12 Ağustos 2006

A tribute to Cafemiz



Ortaokuldayken kesfetmistik burayi.. Hatta orta2deyken dogum gunumu burada kutlamistik. Benim gozumde Ankara'da cafe kulturunun gelismesine cok buyuk katkilari vardir. 1993'te acildigini ogrendim; yani ikinci yilindan beri devamli musterisiyiz diyebilirim. 10 yil olmus..(evet evet 24 yasindayim!) Hani boyle "bizim mekanimiz" diyebilecegi bir yer olsun ister ya insan, biz sansliyiz ki bizim oyle bir yerimiz var. Arjantin caddesinde son yillarda ardi ardina acilan ve akabinde hemen kapanan, genelde -tikky tabir edilen- lise gencliginin ragbet ettigi cafelerden biri olmamayi basardigi icin de ayrica tebrik etmek gerekiyor sanirim burayi. Biz ilk gelmeye basladigimiz zaman belki o gruba dahildik ama yinede olsun.. :) Birkac yil once degisen dekorasyonundan dolayi, eski sicak ortamini biraz olsun kaybettigini dusunsemde yinede gitmekten vazgecmemek adina bir cok arti barindiriyor.


Cok fazla animiza tanikligi var. Burada buyuduk denebilir. Cumartesi gunleri saat4 bulusmalarimizin keyfini baska bir yerde bulamiyoruz biz. O saat ne olursa olsun bize aitti.. Erkek arkadaslar disinda tutulmaliydi. Bu hic lafi edilmeyen gizli bir anlasma gibiydi sanki..


Salatasi Ankara'daki en guzel salatadir acik ara. Biz her seferinde kagidi kalemi elimize alip kendi hayal salatamizi yapmayi tercih ederiz. Kucuk salatasinin boyutlari, onun gercekten kucuk bir salata olduguna inanmanizi imkansiz kilar! Patlican soslu mantisi buyuk ihtimalle baska yerde tadilamayacak kadar farklidir. Cogu kez yemeginiz bittikten sonra caylariniz siz ismarlamadan gelir.. Turk kahvesi ise ince uzun bir tepside lokumla birlikte servis ediliyor.



Gecen hafta uzun bir aradan sonra tekrar gittik bulusma noktamiza. Hersey biraktigimiz tadinda duruyordu. Umarim uzun yillar da alistigimiz bildigimiz yerinde durmaya devam eder.

ps1: Bloggerda fotograf ekleme konusunda bir tek ben mi problem yasiyorum?
ps1: Jennifer Aniston'un filmi pek guzel degil. Bence gitmeyin :)

Posted by Picasa

4 yorum:

duygu dedi ki...

Ne kadar özlemişim kafemizi.Neler neler yaşadım ben oralarda.Hele kar yağdığında kar tanelerini içeriden izlemesi ne güzeldi.Ahh,ahhh...

kuştan.. dedi ki...

Yanınızda olmak isterdim, ama insan istemese de uzaklaşıyor bazı birlikteliklerden, sevgilerden, dostluklardan... Bunu içine sindirmek çok zor oluyor, kabullenmek daha da zor, hatta acı. Umarım bir gün eski dostluklar hayata döner ve bugünler unutulur.. Ne olursa olsun seviyorum hepinizi...

Adsız dedi ki...

Safak: Bence cenifir anistin'in filmi izlemeye deger. Kinatma kendini :)

Bu blog entry'nle Cafemiz'e bir adet musteri kazandirdin. Donerdonmez ilk is gidicem :)

Adsız dedi ki...

Bende senelerce Cafemiz'e gittim. Ta ki dekorasyonu değişene kadar. Bembeyaz haliyle bir yandan bir düğün davetini, diğer yandan hastaneyi çağrıştırdı. Üstelik ürperme hissettim, sanki etraf buz gibiydi. ( Günlük, güneşlik eylül ayında insanlar battaniye istiyorlardı. )Dekorla ilgili yorumların yapıldığı bir defter hazırlamışlar, bende yazdım o deftere, garsonlarla konuştum. Çoğu müşteriden şikayet varmış, ama elbette o kadarlık bir yatırım çöpe atılamaz. Ancak o dekor değişmediği sürece oraya gitmeyecek birçok kişi olduğunu biliyorum.

Burcu