3 Ağustos 2008

Unutmamak için

*
*
Değişik bir şeyler görmek, gerim gerim gerilmek istiyorum diyorsan Haneke'den Funny Games U.S. Bir yönetmen için yıllar sonra kendi filmini tekrar çekmek oldukça cesur bir davranış. Eğer gerilim konusunda çıtam yüksek diyorsan seveceksin. Haneke'yi seviyoruz, filmi başından sonuna kadar "noluyo be?" bakışlarıyla seyrediyoruz. Tanımadıklarımızı eve almıyoruz, yumurta isterlerse de vermiyoruz.


*
*
*

*
Nazilerin neler yaptığını bir de Polonyalıların gözünden görelim diyorsan Katyn. 2008 Polonya en iyi yabancı film Oskar adayı. Konuyla ilgili ne kadar şey okusak, seyretsek de yetmiyor. Katyn, yönetmenin babasının savaş sırasında Almanlar tarafından katledilmesi sebebiyle daha bir gerçek gözlerle bakmış tüm olaya. Polonya Nazilerin en fazla harap ettikleri yer. Bana ilginç geldi söylemek isterim; yönetmen Wajda 1926 doğumlu.
*
*
*
*
*
*
*
Hem eğlenceli hem de ilginç olsun diyorsan Ma Vie en Rose. Küçük Ludovic'in kafası karışık. O bir erkek çocuğu ama öyle hissetmiyor, ne yapsın? Pembe kıyafetlere, uzun saçlara ve bebeklere ilgisi var. Durum ne ailesinin, ne okul arkadaşlarının ailelerinin, ne de komşularının hoşuna gitmiyor. Benim başıma gelse ne yaparım? diye düşündürtüyor. Masal gibi anlatılmış hikaye zaman zaman gülümsememize zaman zaman da birisi kafamıza baltayla vurmuş gibi hissetmemize yol açıyor. '98 Altın Küre sahibi. Küçük Ludovic'i çok sevdim.

*
*
*
*
*
Keşke Almodovar'ın seyretmediğim bir filmi olsa da seyretsem diyorsan Entre Tinieblas (Dark Habits). Favori yönetmenlerimizden birine her zaman kredimiz var. Erkek arkadaşının eroinden ölümüne şahit olan şarkıcı kızımız yıllardır garip yollara girmiş kızlara ev sahipliği yapan manastıra sığınır. Tabi tahmin edeceğiniz üzere, manastır dışarıdan daha manyak biryerdir. Kokain sever sevimli rahibler, bahçede kaplanlar, bol bol kadın, bol bol nevrotik olay. Sadece Almodovar anlatınca komik olacak olaylar, diyaloglar. Almodovar'ı neden bu kadar çok sevdiğimizi hatırlamak için parmağa kırmızı bir iplik gibi.
*

*
*

Gerçek ve samimi bişeyler istiyorsan Half Nelson. Ne zamandır beni bekleyen filmi çok sevdim. Lars and the Real Girl'ü tümmm kalbimle sevmeme sebep olan Ryan Rosling'i tekrar görmek harika. Yine ve yine bu kadar başarılı bulmak sevindirici. Bu sene ne çok okul filmi seyrettiğimi düşündüm. Sanırım Die Welle'den sonra en iyisi Half Nelson. Drey rolündeki minik kızımız da gelecek vaat ediyor. Film gerçek, sıcak, buruk ama umutlu. Sağlam ve sadece. Uyuşturucu bağımlısı bohem ruhlu öğretmen hakkında düşnürken buluyorum ara ara kendimi.
*
*
*
*
*
Gerçek hayatın içinden alınma anları, ailelerin birbirine içini döktüğü samimi filmleri seviyorum, durağan ve bol diyaloglu filmlerden sıkılmıyorum diyorsan Margot at the Wedding. Jennifer Jason Leigh muhteşem. Nedense Nicole Kidman pek olmamış hissiyatı yaratıyor, sanıyorum fazla güzellik başa bela, kadın sıradan rollere uymuyor, çirkinleştirme çabaları işe yaramıyor. Ben Margot at the Wedding'i sevdim, bir ara sıkılır gibi oldum, yine sevdim. Gerçeklik mi şaşırtıyor insanı bilmiyorum. Bu da neden sevdiğimi anlamadığım filmler arasına gitsin. Jennifer Jason Leigh diyorum tekrar, onun çin bile seyretmeye değer.

*
*
*

*
*
Neden uzak durmam lazım peki diyorsan işte bu: Silent Light. Tahammül sınırı 35 dakika. O 35 dakikaya da hala üzülüyorum. Abukluğun da bir sınırı var.

5 yorum:

Lacin dedi ki...

Bu güzel hizmetten dolayı tebrik ediyorum seni sevgili Ayşe,
ben de yakın zamanlarda izlediğim, sanırım birçok insanın gözünden kaçmış olabilecek 2 minnacıcık ama muhteşem filmi paylaşmak isterim.
İlki Elijah Wood'un oynadığı "Everything is illuminated."
İkincisi Morgan Freeman ve Paz Vega'nın oynadığı "10 Items or less."
iki filmde de müzikler muhteşem. Bulabilmenizi dilerim,
Sevgiler

Ayse dedi ki...

Everything is Illuminated en sevdiğim filmlerden biridir, müzikleri konusunda da çok haklısın, bana göre gelmiş geçmiş en iyi soundtracklerden biri. Diğerini seyretmedim ama tavsiye için teşekkürler, rastlarsam seyredeceğim :)

Ekin Acar dedi ki...

filmi ilk duyduğumda ilgili yorumları araştırmış, okumuş ve hayal kırıklığına uğrayarak gitmekten vazgeçmiştim. doğrusu güzel bir korku ya da gerilim filmi bulmak hiç de kolay değil artık. hele hele birbirinin taklidi gerilim filmlerinden birine denk gelmemek neredeyse mümkün değil. ama madem güzel demektesiniz, bir gidip göreyim bakalım nasılmış:)

zeya dedi ki...

Ne güzel öneriler bunlar, notlar alındı film geceis planları yapılıyor. Teşekkürler

Bu arada hafta sonu şu Tamer Karadağlı ve Deniz Akkaya'nın oynadığı ismini bile hatırlamadığım Amerikan yapımı filmi seyrettim. Hala neden sonuna kadar geldiğimi bilmiyorum.

oky dedi ki...

funny games in ikinci çekiminde en hoşuma giden köpeğin hareketlerinde bile aslına sadık kalınması ama onun haricinde 97 tarihli olanın yanına yaklaşamıyor :)