4 Temmuz 2007

Smyrna ve Pitane


Ege'nin gözünü seveyim. İç Anadolu'dan seyahate çıktıysanız, haritaya ya da tabelaya hiç ihtiyaç yok, anlarsınız ege'ye geldiğinizi. Bu nasıl oluyor, biliyor musunuz? Yeşilin tonu değişiyor. İç Anadolu'nun sarı-yeşil stepleri canlı bir koyu yeşile bürünüveriyor. "İzmir 30" levhasından sonra ise heyecan-mutluluk-huzur-aidiyet çorbası içinde sakince yüzen kızarmış ekmekler kadar mesudum.



12 saate yaklaşan, 3 vasıtadan mürekkep bir yolculuktan sonra, Çandarlı'ya jöle kıvamında ulaştım. Annem beni kolumdan tutup gazinoya akşam yemeğine götürdü. Bu "gazino" kavramı da irdelenesi bir şey. Yaş ortalaması 70 civarında seyreden site sakini teyzelerin konken masaları, bu teyzelerin kocalarının okey masaları, 10 dakikada bir bu iki grup tarafından sessiz olmaları konusunda uyarılan çoluk-çocuğun papaz kaçtı masaları ve dışarıda tavla oynayan masalar düşünülünce aslında bir Vegas "casino"su çeşitliliğinde bizim gazinomuz. Yıllar sonra Memo'dan feragat etmek yerine Memo dolabının yanına bir Algida dolabı konması ve Salem Light bile satılır hale gelmesi ise "Kahraman bakkal Süpermarket'e karşı"dan çıkmış gibi.. Neyse, annemle, Nurullah abinin karısının elinden çıkma mezeleri götürürken, 1 şişe de şarabı yuvarladık. Tası tarağı toplayıp buraya taşınası geliyor insanın sayın seyirciler.


Kasabamızda internet bağlatmak mümkün olmadığından, 20 km ötedeki buradan daha büyük medeniyet merkezi Dikili'ye gittim. Türk Telekom'da tahmin ettiğimden çok daha çabuk sürede işimi hallettikten sonra annemle tesadüfen o gün kurulduğunu öğrendiğimiz Dikili pazarı'na uğradık.


Su geçirmeyen saatler için hazırlanmış müthiş pazarlama stratejisi karşısında şapka çıkarıyorum. Pazarda fotoğraf çekerken de mahalle halkı tarafından turist muamelesi görmek pek ilginçti.


Pazar turumuzdan sonra, annemle Dikili'nin sahile nazır çay bahçelerinden birinde midye dolma yedik. Ah ne çok özlüyorum ben seni midye dolma!


Bir de Selçuk Altun olmak istediğime karar verdim büyüyünce. Buna karar verir vermez de senelerdir sanki kendime bir idol arıyormuş da sonunda bulmuşcasına sevindim. Ki galiba gerçekten öyle oldu. Aforizmalardan oluşan kitabı -Cumhuriyet Kitap'ta 40 hafta boyunca yayınlanmış Kitap İçin başlıklı yazılarından aynı isimli derleme- yaladım yuttum. Sayfa sayfa not çıkardım. Kendisinin yanında hiçbir ücret talep etmeden yıllarca stajyer olarak çalışmak, onunla sahaflarda gezmek ve çok merak ettiğim kütüphanesini hayran hayran seyretmek isterdim.
Kitaptan bir alıntı:

"Tolstoy'dan Gorki'ye:
O (Dostoyevski), Konfüçyüs veya Budist öğretileriyle tanışsın, biraz sakinleşir. Bu böyle biline. İsyankar bir adamdı; kızgınken, kel kafasında birden yumrular peydahlanır ve kulakları oynardı. Çok duyarlıydı ama düşünce sistemi zayıftı. Kanında biraz Yahudilik vardı. Evhamlı, hırslı, ağır ve kısmetsizdi. Bu kadar çok okunması tuhaftır. Nedenini anlayamıyorum. Yazdıklarının tümü üzücü ve gereksizdi.

Gorky's Reminiscences of Tolstoy"

Selçuk Altun'dan sonra okumak üzere yanımda getirdiğim Tolstoy kitabı, garip bir tesadüfün eseri olsa gerek. Ben şimdi saatlerdir karşımda duran denize gideceğim ve Geoid biçimli şirin teyzelerin arasında kitap okuyacağım.

18 yorum:

Goddess Artemis dedi ki...

Merhaba,

Eğer Selçuk Altun'u bu kadar sevdiyseniz, yazarı daha da iyi tanımak için, mutlaka daha önceki eserlerini de okumalısınız. Şöyle ki;

* Yalnızlık Gittiğin Yoldan Gelir - YKY

* Bir Sen Yakınsın Uzakta Kalınca -YKY

* Ku(r)şun Lezzeti - Sel Yayıncılık

* Annemin Öğretmediği Şarkılar - Sel Yayıncılık

Naçizane fikrimce, bu dördü birden yazarın "chef d'oeuvre"ü olarak kabul edilebilir.

Sevgiyle :o)

Ayse dedi ki...

goddess artemis,
Kitaplarını okudum. En çok etkilendiğim "Yalnızlık Gittiğin Yoldan Gelir" oldu. Sadece bu aforizma kitabıyla, "kişisel" bilgilerine ulaşmış ve hayranlık derecemi artırmış oldum :)

xxxBUKETxxx dedi ki...

Hosgeldinnnn... bende buralardayim temmuz 12 sine kadar goruselim canim...

loungetime dedi ki...

Blog aleminden bir hemşeri çıktı.
Ben de pazar günü Dikili de olacağım. Çandarlı biraz soğuk oluyor, ben bademli tarafını daha çok seviyorum, orda beach ler de var, Dikili nin merkezinde de eğlenmce mekanları var. Gazinolar( çay bahçeleri) da oldukça uygun
İyi eğlenceler

gezicini dedi ki...

sevgili Ayşe,
ben de bu bozkırın ortasından Ege kıyılarına kendimi atmak istiyorum. en kısa zamanda!
Dikili'yi bilirim, pek bi gitmişliğim vardır. hatta oralarda bir kooperatif arsamız olduğu rivayet edilir. güzel bir tatil dilerim sana. resimleri görünce pazara gidesim geldi benim. sessizce uzaklaşıyorum.
sevgiler
gorki

zeya dedi ki...

Ben o gazinoda soğuk gazoz içip yanmış omuzlarımı rüzgara tutmak istiyorum.
Okey de oynayabilirim bu arada...
İyi Tatiller sana
Keyfin bol olsun !!

Evin Kedisi dedi ki...

Son yazımda senin bloğundan bahsettim :)

İnsanı yine sanki oradaymış gibi hissettiren bir yazı yazmışsın.

Ben de şablonu değiştirdim, iki üç gündür vır vır vır değişikliklerle ilgilenip ekleme çıkartma yapıp duruyorum.

Tolstoy gibi klasiklerle neden hiç aram olmadı bilmiyorum. Ağdalı edebiyat sanki beni hiç bir yere götürmedi ve eski dönemlerin o kültürleri hep kasvetli enerjiler çöktürttü tepeme. Türkiye'ye geldiğimde daha az yoğun bir bilgisayar dönemine girdiğim için kitaplara bakacağım. İYi tatiller diliyorum :)

kumralada dedi ki...

ege...bırakılıp gidilmesi zor yer.yaşanılası,görülesi..
dikili'de iyi temsildir:)
tadını çıkarın..
sevgiler

Ayse dedi ki...

buket,
:)arayacağımm!

loungetime,
Yazlığa kafa dinlemeye geliyorum o yüzden beach eğlencesi pek açmıyor ama hakikaten Dikili koskocaman olmuş, her türlü kafaya göre eğlence var gibi görünüyor! Sana da iyi tatiller!

gezicini,
Ama Ankara'yı birilerinin beklemesi lazım di mi?? :P Diki civarında olduğu rivayet edilen arsayı değerlendiriniz, oralar pek bir havalı olmuş!

zeya,
Tam tarif ettiğin gibi gazozlu, okeyli yazlar geçiyor burada, bekleriz!!:)

evin kedisi,
Şablonu halletmene sevindim. Ustaların, klasiklerin yeri ayrı! Farklı zamanlarda okuyunca farklı anlamlar çıkarmak mümkündür, denemekten yılmamak gereklidir kanımca:)

kumralada,
Çok teşekkür ederim. Cennet buralar. Ülkeme hayranlığım artsa da, denizsiz bir şehirde yaşadığım için sinirleniyorum!

aqua dedi ki...

hadi iyi tatiller
canım midye cektı hemen yiyecegım

HMF dedi ki...

of offf:)nasil icim gitti oralara..

www.edasuner.com dedi ki...

Ayşecim canım karpuz çekti valla sayende. Ama kurbağayı görünce kaçtı tabii :) Bu arada sen benim siteyi yandan neden sildin ??

Ayse dedi ki...

aqua,
afiyet olsun!

hmf,
burda yaşamak gerek, ben bu sefer iyice karar verdim..

eda,
ekleyememiştim ki ben daha!:) Fırsat bulunca ekleyeceğim merak etme!

www.edasuner.com dedi ki...

Ok dert değil güzelim ben ekledim haberin olsun. Hee ayrıca 3 temmuzda kanal türk kadınlar kulubüne çıktım şimdide 9 temmuzda var izlersen sevinirim :)
http://www.edasuner.com/basinda-eda-suner-9-temmuz/

Aslı dedi ki...

Yok, çok yakın değilmişiz.

Am midye dolmalar şahane !!!

cornelius dedi ki...

Ben bu filmi daha önce görmüştüm dedirten bi' alıntı...
Demet Akalın-Hande Yener tadındaki çatışmanın özellikle ''Bu kadar okunması tuhaftır.'' cümlesi resmen Tolstoy'un Dostoyevski'yi it gibi kıskandığının göstergesidir.
Hepimiz yahudiyiz,hepimiz Dostoyevski'yiz.

Ayse dedi ki...

eda,
ok :)

aslı,
ege hep ege, farklı zaman dilimlerinde aynı yerler :))

cornelius,
Hahah! Şimdi koskoca Tolstoy için de çekememiş adam dememek mi gerekir aslında ama insan doğası tabi, koskoca Tolstoy bile olsan Dostoyevski'yi çekiştirmekten geri duramıyorsun demek ki! Bize her şey mübah!:)

Emrah ATİK dedi ki...

ege bir tutkudur:)
yoksa insanlık 6000 yıldır mesken edinmezdi burayı.
blogun çok güzel. fotoğraflar özellikle harika...
tebrikler. daha sık uğruycam sanırım:)