bu evrende bir tozsun, tarih seni unutsun :)
Zamanın Kısa Tarihi'ni okuduğumda sanırım lisedeydim. Milyarlarca yıllık geçmişi olan bir evrende çok çok kısa bir süre için var olduğumuzu bilmemize rağmen, ufak tefek şeylere kafayı takmamızın çok saçma olduğunu ilk o zaman idrak ettim. Bunu hayat felsefesi haline getirebildim mi, hayır. Detaylar benim hayatımı oluşturuyor :) Ama zaman zaman kendimi kum tanesi gibi hissetmeyi severim, o zaman her şey çok küçük görünür gözüme; kendim çok küçük görünürüm önce, haliyle sorunlarım da ufacık oluverir.
Geçtiğimiz günlerde Zamanın Daha Kısa Tarihi elime geçince mutlu oldum, tam da ihtiyacım olan şeye kavuştum. Önceki kitabın bir özeti gibi. Aslında okuma sırası yanlış. O zamanki liseli halime yetişmiş olsa bu yeni basitleştirilmiş versiyonu, şu anki (sanki kuantum üzerine tezim varmış gibi) mühendislik okumuş halimle ilk kitabı okumalıymışım. Stephen Hawking'in çok eğlenceli anlatımıyla dünyayı, evreni baştan keşfediyorum. Okuduklarımla gerçekten başım dönüyor, içime çevirdiğim aklımı başka yerlere gönderiyorum. Kitabın en başlarında yer alan şu cümleler aslında bu kitabın bana tam da istediğim şeyi vereceğine dair sağlam bir ipucuydu:
Güneşimizin dışında bize en yakın yıldız olan Proksima Erboğa, gezegenimizden dört ışık yılı uzakta. Bu öylesine büyük bir uzaklık ki, tasarlanmış en hızlı uzay gemisiyle bile oraya ulaşmak on bin yıl sürer.
On bin yıl! Burada yüz yıl yaşayan çok uzun yaşamış oluyor. Orada belki hiç gidemeyeceğimiz yerlerde kim bilir neler oluyor..
Kitabı şiddetle tavsiye ediyorum. Üniversitede lak lak etmekten pek dinlemediğim Fluid Mechanics gibi dersler için biraz hayıflanıyorum.
(Ben de sürükleyici ve güzel bir roman ya da biyografi tavsiyesi istiyorum.)


