14, 2011
Wednesday, April 13, 2011
sakız mevzu: "bir tek orada yer kaldığı için en öndeyiz"
Sümeyye Erdoğan medyada genişçe yer bulan tiyatro terk etme sahnesiyle ilgili olarak bayağı duygusal bir mektup kaleme almış. Ben bu konu ile ilgili, başrol sahibi sakızdan ziyade başka bir konuya takıldım. Sümeyye Erdoğan, olayın cereyen ettiği sırada en ön sırada oturuyor olmasıyla ilgili "bir tek orada yer kaldığı için en öndeyiz" demiş. Sümeyyeciğim, sanırım tiyatroyu sinema sandın. Tiyatroda sinemadaki gibi "bir tek orada yer kaldığı" için en önde oturulmaz. Ön sıra biletleri satışa çıkar çıkmaz tükenir. Sanırım bu talihsiz tecrübe tiyatroya ilk teşrifinde gerçekleşti. Mektubunda bahsettiğin gibi sanata ilgin devam edecekse yakın gelecekte bu konu hakkında tecrübe sahibi olacağını tahmin ediyorum. Şansın böyle iyiyse bize de önden bilet ayarlamanı rica ediyorum, zira biz hiç bulamıyoruz.
dedi
Ayse
saat
00:00
8
kişi konuştu
Etiketler: Neler oluyor?
Tuesday, April 12, 2011
güneşli havalar
Bahsettiğim Macarons d'Antoinette kutu ve makaronları işte bunlar. Makaronları çoktaaan yedik bitti ama kutuları kullanmaya devam edeceğim.
Macarons d'Antoinette Turan Emeksiz Sok. No:7/24 Gaziosmanpaşa'da.
dedi
Ayse
saat
02:52
5
kişi konuştu
Etiketler: Mekanlar
Sunday, April 10, 2011
come va?
- Bugün arkadaşlarıyla uzuuuun süren şen şakrak bir kahvaltı yaptı, keyfi yerinde. *
- Cem Yılmaz'ın gösterisine bileti var, yuppi! *
- Biletleri bitirmezseniz Amy Winehouse'a da gidecek. *
- İştahı tavanda ama kilo almıyor, hatta nasıl oluyorsa veriyor (tahtalara tak tak), bu gidişatla bir anda 5 kilo alacağından emin. Her gün "kurabiye güzeli" yemek gibi bir icat çıkardı ve bunu en istikrarlı davranışı haline getirdi. *
- Masterchef'teki Tuğsan restoran açsın istiyor. *
- Anlaşılan o ki domain alamayacak çünkü aldıktan sonra onunla nasıl baş edeceğini anlayamadı.
- Norwegian Wood'a bileti olduğu halde gidemedi ama filmi buldu ve izleyecek. Korsanlığıyla barışık. - Dekorasyon dergisi satışlarını canlandırıyor. *
- Dandik bir şey için omzuna tek bir tane dikiş atıldı. Son dikiş tecrübesinden beri teknoloji oldukça yol almış. Dikildiğinden beri canı hiç acımadı. Küçükken suratına uyuşturulmadan dikiş atıldığı için bu konuda fobisi var(dı ama artık geçti). *
- Macarons d'Antoinette'in makaronlarına ayrı, kutularına ayrı bayıldı. *
- 29 yaşını doldurmuş bir kişi olarak ne zaman ideal nemlendiricisini bulacağını merak ediyor. *
- Ufo'yu sirke verecek zira kedi durduğu yerde 1.5 metre kadar zıplayabiliyor.
dedi
Ayse
saat
23:00
4
kişi konuştu
Etiketler: ondan bundan
Wednesday, April 06, 2011
nasıl domain alınır?
Biri bana öğretsin. Ben de blogger'dan terfi edip, şu an gündemimi oluşturan İstanbul emlak piyasası hakkındaki aşırı sıkıcı gözlemlerimi sizinle paylaşayım :)
Evet biliyorum can atıyorsunuz duymaya! :)
dedi
Ayse
saat
22:38
6
kişi konuştu




