17 Aralık 2006

pazardan cuma

Ankara'da hava inat ediyor, soğumuyor. Yıllardır kış gelmesin diye gizli gizli dileklerde bulundum ben, sanırım şimdi meyve veriyor. Cuma sabahı kahvaltı için üniversite arkadaşlarımla buluştuk, akşama kadar da ayrılamadık. Dersi olan bir arkadaşımız vardı, 'Oyun oynayalım gitme' dedik, astı dersini. Hala okuldaymışız gibi oldu. Efendim, artık "Trivial Pursuit" var hayatımızda! Bilen bilmeyene anlatsın. Eğer benim gibi yarışma programı hastasıysanız bayılacaksınız. Kısaca anlatmak gerekirse Trivial Pursuit bir genel kültür oyunu. Adına bakınca kafanız karışmasın, sorular Türkçe. Neden böyle bir isimde ısrar etmişler bilemiyorum. Coğrafya, Tarih, Sanat, Teknoloji gibi kategoriler var ve her kategoriden soruları bilerek ilerliyorsunuz. Çok çok zevkli bir oyun. Yılbaşında da oynamaya karar verdik..

Akşam geleneksel zap yarışması sırasında televizyonda şöyle birşeye rastladım. "Bu ne yaaa!" diye baktım bir süre. Fotoğrafını çekip, komik ve bayağı fotoğraflar yayınlayan sitelerden birine yollıyayım da, şu fani dünyaya arkamdan bir eser bırakmış olayım gibi bir düşünce geçti aklımdan. Sonra dinledim ve öğrendim ki bu psikolojik bir rahatsızlıkmış. 'Ayşe' dedim kendi kendime 'Ne ayıp şey, insanın rahatsızlığıyla dalga geçilir mi?' 12 senelik evli ve bakire teyze, 12 senedir aklına doktora değil ama bin türlü hacı-hocaya gitmeyi akıl ettiğini söyledikten sonra ise durum iyice trajikomik bir hal aldı. Çok heterojen bir ülkeyiz biz, koy br kavanoza karıştır, karıştır anca çok fazla nesquick konmuş bir süt kadar homojen olabilir. Prof. Dr. Arif Verimli programa bağlandı, ben kanal değiştirdim. Görünüşte ne kadar çok komik öğe barındırsa da böyle bir şeye gülmek istemiyorum aslında ben..

Yatarken, üzerime bu aralar -2 yıl aradan sonra tekrar- çöken, çekip bir yerlere gitme isteğini bastırmak için kendi kendime terapi yaptım. İtalya'ya taşındığım ilk 2 hafta sudan çıkmış balık gibi olmuştum ben. 1 yıl gitmeye uğraştığım yere geldiğime hiç sevinememiş ve hatta bir an önce geri dönme planları yapmaya başlamıştım. Kendimi özgür kız sanarken, kafama çizgi filmlerdeki kocaman demir ağırlıklar gibi düşmüştü bu his. O kötü dönemlerdeyken yazdığım sayfa sayfa sabahlama yazısını okudum. 2 hafta sonra bu hislerin geçtiğini kendime söylemedim, hala da bilmiyorum zaten.

Mektup ama e-mail olmayan, gerçek mektup almak ne kadar güzel bir his. Bölümden çok yakın arkadaşım Alper, Hakkari'de asker, 1 ayı kaldı gelecek. Mektup ondan. Çok sahici, çok sıcak bir şey.. Evet benim ilk adım Melike. Aileler çocuklarına 2 isim koymasınlar, bin türlü zorluk çıkıyor. Tamam ben de seviyorum diğer adımı ama hayatımda hiç kimse bana Melike demedi, bu saatten sonra da kesin olarak demez. Melike, ÖSS ve bunun gibi formlarda fazladan doldurulacak 6 yuvarlak ve ilkokul, ortaokul, lise ve üniversitede henüz tanışılmamış hocaların yoklamada Melike diye birini yok yazıp, sonra da gidip bu hocaları aslında orda olduğuma inandırma çabaları demek. Bir de annemin ilk adı da Melike. Seviyorum bu yüzden ama çocuğuma 2 isim koymam ben. Aslında fena mı olur 3 nesil Melike? Evet fena olur..

Aslında çok şey oldu bu haftasonu.. Anlatırım..

12 yorum:

Adsız dedi ki...

Ayşecim ne çok ortakl noktamız var seninle. Bende italyaya gitmeyi çok isteyip sonrasında dönmek için gün saymaya başladım. Hatta orda homesick bile oldum. Sürekli ağlıyordum.Nerden de geldim buralara diyordum. Buraya döndükten sonra da ben naptım dedim. keşke kalsaydım. İnsanoğlu işte ...
Oyun oynamayı çok severim. Favorim Risk

Adsız dedi ki...

ayse'cim anlatımlarına bayılıyorum:)
mektup yazmayı çok ama çok seviyorum halanda yazıyorum kuzenime...:P
bazen acaba ikinci ismim olsamıymış dediğimde 2 isimli arkadaşlarım hemen delimisin diyorlar, sanırım tek isim her zaman avantaj, ama annemle aynı isimde olmakta çok ayrıcalıklı olurdu bence hımm:D
çok güzel 1 hafta dilerim...

dodo dedi ki...

Keşke şu günlük sayfası yan değil de düz olsaydı. Boynum ağrıyor ve hiçbirşey anlamadım :=)

JTB (JourneyToBlue) dedi ki...

ben de 2 ismimin sıkıntısını çektimdi bir ara, sonra toptan hallettim. Deniz'i yok ettim:)) Deniz Dilara benim adım aslen. biri annemin, diğeri babamın isteği üzerine konmuş.. ee ne yapalım, demokrat bir aile yapın varsa bu durum kaçınılmaz oluyor:))

el yazına bayıldım, ne kadar da düzgün!

ben de uzaklara gitme isteğimi bastırıyorum sorma hiç. eski postlara baksan hemen hemen her gün "istiyorumm" şeklinde ağlamışım.. ama vazgeçmiş değilim, eylemlerim gizli gizli devam edecek:))

cok güzel bir hafta dilerim..

daphnevega dedi ki...

nuray,
Hep böyle oluyor galiba, bir şeylerin peşinden gidiyoruz, aradığımızı buluyoruz ya da bulamıyoruz, öğreniyoruz sonuçta. İyi hissetmene çok sevindim Nuraycım. Hayata devam ediyor :):):)

zynep,
Benim mektuplaşacağım kimse yoktu arkadaşlarım birer birer askere giden kadar, çok eğlenceli! Zeynep çok güzel bir isim bence, benim en sevdiğim isimlerdendir. Yanına başka isim isteme sakın :) Sen de çok güzel bir hafta geçir zeynepcim..

dodo,
:):):) Hımm bak bunu hiç düşünmemiştim işte!! Üzgün şeyler yazıyor orada, boşver o yüzden..

daphnevega dedi ki...

dilayra,
Deniz benim en sevdiğim isimlerdendir aslında ama 2 isim kullanmak gerçekten zor iş. Benimki demokrasiden çok annem ve babannemin çekişmesi sonucu olmuş. Babannem kendi adı olan Ayşe olsun istemiş, annem de 'ben de o zaman kendi ilk adımı da veririm' demiş olmalı. Yani sonuç olarak 2 tane adım var ama ikisi de kendime ait değil:)
Bana da geliyor ama macera hakkımı kullandım mı acaba diyorum, bilmemki???
Ben de sana çok güzel bir hafta diliyorum Dilaracım..

Adsız dedi ki...

benim de iki adım var ve soyadım upuzun.Çocuğuma kısacık bir isim koyacağım ve tek isim olacak.
Küçükken Ak soyadlı biriyle evlenme hayallerim vardı olmadı ama sevgilimin soyadı upuzun değil neyseki :):)
Sevgileeer

Suleyman Ve Ben dedi ki...

Merhaba Ayse,

Nasilsin?

Ankara'da guzel ve sicak havali gunler?

Kanada gibi, cunku normal = -15 C, ama simdi Kanada'da +10 C.

It must be due to the global warming :)

But we welcome the warm weather here in Canada = Guzel hava hos geldin Kanada bizim icin :)

En guzel gunler ve cok mutlu 2007,

We wish you a wonderful new year,

Gorusuruz,

Suleyman.

Pınarın Kulubesi dedi ki...

Şu oyunu bende çok merak ettim, ama kimle oynayacağım bilemyorum, eşim eminim benimle oynamaya yanaşmayacaktır, bende onunla tavla oynamaya yanaşmıyorum:) el elden ayrı ayrı üstündür işte..
mektup konusunda sana yürekten katılıyorum. Aynı şekilde bende belirttim sayfamda, hiç bir email yada e-kart gerçek bir mektubun yada kartın yerini tutamazzz
parça parça anlatımların çok güzel ama hiç tuhaf kaçmıyor, çok doğal
ciao
arrivederci :)

daphnevega dedi ki...

zeya,
Senin durumun da benimkine benziyor. Benim adım Ayşe olduğu için çocuğuma hem orjinal hem de kısa bir isim bulmak istiyorum ama sanırım daha düşünecek çok vaktim var!:)

süleyman,
Kanada'da bile durumlar böyleyse demek ki gerçekten bir tuhaflıklar var dünyada! Kış mevsimini hiç sevmiyorum, o yüzden küresel ısınmadan gayet memnunum desem bilim adamları bana kızar mı?? :) Ben de sana eşinle birlikte harika bir yeni yıl diliyorum!!

duygu,
Benim blogum, senin blogun :)Ne istersen yaz.. Bu aralar herkeste genel olan bu garip ruh hallerini biran önce üzerimizden atmayı diliyorum!!

pınar,
hoşgeldin!:) eşini ikna edersen bence çok güzel vakit geçirirsiniz ama yine de en güzeli kalabalık oynamak.Kabak tatlısı muhteşem görünüyor!! :)

Adsız dedi ki...

Gitme gitmek gitmek, benimde yaptigim bu sanirim :)ben gidince donmek istemeyenlerdenim ama, bukelamun gibi oldum hemen ortama uyum sagliyorum, yazamazsam mutlu yillar canim simdiden...
bir arkadasim geliyor tr den isvicrenin altini ustune getirecegiz 12 gun, super fotolarla donecegim tatilden :)))
optumssss

daphnevega dedi ki...

buket,
konuşamazak sana da mutlu yıllar şimdiden.. Oh ne güzel yaa! bekliyorum :)