29 Temmuz 2008

Que Magnifique!

Labyrinth'i seyrettim. 20 yıl sonra tekrar. (Aman Tanrım, sanırım bu cümleyi ilk kuruşum!)
*

Çocukken favori filmim olan '86 yapımı Labyrinth, bin kere seyrettiğim, içinde mini minicik bir Jennifer Connelly ve ultra fantastik, cool tanımının tarihine adını altınnnn harflerle yazdıran bir David Bowie barındıran kült bir film. 5 yaşımdan itibaren VHS videomuzda en çok dönen şeylerden biri olduğunu tahmin ediyorum. (Arabesk, Aşk Olsun ve Zeynep Değirmencioğlu'lu Pamuk Prenses'le beraber.) Küçükken her saniyesini gözlerimi koca koca açarak garip bir hipnotizma etkisi altında seyrettiğim bu filme dün gece evde rastladım. Bu sefer VHS kaset değil, bir DVD olarak. Yıllar içersinde büyük harfler değişmiş ama değişen başka bir şey yok.
*

Filmin 22 yıl önce çekildiğini göz önünde bulundurursak teknolojik yönden oldukça başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Ufak tefek komiklikler var (bana mucize gibi görünüyordu bunlar küçükken tabi) ama yine de genel olarak film efektler ve makyaj yönünden hiç de fena değil. Rastlarsanız mutlaka seyretmenizi öneririm. Zamanınızın boşa gitmeyeceğinizi garanti ediyorum.
*

Bense filmin her dakikasını yine aynı heyecanla seyrettim. Tuhaf yaratıkları, şarkıları ve hatta replikleri bile hatırladığımı görmek beni çok şaşırttı. Çünkü ben dün ne yaptığımı bile unuturum.
*

Bazen kaybettiğini bile bilmediğin bir şeyi bulmak kadar güzel bir şey yok.

4 yorum:

silgi dedi ki...

zeynep değirmencioğlu'lu pamuk prenses; türkçe dublajlı west side story ve bir orhan gencebay & cüneyt arkın birlikteliği olan doruk isimli film ile birlikte, her gün döne döne seyrettiğim üç video şaheserinden biriydi. filmin sonlarında, cadının "eriyoruuum" diyerek bağırması, erimesi ve yerde en son şapkasının kalması beni korkudan öldürürdü. o zamanlar allık mefhumundan habersiz olduğum için, kırmızı yanaklı cücelerin yanakları nasıl o kadar kırmızı olabilir diye düşünürdüm hep, aynada kendi beyaz yanaklarıma bakarak.

HMF dedi ki...

inanamadim gorunce.ben bu filmi sadece bir kere izleyebilmis, o siralarda anadolu liseleri ve bilmemne kolejlerine hazirlanma kurslarina giderken deneme sinavini birakmis filmi dusunmekten hicbirsey yapamamis bir cocuktum. derhal bulmaliyim bu filmi..adini bile bilmiyordum..cooook sagol Ayse:)

Adsız dedi ki...

Bizim de videomuz vardı, ama ben bu filmi hiç hatırlamıyorum, hatta hic izlemedim, bilmemek ayıp degil ogrenmemek ayıp degil mi Aysecim, bir fırsatta izlenecek flim listesine ekledim bile onerin icin tsk. Bu arada ankara ya alısabildin mi çandarlı sonrası:( sevgiler Defne

Ayse dedi ki...

silgi,
:))) ben de merdaneli çamaşır makinesinde kağıt haline getirilen birini görüp bir daha yaklaşamamıştım makineye! :) O Pamuk Prenses de bir numaradır ama. Bulaşık yıkamaktan elleri yara olmuştu parça parça, hiç unutmuyorum!

hmf,
:)) ne demek ne demek. ben bulup izleyince çok sevindim, bir kavuşmaya vesile olduysam ne mutlu bana!

defne,
alıştık mecbur, yapcak bişey yok :) ama şehri sevmiyorum yazın, Ankara bomboş.