9 Temmuz 2007

çivit post

Daha gitmeden biliyordum zaten. Bu kadar seveceğimi biliyordum. Bazı yerler çeker hani. Powerpoint sunumu iliştirilmiş o forward e-postalardaki şahane Maldivler görüntülerinin çektiği gibi değil. Kan çeker gibi. Burada olmak istiyorum dedirtir. Demiştim ben de. Her ne kadar nüfus cüzdanımızda İzmir/Konak yazıyor da olsa, babam Çeşmeli sayar kendini. Neredeyse İzmir'de geçirdiği kadar vakit geçirmiş orada. Orada büyümüş, çalışmış. Daha önce birkaç kez gittim ben de Çeşme'ye. Ama bu seferki farklıydı. Bu sefer Alaçatı çekti beni. Artık aklın başında; gel, doğru düzgün gez dedi. Gördüğün mavilerin içinde en güzel maviyi gör, adı çivit olsun, beyaz evlerin pervazlarını, ahşap çerçevelerini süslesin.



Taş binaların sıra sıra dizildiği labirent sokaklarda kaybolmak çok güzeldi. Alaçatı Bodrum olmasın, dolmasın, turistler tıklım tıklım doldurmasın sokaklarını. Gidip gezelim çivit mavili sokaklarda, sakızlı kurabiye alalım. Sakızlı muhallebi yiyelim. Türk kahvesiyle sakız likörü içelim. Sakız sakız sakız. Limonata içelim. Mavi elbisemizi, beyaz terliklerimizi giyip, karmakarışık olalım burayla. Tekrar.







Yemek konusuna girmiyorum bugün hiç. Sokaklar olsun sadece. Yemeklere girince çıkamayacağım zira. Yüzgeçlerim çıkacak neredeyse balık yemekten. Sonraya kalsın.
***
8









*
*
*
Müsait bir zamanda mutlaka gidin görün buralar masumiyetini kaybetmeden....

14 yorum:

gezicini dedi ki...

çok güzel, çook.. iyi tatiller..
gorki

canan dedi ki...

Ne güzelll, nazar boncuğla kapının uyumu ne kadar etkileyici..

bembi dedi ki...

ne güzel anlatmışsın ayşecim :)) iki haftasonra ben de ordayım inşallah! gidersen benim için köşe cafe de birşeyler içersin belki ;) iyi tatiller...

princess dedi ki...

resimler supperrr, mavinin en guzel tonu orada :) gecen hafta bende oradaydim, tas otel'de kaldim, kose kahvede sakizli kurabiye ile limonatami ictim, lavantalarimi aldim, tuval'de yemeklerimi yedim, babylon'a gittim ve alacati'ya bayildim. cesme bodrum olmasin :)

Ayse dedi ki...

gezicini,
çok sağol, darısı başına :)

canan,
mavinin her tonu vardı. ne güzel gidiyor beyazla di mi?

bembi,
ah ne güzel! alaçat kır evi, hasan'ın yeri, can baba ve denk getirebilirsen cumartesi günü alaçatı halk pazarı ennn tavsiyerlerim!

chido,
:))gerçekten mii? Senin balayı benimse aylaklık sebebiyle orada olmam dışında aşağı yukarı aynı şeyleri yapmışız! :) şimdiden özledim!

kumralada dedi ki...

evet evet...alaçatı bodrum olmasın,marmaris olmasın,zira ben artık sevemiyorum bile oraları:(
eylülde alaçatıdayım,yaşasınn:)
resimler süper buarada:)

SaNeM dedi ki...

Yok, burası istisna, burası bozulmaz, Bodrum gibi olmaz, olmasın.

Ayse dedi ki...

kumralada,
sen de gidiyorsun demek! Eylül'de iyice şahane olur eminim ki.

sanem,
Bozulmaz di mi? Müteahhitler, köylülere koccamann paralar teklif ediyorlarmış evlerini almak ve yerine otel yapmak için..

Adsız dedi ki...

30 sene öncesi için kuş uçmaz kervan geçmez bir yermiş alaçatı. Yerlileri "o zamanlar eşek bağlasan durmazdı buralarda" der. İşte pazarlamanın gücü....

sevgiler

Ayse dedi ki...

anonim,
babam buraların hep güzel olduğunu söyler, bana kalırsa zaten güzel olan kısmı o eski hali.. tabi pazarlamanın gücü de ayrı konu, eski taş evlerin yanında "eski görünümlü" taş evler yapılmış. bozulmasın diye kastettiğim biraz bu. benden de sevgiler..

Lavender dedi ki...

izmirli misin?
alaçatı bodrum olmasın diyorsun da senin gibi tatilcilerin hepsi akın edince alaçatı bodrum olur. nasıl bi isgtek bu? olursa olsun bodrum gibi. alla alla.

Ayse dedi ki...

lavender,
başa dön bi daha oku şekerim. izmirliyim. tatilciler arasında fark var. alaçatı'da iğrenç müzik çalan adi barlar yok. sokaklarda yürümek mümkün. sadece kız kaldırmaya gelmiş erkekler ve şıkıdım şıkıdım kızlar yok. bi git gör alaçatıyı, sonra git gör bodrumu; anlarsın. bu benim isteğim, sen ne istersen iste. hayatta istediğin her şey çok mu manalı? öyleyse yazık sana. komik olmayalım. alla alla!

si-men! dedi ki...

aslında acı bir gerçek var: alaçatı masumiyetini kaybedeli çok oldu... bu sene çeşmeye gidişimde 13. senemdi, hatta ilk senemde alaçatıda kalmıştık tuhaf bir şekilde isyan etmişti annemler ama ben o kadar küçüktüm ki hatırlamıyorum. şimdi şimdi her şeye tanık olduğumu farkettim alaçarı 3 sene önce bile bu kadar kalabalık değildi, bu noktada durmasını ümit ediyorum, evet masumiyetinin daha da kaybolmamasını. ama seni tebrik ederim, alaçatıya özgü ne varsa çözmüşsün hepsini, yalnız bir ayrıntı daha var, eski kilisenin orda "sucuklu yumurta" yenmelidir! :)

Adsız dedi ki...

daha dün akşam köşe cafede sakızlı kurabiye yiyordum şimdiyse şehir hayatı suratımı haince değiştirmeye çalışıyor ama şu fotoğrafları görünce yine bir gülümseme yine bir iç geçirme.her sene alaçatı'ya giderim ama ilk defa eylülde gittim herkes tam da bu zamanı beklemeli bence. ayrıca 15 eylül alaçatı'nın düşmandan kurtuluşuymuş bunu da yeni öğrendim cıvıl cıvıldı Kıraç yel değrmeninin dibinde konser veriyordu. dönerken lavanta almayı ihmal etmeyin sakın ve tabi enfes zeytinyağını da..