11 Eylül 2009

Cunda

Evet evet yaz bitti biliyorum ama benim söyleyeceklerim bitmedi :) Belki de bitsin istemiyorum. Bu yüzden araya alakasız postlar yazıp yazıp yazla ilgili şeyler bitmesin diye uğraşıyorum. Galiba gitsem Ekvador'da yaşasam, sürekli tropik iklim, deniz, güneş filan, gık demem. Nerde yağmur, nerde kar, nerde benim atkım berem demem. Güneş görmeyince olmuyor. Ve Ankara'ya Eylül geliyor. Ankara (hepimizin bildiği gibi karasal iklim kuşağının tipik bir örneğidir.) Kışlar soğuk ve yağışlı geçer. Kitaplar ne kadar gri olduğundan ise hiç bahsetmez. Bitki örtüsü steptir, her yer buğday başak rengidir. Gerçi son senelerde baya yeşillendi her yer. Neyse ama burası bozkır ve sert kışlar var. Ve bu hiç hoşlanmadığım bir şey.
Bu sene bayram tatilinin Eylül ortasına gelmesi de bence hiç fena olmadı. Çok uzun bir tatil olmasa da, daha yaz havasından çıkmadan bir başka tatili planlamak güzel. Yakıt, motivasyon vs.

Çandarlı'nın (ilkokul kitaplarında söylendiği şekilde) coğrafik ve jeopolitik bakımdan harika bir yerde bulunmasının nimetlerinden faydalanmamak çok ayıp olur. Aslında muhtemelen civarda Çeşme ve Cunda dışında başka güzel yerler de var ama herhalde biz sıkılana kadar sıralarını bekleyecekler. Çeşme ve Cunda'dan ne zaman sıkılırım, ömrüm sıkılmaya yeter mi bilmiyorum. Assos'taki "Neee hepsi bu muymuş!" macerasından sonra sanırım biraz durulduk! :)

Aslında enteresan bir yer var. Muhtemelen daha önce bahsetmişimdir ama bir gün öyle otururken Çandarlı'nın dibindeki şu ada ve oradaki harikulade oteli keşfettim. Biz taka taka taka ses çıkaran çoook ilkel teknelere (=sal) 15 çocuk doluşup tekne turuna çıktığımız zamanlarda, bu adayı görür ve "Vayyy adam ne zengin, oha ne yapmış adayıııı!" diye konuşurduk. Elbette ki kimsenin aklına içinde 2 yıldızın üstünde otel bulunmayan Çandarlı civarındaki bir adaya bir şato inşa edeceği gelmezdi. İşte orası burası. Sanırım burası benim hayat boyu gitmeyeceğim bir otel :) Orda bizim gazinoda amcalar teyzeler okey, konken vs oynarken, ben bu adaya (sitedeki hizmetlerim kısmını okursanız eğer görürsünüz) helikopterle gittiğimi düşünemiyorum. Sabah da yüze yüze eve gelip annemin kahvaltısından yaparım. Hahaha, neyse hayaller diyarında yaşamaya devam.

Konuya giremeden bir torba laf ettikten sonra artık bir zahmet Cunda'ya varabilmek istiyorum. Cunda hayatıma aslında Bay Nihat vasıtasıyla girdi. Hürriyet'in ilk10 listelerinde mutlaka yerini alan bu restoranı artık benden tanıyor olmalısınız (tozlu arşivler orda öyleceee bekler). Bu sene de gittik, her şey yerli yerinde duruyor. Ayvalık'a bağlı ve Ayvalık'tan Türkiye'nin ilk boğaz köprüsü olduğu rivayet edilen bir köprüyle ayrılan Cunda, bu sene daha bir şirinleşmiş, harika yerler açılmış. Müthiş bir otel yapılmış.

Cunda'nın tek dezavantajı merkezden denize girilemiyor olması. arabaya binip ya Ayvalık'a ya da Cunda'nın arka tarafında bulunan Patriça plajına gitmeniz gerek.

Çandarlı'dan 1 saatlik bir yolculuk sonunda Cunda'ya varıyoruz. Yani bu demektir ki İzmir'den 2-2 buçuk saat civarı varılabilir buraya. Restoranlarlan birine mutlaka rezervasyon yaptırmalısınız. Bence bu Bay Nihat olmalı ve akivadis (şekil 1a) yemelisiniz. Bu midye buraya has. Terbiyeli pişiriliyor. Ben yumurta yemediğim için bana her seferinde biraz ağır gelse de yine de yemekten vazgeçemiyorum. Mezel olarak da herkesin bildiği fava, ahtapot gibi şeylerin yanında Ege Bölgesi'ne has otlardan istifno yiyebilirsiniz. Göreceğiniz gibi ben kabak çiçeği bulduğum yerde asla kaçırmıyorum. Bunlar benim Alaçatı'da bulduklarımın üçte biri boyuttalar, dolduranları tebrik ediyorum. Yemesi takriben 3 saniye süren bu mini minnacık narin kabak çiçeklerini dolduranlar yiyenleri seyrederse muhtemelen küfrederler. Ben bir kere yaprak sarmıştım da evdekiler 15 dakikada bitirince çok bozulmuştum. O kadar emek veriliyor, biraz daha özen göstererek yemek lazım. Sevgili bunları dolduran teyze, ben emek verdiğiniz farkında olduğum için her lokmasının tadına vardım, elinize sağlık!


İstipno


Girit ezme (bu peynir ezmesi gerçekten harika)


Ahtapot salatası


Roka domates salatası üzerine koskoca bir dilim kaşar loru.




Cunda aslında mini minnacık. Muhtemelen 2-3 gün sonra her yere gitmiş olursunuz. Aslında Assos'a gittiyseniz ve sıkılmadıysanız burada haftalarca kalabilirsiniz :) Bence 1 gece mutlaka kalınmalı. Sokaklarda doya doya gezmeniz, aralara saklanmış (yukarıda fotoğrafı olan eskici gibi) minik hazineleri bulmanız gerek. Evet bizim sadece yemek için 1 saat gidip geldiğimiz oldu ama siz öyle yapmayın :)

Daha önceki Cunda ve Cunda'da yemek konulu yazılar için:
1
2
3
4
5

(E biraz yazmışım burası hakkında!)






Ve bu çok esprili balıkçıyı da görmeden dönmemelisiniz elbette!












3 yorum:

pommeler dedi ki...

balayı için bulmuştum ama sonra arayıta fiyat alınca aynen senin gibi düsündüm hiç bi zaman gidemem diye ama hayallerimde kaldı :)

çınar dedi ki...

bende bende balayı için düşünüp fiyatını görünce vazgeçip hayallerimde yaşattığım adayı bir kez daha hayallere gömdüm

Topsy Kretts dedi ki...

o köprünün yapılışını hatırlıyorum ben ondan ilk boğaz köprümüz olamaz, çok küçükken adada bi film çekimine rastlamıştık ve minicik bir rolde ben almıştım ondan unutamam.