21 Temmuz 2010

Cittaslow

Cittaslow İtalya kaynaklı bir hareket. Yavaş Şehir Hareketi olarak geçiyor. Fast-food kültürünün, teknolojinin, çılgın koşturmaca ve haliyle stresin şehirleri yaşanmaz hale getirişine karşı tam aksi bir hayat biçimini destekleyen bir hareket. İlhamını yine İtalya çıkışlı, herkesin temiz, adil ve iyi yemeğe erişim hakkı olduğunu söyleyen Slow Food'dan alıyor. Özetle yaşam kalitesi yüksek, doğaya, çevreye ve kültüre saygılı, sağlıklı ve kaostan uzak bir yaşam alanı olan şehirlerin belirlenmesini amaçlamış ama bunlar yeterli değil; Cittaslow listesine girebilmek için belli kıstasların yerine getirilmesi gerekiyor. Mesela nüfusu 50,000'in üzerinde olan yerler başvuru bile yapamıyor.İlk "yavaş şehir" İtalya'nın Toskana bölgesindeki Chianti olmuş, daha sonra birçok şehir bu listeye eklenmiş. 2010 itibariyle dünyada 135 tane yavaş şehir var. Türkiye'den de bir yer var: Seferihisar. Bu ünvanı koruyabilmek için de yapılması gereken şeyler var. Seferihisar belgeyi alınca tamam dememiş, şimdi birçok iyileştirme çalışması devam ediyor. Lafı nereye getireceğimi sanırım az çok tahmin ediyorsunuzdur. Bence Çandarlı da bir yavaş şehir. Bu listeye girmeyi kesinlikle hak ediyor. Belediye binasına gidip bu fikrimi açsam bana deli derler mi?

Sabahları gidip daha o günün sabahı tarladan toplanmış sebze meyveyi alıp eve getirmek, bahçelerin siteye ait kuyudan gelen suyla sulanması, berrak denizde yüzmek, kapıların kilitlenmemesi, yollarda başıboş gezen devasa kara kaplumbağaları, hatta erken saatte yapılan yürüyüşlerde yunuslarla karşılaşmak bence Cittaslow'cuları bir hayli etkileyecektir. Çevreye saygı ise sahil yürüyüş yolu boynca çekirdek yiyip sokağa atmanın yasaklanmış olması ile bir nebze de olsa yerine getirilmiş sayılır. Malum İzmirdeyiz. "Çiğdem" temel besin kaynaklarından biri!

Bizim verandayı yuva bellemiş sitenin bekçi köpeği Zeyna, öğlenleri sıcaktan bunalarak işinden istifa ediyor ve garip pozisyonlarda kendine uyku ziyafeti çekiyor. Ben de bu yüzden sürekli ayağımı nereye koyduğuma bakmak zorundayım. Her an Zeyna'yı ezme tehlikesiyle karşı karşıyayım!

Devasa kara kaplumbağası bahçeye gelince ise üzerine hortumla su tutuyoruz, duş alıyor. Sonra da lıkır lıkır su içiyor. Cittaslow Çandarlı'da son ve çok mühim gelişmeler bu şekilde. Şimdi kabak çiçeği dolması yapmak üzere mutfağa geçmek durumundayım.

7 yorum:

Oya Kayacan dedi ki...

Ben de İstanbul gibi bir karmaşa şehirde hayatı yavaşlattım. Trafik saatlerinde araba kullanmamayı becerebilmek bile bir başlangıç! Fast food mekanlar zaten tövbeli! Sahil kahvelerinde aylaklamak ve kitap okumaklar... Bahçe bostan sahibi dostlardan nemalanmaklar! Zeyna ve kapluşa selam.

Adsız dedi ki...

Çok kıskanç bir insan değilim aslında beeeen
ama bu kadarı olmamalı bir insana yapılmamalı. hiç mi vidanın yok Ayşe.
şimal

Özgür dedi ki...

Şu ana kadar ilgilenen belediyeler:

http://www.yeniasir.com.tr/HayatinIcinden/2010/01/04/sakin_sehir_olmak_isteyen_basvuruyor

Chilek dedi ki...

Bu blogda benlik bir sürü şey varmış, peki neden fark edememişim acaba:(

socratic irony dedi ki...

İstanbul'un yanına bile yaklaşamayacağı bir unvan :)
Belki Kaş bu listeye girebilir bir-iki düzenlemeyle.

Adsız dedi ki...

2 sene önce falan bloğuna giridiğimde "kimim ben" adlı bölümde 25 yaşında olduğun yazıyordu. tesadüfen 2 sene sonra bloğuna uğradım yine "25 yaşında olduğun yazılı". Kaç yaşında olduğunu neden saklıyorsun ki?

aysse dedi ki...

http://cadde.milliyet.com.tr/2010/07/23/HaberDetay/1267151/YAVAS_SEHiR_HAREKETi
aysecim büyük gazeteler tarafından takip ediliyorsun :))
tesadüfte olabilir ama .)