17 Şubat 2016

Hamileler kamu malı mıdır? / Sokaktaki teyzecim, lütfen topuklu ayakkabılarıma karışma.

Ya bana hep böyle tipler denk geliyor ya da gerçekten halkımız doğacak her çocuk için kendine söz hakkı düştüğünü sanıyor. Karnım belli olmaya başladığından beri sokakta tanımadığım insanların ve zaman zaman da tanıştığım ama çok yakın olmadığım insanların tepkilerine çok şaşırıyorum. Bunların hepsi olumsuz değil elbette, birçok sevgi dolu tepki de geliyor, harika tavsiyeler alıyorum ama insan bazen de tercihlerine burnunu haddinden çok sokanlara Sorduk mu? demek istiyor. Hamilelik hormonlarını hafife almayın! Dünyaya bir melek getirecek olabilirim ama kendim bir melek değilim.


Öncelikle şaşırdığım şeylerden biri insanların gülümsemesi oldu. İş yerinde, sokakta tanımadığım insanlar karnımı fark edince gülümsüyor. Kuralları ben koymadım ama özellikle İstanbul'da yaşıyorsanız insanlar tanımadıklarına gülümsemez. Haliyle ben de (aşırı yabani bir insan olduğumdan değil ama) bu gülümsemelere karşılık verirken başlarda zorlandım. Çünkü evet, siz beni karşıdan bir anlığına görüp gülümseyiveriyorsunuz ama ben 24 saat sürekli kendimle yaşadığım için her an %100 konsantrasyonla hamileliğimin bilincinde değilim. Biri bana gülümseyince aklımdan şöle şeyler geçiyor: "Ne oldu? Ne var? Bana mı gülümsüyor, arkamdaki birine mi? Karşılık vermeli miyim? Aaaay tamam, anlaşıldı." Bu sırada gülümseyen kişi çoktaaaan yanımdan yürüyüp gitmiş olabiliyor. Bu durumla ilgili kesinlikle bir şikayetim yok. Ne güzel, toplumumuz kadınların milyonlarca yıldır hiç durmadan doğurmasına rağmen hala bu durumu coşkuyla karşılıyor ama ben durumu algılayana kadar iş işten geçtiği için aynı nezaketle karşılık veremiyorum ve muhtemelen gülümseyen insan benim ne kadar da kaba bir insan olduğumu düşünüyor. Bön bön suratına baktığım herkesten özür dilerim, sevgi dolu bakışlarınıza teşekkür ederim :)


İlk şoku ise bana sokaktaki bir teyze yaşattı. Henüz 4-5 aylık hamileyken, yani aslında karnım çok da büyük değilken bir teyze Aaa kızım hamile misin sen? dedi, Evet diyip gülümsedim. (Ben de gülümsüyorum bazen.) Buz gibi bir şekilde Ee o zaman ayağındaki bu topuklular nedir? dedi. Valla böyle dedi. Ayağımdaki de stiletto filan değil, (onu giyene de kimse karışmasın tabii) kalın, birkaç santim topuklu botlar. Ben gayet rahatım dedim, Seni bilmem de, bebeğin rahat olduğuna çok şüpheliyim. dedi. Ve ben bunun üzerine teyzeye hiçbir şey söyleyemedim, Sorduk mu? diyemedim, öylece kalakaldım. Çünkü terbiyeli olacağız, büyüklere saygısızlık etmeyeceğiz. E hiç tanımadığım teyzenin beni bir dövmediği kaldı, o ne olacak? Karnımdaki bebeğe Hakkını yedirme, haksızlıklara karşı diren diye nutuklar atıyorum, al yavrum, annen yediği firça karşısında anca öylece baktı dış kapının mandalı teyzeye.



Diğer hayret ettiğim konu da dokunma konusu. Bunu söylüyorlardı ama yine de yaşayınca şaşırdım. Genelde dokunmakla ilgili sorunum yoktur. İnsanlara sarılırım, öperim ama birinin pat diye elini karnıma koymasına alışamadım. Ailemin, arkadaşlarımın ellerini karnıma koyması beni hiç rahatsız etmiyor, hatta onlarla bunu paylaştığım için çok mutlu oluyorum, kendim alıp ellerini karnıma koyuyorum. Ama normalde elini karnımda gezdirmeyi bırak, omzuma kolunu atsa garip olacak biri bunu yapmaktan hiç çekinmeyebiliyor. Elini birden karnıma koyuyor ve sohbete devam ediyor. Tamam anlıyorum, sen orada beni değil, bebeği seviyorsun da, dokunduğun yer de benim vücudum. Zaten zor hareket ediyorum, beni niye yan taraftan uzanıp bir şey alıyormuş gibi yaparak poziyonumu değiştirmek zorunda bırakıyorsun :)


Restoranlarda "Size şarap sormuyorum"lar (O gün belki 1 kadeh içeceğim, doktor musun, bana neden kendimi kötü hissettiriyorsun?), "Ama tatlıya dikkat edin, fazla yemeyin"ler (Bir sen akıllısın, ben bunu hiç düşünememiştim) ve daha neler neler. Herkesin söyleyecek ne çok lafı var.


Nüfusumuzu +1 arttıracak olmamla bu kadar ilgili bir toplumun tuvalet sırasında da aynı hassasiyeti göstereceğini düşünürsünüz, değil mi? 7. ayımı bitirdiğim şu günlerde Ikea'da 20 kişilik tuvalet sırası bekledim. Benim beklemekten hiç şikayetim yok. Kendimi buna göre ayarlamam gerektiğini biliyorum ve kesinlikle hamile torpili istemiyorum ama her konuda fikir beyan ederkenki interaktiflik böyle zamanlarda nereye kaçıyor, merak etmemek mümkün değil.

Sevgili dünya ve teyzeler, ben bu çocuğu kendime, eşime ve ailelerimize yapıyorum. Elbette gönül ister ki yavrum NASA'larda çalışsın, bir gün dünyaya çarparak insanlığın sonunu getirecek meteoru durdursun ve milli bir kahraman olsun. Ama yine de bu çocuk böyle bir şeyler yapıp topluma mal olana kadar rica ediyorum kendinizde şu bebeğe ve anasına karışma hakkı görmeyin. Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik, bu saatten sonra bana Sorduk mu? dedirtmeyin.

Sevgiler,

Ayşe

9 yorum:

cadsiz dedi ki...

merhaba, bunlar daha hicbirsey.. bebek gelsin, ay bu kadar cocukla sokaga cikilir milar, usutur giydir, terler soyundurlar.. bidi bidi bidi lar.. bizim toplumumuzda o bebegi belli bir doneme kadar topluma dogurmus sayilabiliyorsun ve herkes senden daha iyi biliyor canim :)

Nesrin dedi ki...

Ben de otobüste ayakta gitmiştim, aynı şekilde merak etmiştim o çok bilen teyzelerin şimdi nerede olduklarını:)

deniz dedi ki...

Ooo Ayşecim sen bir doğur da ondan sonraki karışmalara bak! Çevirip çevirip bu çocuk böyle üşür, şöyle açtır, ya da pembeler içindeki kızınıza sürekli erkek mi diye sorup (hani çirkin bir kız mı gibi düşündürttüren) sizi kötü hissettirmeler falan var. Hazırlıklı olun daha yeni başlıyor...

Fatma dedi ki...

Ya konu canınızı sıkmış belli ama yazıya bayıldım önce onu söylemem lazım. Eh hepimiz bu yollardan geçtik, felaket tellallarından nefret ederdim zamanında ama hazırlıklı olmakta fayda var, doğumdan sonra daha beter karışıyorlar, biz kızım 3 aylık filanken kışın bebek arabasında gezdirirken durdurup, bu soğukta hiç acımıyor musun el kadar bebeğe diye azarlayan bile olmuştu, slingde taşıyorum diye yamuk bacaklı olacak diyenler, kızımın sadece uyurken aldığı emzik için kızımı azarlayanlar vs vs. Kendinize güvenin, sakince gülümseyip, gözlerinin içine baka baka bildiğinizi okuyun ya da hiç duymamazlıktan gelip suratınızı buz gibi yaparak çevirin bildiğinizi okuyun. İkisi de etkili oluyor:) Yoksa laf yetiştirmek mümkün değil. Ya bir de şimdi 7 aylık olmuş gerçi ama keşke 6 aylıkken filan İtalya'ya gitseydiniz, Ben 7 aylık hamileyken 10 günlüğüne İtalya'ya gittik, Allah'ım resmen dopinglenip dönmüştüm, herkes gülümsüyor, otobüste, metroda ben biner binmez hemen yerim açılıyor, hatta bir keresinde dolu otobüsün en ön sırasında hamile/engelli vatandaşlar için ayrılan koltukta oturan adamcağızı, yazık adam ne olduğunu anlamadan iterek kaldırdılar, beni de iterek oraya oturttular, ben oturdum otobüs sakinleşti:) Sıra beklemek yok, ayakta kalmak yok, ne güzel günlerdi ya Rabbim:)
Çok uzun yazdım ama boşverin, takmayın, kendinize güvenin, içgüdülerinizi dinleyin, hepsi geçiyor.

nzzzl dedi ki...

Ben hiç sormadan benim acil girmem lazım deyip en önden tuvalete girdim birkaç kez, gerçekten zor durumdaydım. Bence sen de çekinme toplumun sunduğu bu ayrıcalığı (!) kullan. Bu arada 16 aylık anne olarak ben de hamile ve benden küçük bebeği olanlara gülümsüyorum bak şimdi fark ettim:)))

Yeliz Küçükkoner dedi ki...

Ne kadar eğlenceli bir anlatım olmuş :) Hamile değilim, bilmiyorum nasıl bir his olduğunu ama benim de hep göbeğe dokunasım gelir, yine de kendimi tutarım. Ama istisnasız gördüğüm her hamileye gülümsüyorum. Bundan sonra bir durup düşüneyim gülümsemeden önce :)

defne dedi ki...

evet yaa ben de gülümsüyorum hamilelere şimdi farkettim :)) 'ben de yaşadım, seni anlıyorum, kolay gelsin' falan demek heralde ? :))

Adsız dedi ki...

keşke bu yazdıklarını sana bu davranışları yapanlar okuyabilseydi!
ozumebruli

Adsız dedi ki...

Keşke bu yazdıklarını sana yapanlar okuyabilseydi!