8 Aralık 2013

New York - Yeme İçme Episode 2

Yeme içmelere devam ediyoruz ve bugün bitiriyoruz!

5. Cherry

Burası gittiğimiz en havalıı yerlerden biriyi. Rezervasyonsuz girmek mümkün değil. 9:30 rezervasyonlu masamıza oturmamız 10:30'u buldu. Saat 12'de hala gelenler vardı. Karanlığa yakın loş bir ortam, kadife koltuklar ve Japon mutfağı. Yediklerimiz daha önce yediğimiz hiçbir şeye benzemiyordu. Harika şeyler denedik. Tuna tarts (içinde white truffle oil mucizesi), Shiso cured salmon, miso glazed seabass.. Işığın azlığından dolayı fotoğraflar felaket ama giderseniz bunlardan sipariş vermelisiniz. Yanında da sake. Sake çok sevdiğim bir içki. Bence hayatımızda daha fazla yeri olmalı. Burada filtresiz sake içtik. Bildiğimiz sakeden oldukça farklı, görüntüsü daha az berrak ve tadı daha yoğun. Ben sevdim.




Sleep No More'u izlemeye gittiğimiz gün oyundan önce oyunun sahnelendiği McKittrick Hotel'in terasındaki Gallow Green'e akşam yemeğine gittik. O sırada Sleep No More'da başımıza geleceklerden tamamen habersizdik! Eğer siz de New York'tayken bu efsanevi oyunu izleyecekseniz öncesinden buraya yemeğe gelmelisiniz. Kendinizi çingene kasabasında hissedeceksiniz. Mekan buna göre dekore edilmiş. Çalışanların kıyafetleri de buna göre. Zaman zaman birkaç kişiden oluşan dağınık bir çingene orkestrası çalıp söyleyip dans ederek masalar arasında geziyor. Hatta sizi de kolunuzdan tutup dans etmeniz için kaldırabilirler. Yani kısacası ortam şahane, yemekler ise ekstradan kayda değer bir özellikleri olmasa da oldukça lezzetliydi. Restoran terasta yer aldığı için hava soğuduktan sonra bir süreliğine kapanıyor. Önceden kontrol etmekte fayda var.





Michelin yıldızlı şef Jean-Georges Vongerichten'ın ABC'si şık ve organik iddiasında bir restoran olan ABC Kitchen ve biraz daha rahat olmasına rağmen yine de oldukça şık tapascı ABC Cocina'dan oluşuyor. Biz Cocina'ya gittik. Dekorasyon etkileyici, içerisi hareketli. Barda içkisini içen de var masasında yemek yiyen de. Biz kocaman bir masayı bir diğer grupla paylaştık. Denediklerimiz genel olarak gayet başarılıydı. Arroz con pollo denen tavuklu pilav, keçi peynirli maitake mantarları, takolar ve sarımsaklı karides denenmeli. Servisten özellikle çok memnun kaldık. Kokteylleri de mutlaka deneyin. ABC Cocina classic margharita'dan sınırsız içilebilir.





Brunch sevenler elime mum diksin! Bu uydurma öğünün hakkını New York'tan daha fazla veren bir yer daha var mı bilmiyorum. Yenen şeyleri bir tarafa bırakıyorum, bu insanlar brunch'ta bloody mary içiyor! Hatta brunch menüsünde bir çeşit değil, çeşit çeşit bloody mary var. Kusursuz bloody mary'yi bulmak hayatımın öncelikli amaçlarından biri olduğu için aklımı kaybetmemem mümkün değildi ama en azından buna hazırlıklı ve çılgınca heyacanlıydım. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki senelerdir izini sürdüğüm harika bloody mary'ye sonunda ulaştım. Hundred Acres New York'taysanız brunch için kesinlikle tercih edebileceğiniz bir yer. Elbette rezervasyon yaptırmalısınız. Brunch'lar sadece cumartesi ve pazar günleri var. Keşke her gün olsaydı!



Son bir Brooklyn yazısı ve artık günlük hayatımıza geri dönebiliriz!

1 yorum:

defne dedi ki...

ooof bunları okudukça işte duramıyorum hatta bu şehirde de duramıyorum...plan yapmam lazıımmmm :)