18 Ekim 2006

Eski fotoğraflar..

Bilgisayarım formatlandı geldi.. Anca şimdi yazabiliyorum. Bilgisayarın kafayı yemek üzere olduğunu, çoook uzun zamandır almayı istediğim, bir tek oturup benle sohbet etme fonksiyonu eksik olan yazıcıyı bilgisayara yüklemenin imkansız olduğunu farkedince anladık. Yazıcıyı almamın asıl sebebi fotoğraflarımı elimde istememdi. Fotoğraflara bilgisayar ekranından bakmayı sevmiyorum. Sağ sol tuşuyla oynatmaktansa, iki elimle bakıp, baktığımı arkaya geçirerek, ilk gördüğüm fotoğraf tekrar başa gelecek de fotoğraflar biticek diye yavaş yavaş bakarak.. Son 3 senedir çekilmiş tüm fotoğraflarım cdlerde, bilgisayarda.. Ancak birkaç tane var özel günlerde çekilmiş de basılmış olan. Albümlere dizmek istiyorum oysaki ben onları. Kronolojik sıraya koyup, yanlarına küçük notlar yazarak.. Yazıcıyı getiren çocuk "Öyle yüzlerce fotoğraf basamazsınız." gibi birşeyler dedi, ama onun henüz balayında olduğum yazıcımla aramıza girmesine izin vermeyeceğim!

Fotoğraf basma şevkimle ters düşen, gidip fotoğraf kağıdı alma eylemini ertelemem yüzünden henüz fotoğraf basamadım, ama çok eğlenceli başka bir şey yaptım. Açtım eski albümleri birsürü eski fotoğrafı scan ettim. Yani asıl amaç yeni fotoğrafları somut fotoğraf haline getirmekken, eski fotoğraflar sanal fotoğraf oldu.. Nasıl oldu derseniz bence çok güzel oldu..
En çok bu fotoğrafa güldüm. Daha ilkokula gitmiyordum. Kafamdaki kızılderili şapkasını -kartondan!- çok iyi hatırlıyorum. Kafamdan hiç çıkarmazdım. En büyük zevkim de kafama şapkamı takıp -kocaman tokalarla tutturulmuş olacak, tel toka olmaaaz!- teybe Emel Sayın'ın 'Yağdır Mevlam Su' şarkısını -evet evet!!- koyup, salonun ortasına benim için kurulmuş salıncakta sallanmaktı. Şarkı bitince de salıncaktan inip, kaseti başa sarıp tekrar çalardım! :) Kimbilir artık ne düşünüyorsam... Türk Sanat Musikisiyle büyüdüm yani ben, annem ve babamın da anlamadığı bir şekilde!
Bir diğer şaşırdığım fotoğraf da sağdaki oldu. Çünkü bu anı
çok net hatırlıyorum, sanki dün gibi. Zaman çok çabuk geçiyor. Ellerimden kurtulmaya çalışan sevimli yaratık, şu anda 1.90 boyunda, küçük kardeşim olduğuna kimsenin inanmadığı bir adam oldu. Şu fotoğraftaki tipine bakınca gülüp duruyorum! O doğduğu zaman tutturmuştum adı ya 'Ali' ya da 'Ahmet' olacak diye. Ben Ayşe'yim ya hani, başka ne olabilir ki bu ikisinden başka?? Neyse günlerce ağlamanın sonunda bana 'Mert! adını da kabul ettirdiler. İyi olmuş. Yakışıyor ona. Ben adımı hiç sevmezdim küçükken. Soranlara da 'Kamelya' derdim. Şimdi seviyorum :) Aklıma bir sürü çoktan unuttuğum şey getirdi fotoğraflar.. Arada bakmak lazım..

6 yorum:

şugibi dedi ki...

ne kadar tatlı, güzel, gözleri gülen, sevimli bir kız bu böyle. öpüp koklayası geliyor insanın.

New York Muhtari dedi ki...

kiskanc muhtar is basinda yine... resimlerine baktim ama ben kucukken flastan korktugum icin cocukluguma ait hic resmim yok.. Simdi ise onun acisini cikartircasina, yuzlerce fotograf cekiyorum, cektiriyorum.. ama yok bunun gibi seker resimler yaaa..

hakikaten pek bir sevimliymis cocuk halin :-))

Adsız dedi ki...

Bende fotograflari elimde tutmayi seviyorum, ama artik hepsi bilgisayarda :( teknoloji bazi seylere hasret birakiyor insani :((

daphnevega dedi ki...

Sugibi,
Teşekkür ederim. Annem hep kızıyor bana sen eskiden ne kadar girişken güleryüzlü bir kızdın, şimdi neden böyle oldun diye :) Herkesin çocukluk hali daha tatlı sanki dimi?

NYM,
Flaştan korkmak! Hımm.. İlginç bir fobiymiş ama çocuk aklı tabi! :) Şimdi de sevimliyim ben ya.. valla.. :P

Buket,
Tamamen katılıyorum, biz de işte böyle teknolojinin yeni ürünlerini kullanarak istediklerimizi yapalım bari..

Duygu,
:):)Teşekkür ederim. Komik olanlara rastladıkça koyacağım buraya..

KM dedi ki...

ya hakketen eskiden evin içine salıncak kurulurdu bea şimdi nerdeeeee, salıncak yaşlarında olan kuzenlerimin msn listesinde 60-70 kişi var. çocuklar bilgisayar manyağı oldular çıktılar. bu arada kızılderili şapkası artı yağdır mevlam su güzel bir karışım olmuş:)

daphnevega dedi ki...

Samuray,
Çok doğru söylemişsin.Son şanslı neslin üyeleri miyiz yoksa şimdiki nesil bizim çocukluğumuza mı acıyordur bilinmez ama ben salıncaktan yanayım:)