6 Ocak 2007

Hey Jennifer, I am a shoe..

Uzun zaman sonra Manhattan'a gittim. Özlemişim. Ben mi büyüdüm yoksa sahnedeki ön grup mu çok çıtırdı bilmiyorum. 51 promil ismini baya beğendik. Sonra çıkan grup da oldukça eğlenceliydi. Hatta no haşhaş no vitamin bile çaldı :) Yarım şişe şarap, iki şişe sake, 2 bira eder 2buçuk. Şu anda da saat bu. Oldukça kokoş gitmiş olabilirim Manhattan'a ama "Heyttt siz yokken ben geliyodum buraya" diyebileceğim bir yer olduğundan hiç takmadım :)


Şu üstteki ayakkabılara aşık oldum. Hayatımda aldığım en süper hediyelerden biri olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.. Noel Baba getirse anca bu kadar bilebilirdi kalbimi çalan ayakkabıyı. Sarılıp birlikte uyumak istiyorum. Şu kar bitsin parmaklarım açıkta filan dinlemeyip giyeceğim. Deli diyen desin. Mutlu bir deli olacağım en azından.


Kitapların arkasını okuyarak satın alan bir insan değilim. Ama bu kitabın arkasını bir kitapçıda okumuş olsaydım, alırdım. Özellikle de "What the Bleep Do We Know?"u seyretmemin üzerinden bir hafta bile geçmemiş olmasını hesaba katarsak. Bu olağanüstü filmle ilgili söyleyecek çok fazla şeyim var, o yüzden başka bir posta bırakalım.. Kitaba dönelim. Aslına bakarsanız kitap almasına gerek kalmayan bir insanım. Babam her hafta kitap eklerinden çok istatistiksel çalışmalar yaparak listeler çıkarır ve finalistleri ideefixe'den ısmarlar. Bana da eklemek istediğim bir kitap olup olmadığını sorar. Bu şekilde evimiz gitgide büyüyen bir kütüpaneye sahip oldu.. Başka bir eve taşınma durumum olsa bırakmak zorunda olacağım kitaplar üzerdi sanırım beni en çok. Halen mutlu mesut okumaya devam ettiğim Ahmet Ümit'in Beyoğlu Rapsodisi'ni bu akşam bitirip Olasılıksız'a yarın akşam mutlaka başlamayı düşünüyorum.

Çok yüksek beklentiyle başlanan şeyler hep hüsranla mı sonuçlanır? Öyle olmasın lütfen.. Babam bir şeyler söyler "Namümkünü hedeflemeyen mümküne erişemez" gibi.. Öyle mi acaba? Buona notte..

13 yorum:

duygu dedi ki...

Beyoğlu Rapsodisi'ni de okudum,Olasılıksız'ı da...Beyoğlu Rapsodisi'ndeki olaylar,insanlar hafızamdan uçup gitse de harika Taksim,Beyoğlu tasvirleri ve ara sokaklar kaldı aklımda.

Olasılıksız'a gelince,başları biraz sıkıcıydı,ama sonradan sürükleyici olmaya başladı.Ara ara olasılık hesapları baymaya başlasa da güzel bir macera kitabı.

Adsız dedi ki...

ayakkabilara bayildim;)
benim baba da kutuphanecilerden...

Adsız dedi ki...

Ideefixe cok guzel bir site ;) babanin dedigi cumleyi annem de cok tekrarlar biliyor musun? Insan kucuk hedeflememeli ve ufaga tamah etmemeli der..

Melmoth dedi ki...

ben internet uzerinden kitap siparisi fikrine hala isinamadim, soyle kitabin sayfalarini cevirmeden, ortasindan bir yeri acip okumadan, evirip cevirmeden, kenarina kosesine bakmadan bir kitap alamiyorum. tabii ki ara ara amazona yolum dusuyor o ayri.

babanin sozune katiliyorum. birilerinin karsima cikip iste bu olanaksiz, mumkun degil dedigi seyleri mumkun kilmaya calismak icin dayanilmaz bir arzu duyarim.

bir de onceki postlarda yer almis olan deri ayakkabiyi daha cok sevdigimi belirteyim :)

Ayse dedi ki...

duygu,
Bir dahaki İstanbul ziyaretinde gidilecek bir çok yerim oldu Beyoğlu Rapsodisi sayesinde. Hımm bakalım ben ne düşünücem Olasılıksız hakkında.

elma+z,
Ben senin adını elmaaze diye okuyorum :)Yaşasın kütüpaneci babalar!

tuğçe,
Hah bak aynen öyle işte. Ufağa tamah etmemek! Ben bunu yüz kere duydum, yüz kere unuttum, tebrik ediyorum seni!! :)

melmoth,
İnternet kitapları başlarda bana da tuhaf geliyordu ama alıştım şimdi..
Bu aralar o kadar rehavet çökmüş halde ki üzerime, mümkün olan şeyleri bile yapasın gelmiyor bir de, bana da aşılasan ya birazcık o arzudan.. Ayakkabım şu ana kadar sahip olduğu en orjinal parça olduğu için kalbimde yeri ayrı, bir de tabii hediye olduğu için.. Converseleri ayağından çıkarmadan topuklu ayakkabılara aşık olan Ayşe'den sevgiler.

Adsız dedi ki...

nine west degıl mı o ayakkabılar?canım hemen satın almak istedi :)

zizu1912 dedi ki...

carlos gardel plakları çalarken Beyoğlu sokaklarında tango yapmak..yılbaşına böyle girmek çok zevkliydi. iyi seneler.

Adsız dedi ki...

Ayşecim bende eskiden gittiğim mekanlara gittiğimde bir garip oluyorum. Yeni nesil nasıl da yetiştiler hemen arkamızdan. Kokoşluk çok yakışmıştır sana. Ayakkabılar süper. bende kırmızısını beğendim Hotiçte ama artık ayakkabı olayına dur demek istiyorum. Kitap konusunda bende doyumsuzum.Ne olcak bu halim bilmiyorum.Kitap kurdu bir baban olduğu için şanslısın :)

Adsız dedi ki...

Ayşecim, öncelikle ayakkabılar bir harika, güzel günlerde kullan.

Bir de...

O his ben de uzun zamandır var ;)

zeynep dedi ki...

Sevgili Ayşe, babanı çok takdir ettim..burnuma buram buram kitap kokuları geldi...
bu arada ayakkabılar gercekten cok hos :)

Baban dogru soyluyor bence...

Ayse dedi ki...

aqua,
tam isabet! Ankara'daki son 36 bende:):)

zizu1912,
Beyoğlu Rapsodisi'ni henüz bitirdim ve oraları acayip özledim.. Ne kadar güzel bir yılbaşı olmuş o öyle! Az kaldı geliyorumm:)

nuray,
Artık 89luyum, 90lıyım gibi diyaloglara şahiy oluyorum ben :)90lı biriyle tanışmak nedense çok garip geliyor:):)

aslı,
Teşekkür ederim. Kendi kendime sıcak günlerde kullan diyorum :)

zeynep,
Babamın üzerimdeki etkileri gitgide artıyor, çok ilginç geliyor bana bu.. Sanki her yıl daha da artıyor.. Namümkünü hedefleyerek biryerlere gelebilecek miyim bakalım?? Görücez hep birlikte.. :)

Adsız dedi ki...

Oncelikle Maxi'yle bizi bu kadar gec tanistirdigin icin cezalisin:) kuzucuk gibi bakiyor,cok sakinde duruyor, zaten boyle goruntulerde hep yaramazliklarini yalanci cikariyor bu minik dostlarimiz:)

Sonrasinda ayakkabilar harika, bende bu aralar burnu acik olanlara bayiliyorum, giymeliyiz evet:)

Babanin sozunu de bir yere not ediyorum..

Ayse dedi ki...

banu,
Evet ne kadar doğru söylediğin şey! Sanki biliyor ve poz veriyor kameraya. Ben aslında usluyum diyor ama yemiyoruz tabii ki:)