7 Ağustos 2007

Limon-um-trak



Limon sırf bu Bodrum tatilinin değil, bu senenin en güzel keşiflerinden biri oldu. Önceden çok defalar duymuştum, daha önce bahsettiğim tatile çıkmadan önce yaptığım deriiiiin araştırmalar sayesinde de, bu seneki tatilin atlanılmayacak duraklarından biri olarak belirlendi. Rezervasyonumuzu yaptırıp gittik.


Limon'un asıl olayı gün batımını seyretmek.. Bu yüzden, gitmeye niyetlenirseniz saati buna göre ayarlamalısınız. Rezervasyonu 7buçuk civarına yaptırmak en mantıklısı. Eğer Gümüşlük yollarına aşina değilseniz, burayı bulmak için biraz daha erken çıksanız iyi olabilir.

Asıl niyetimiz güneşi batırmak üzere buraya uğrayıp bir şeyler atıştırıp, oradan Gümüşlük'teki sıra sıra balıkçılardan birinden rakı-balıkla devam etmekti. Limon'a varınca bu planımız rayından çıktı ama iyi ki çıktı. Daha kapıdan girer girmez meze tabağını gördük ve kararımızı verdik. Kabakçiçeği gördüğümüz her yerde biraz yiyoruz zaten. Burada da alıştığımız kabak çiçeği dolması haricinde bir de kabakşahane denen kızartma versiyonunu denedik. Kabakçiçeğinden yapılan her şey güzel ben bunu anladım! Şekil1a!da görülen karışık meze tabağı yerine tercih ettiğiniz mezelerden de ısmarlayabiliyorsunuz. Mercimek köftesi, fava ve yoğurtlu yarma bana göre meze tabağının favorileriydi. Kabakçiçeğinden yapılmalar zaten yarışmaya katılmıyorlar, onlar hep kalbimizin birincisi.

Gümüşlük'ün tepelerinden gün batımını seyrederken bir yandan da kulağımıza sakin melodiler çalınıyor. Klasik müzik ya da bazen uzun zamandır duymadığım italyanca parçalar.. Burada takıldık kaldık anlayacağınız, sahildeki rakı-balık planını boşverdik. Meze tabağı bize bol bol yetti. Hatta ben gecenin finali için uzun zamandır merak ettiğim Apple Martini'den denedim. Benim biancomun yerini tutmadı ama yeni şeyler denemek güzel. Denemezsek sevip sevmeyeceğimizi bilemeyiz di mi? O yüzden korkup devamlı aynı şeyleri değil de uzaktan bize göz kırpan tatları da denemeliyiz. Sevmezsek bir daha denemeyiz.

Postumuzun didaktik kısmını geçtikten sonra (aman tanrım mesaj kaygısı taşıyan postlar mı yazıyordum yoksa?) Limon'a 2.gidişimde denediklerimle devam edeyim. Limon'da deneyecek çok şey var. Her şeyi merak ediyorum. İlk seferinde tıka basa doyduğum için bu sefer daha akıllı davranıp, az ve daha çok şey denemek istiyorum. Zaten ilk seferden daha kalabalık olduğumuzdan bu en güzel yol gibi görünüyor. Geçen sefer denemeye yerimizin kalmadığı limon böreği ve meşhuuur yaprak sarmayı bu defa denedim. Limon böreği gerçekten çok ilginç. Peynir ve yumurtadan yapılıyor, yumurta yemeyen bri olarak benim bile içimi baymadı, çok hafif. Yaprak sarma ise tek kelimeyle muhteşemdi. Bakır kaplarda sunuyorlar, sıcacık. Yanında yoğurt da geliyor. Zaten hep söylüyorum bu yaprak sarma salt Türk mutfağının değil, tüm dünya mutfaklarının en lezzetli yemeklerinden biri.

Tamam tamam yemekler bitsin artık; peki ne içelim derseniz oldukça geniş içki ve şarap menülerinden kendi zevkinize uygun bir şeyler bulamamanız imkansız. Ben öyle daha güneş batmadan içki içemem diyorsanız da size ev yapımı limonatalarını tavsiye ederim. Bir de gelincik şerbetli kokteyl vardı. O da beğenildi bazı şahsiyetler tarafından!, zaten daha önce kendileri Alaçatı'da da kekre içmişlerdi, benim zevkime pek uymadı ama rengi çok güzel o ayrı..


Limon çok özenli bir mekan. Tüm salaşlığına rağmen, yemeklerin sunumundan lezzetine, müziklerden küçük dekorasyon detaylarına çok ilgilenilmiş bir mekanda olduğunuzu hissediyorsunuz. Bodrum'da daha önce benzerini görmemiştim. Hatta herhangi başka bir yerde de. Yolunuz düşerse aklınızda bulunsun. Ayşe bi saat susmadan anlatmıştı dersiniz. Bir de kendi sitelerine bakayım derseniz işte burda. Giderken fotoğraf makinenizi ve güneş gözlüklerinizi unutmayın. Bir de rezervasyon yaptırmayı tabi.

Hadi görüşürüz. Hoççakalınnn.

6 yorum:

HMF dedi ki...

superrrr:)

aqua / ~~denizbahcesi~~ dedi ki...

ayşeeeeee
yine sayende sabahtan aklıma yemekler düştü iştahım açıldı :)

B5 dedi ki...

Bir dahaki sefere herkesin tatile gitmesini bekliyor, sonra yola cikiyorum. Oralarda olup da yapmadigim ne cok sey varmis...
Güzel yazmissin ;)

SaNeM dedi ki...

Ben oranin sabah kahvaltisini ve hatta otlu omletini ayri severim. Hem artık çekilmiyor sira sira ve sıkış tepiş oturmak o sahildeki balıkçılarda. Hani kışın olsa neyse, içerde sobanın sıcağı, dışarda dalgaların görüntüsü. Özledim memleketimi.

TugCe dedi ki...

Tatilim bitiyor diyeceğim ama hiç bir şey anlamadım bu sene :(
Ama fotolar dehşet iştah kabartıyor ya Ayşe yapılmaz bu yani :d

Ayse dedi ki...

hmf,
ah ahhh.

aqua,
benim işim bu!:)

b5,
teşekkür ederim. ben de bir yere gitmeden önce bloglarda arama yapıyorum, gideceğim yere önceden gidenler neler yapmış diye!:)

sanem,
ne kadar şanslısın oralı olduğun için. madem öyle ben de bir dahaki sefer kahvaltıya giderim! kışın hiç görmedim Bodrum'u ben. Görmek gerek..

tugce,
bitiyor mu? ne cabuk ya! :(Acil durumlarda Virginia'ya sarma yollanır!!)