6 Şubat 2008

Bu Sinemada: Ayşe ve Nevra Hanımların Emniyet Macerası

Mart başı Ayşegül'ün yanına, Brüksel'e gidiyoruz Nevra hanımla. Gel gör ki bu "gitme" işinin her kademesinde sana "kolay mı öyle gidiyorum deyip de gitmeeeek" diye çemkiren merciiler var. Ben sıradan bir lacivert pasaport sahibi olarak bu aşamaların hepsinden nasibimi almaya artık alıştım. Yine de her seferinde aynı sinire ve bıkkınlığa bürünmemek her yiğidin harcı değil.

Ayşegülcük Brüksel'de çalışıyor, bize davetiye yollacayacak, bildiğimiz bu. Ben aradım Belçika Büyükelçiliği'ni, ne tip dökümanlar getirmeliyiz vize için diye sormak için. (İtalya'ya taşınacağım zaman, düşün artık elinde master kabul belgesi var, okuldan davetiye var, yine de 25 kere konsolosluğa gidip gelmiştim, offf. Bu yüzden, bu sefer gerekli dökümanları ilk seferde eksiksiz olarak götürüp, bir kerede kurtulmak istiyorum bu işten) Belçika Büyükelçiliği yetkilisinin bana verdiği cevap şu oldu: "Önce İş Bankası'na 40 YTL yatırıyorsunuz ve bir pin kodu alıyorsunuz, talep ettiğiniz vize bitiş tarihinden itibaren 6 ay geçerliliği olan pasaportunuzla birlikte bizi arıyorsunuz, o zaman söylüyoruz gerekli belgeleri." E yuh yani. Para yatırmadan gerekli belgeleri bile öğrenemiyoruz! Daha vize işiyle boğuşmaya başlamadık ama Nevra ile birlikte pasaportlarımızın zamanının geçtiğini keşfedince bir Emniyet seferi yapmak farz oldu.

Emniyet'in web sitesinden on-line pasaport başvurusu yapabiliyorsunuz. Nüfus cüzdanı bilgileriniz, T.C. kimlik numaranız gibi bilgiler isteniyor. Tüm bu bilgileri gerekli yerlere doldurduktan sonra bir randevu saati alıyorsunuz (ki mesela 10:42 gibi gayet spesifik saatler bunlar.) Randevu saattinden yarım saat kadar önce gidip vezneye pasaportunuzu uzatmak istediğiniz süreye eş gelen ücreti yatırıyorsunuz. Makbuzunuz, kimliğiniz, kimlik fotokopiniz, fotoğrafınız ve eski pasaportunuzla birlikte saatinizin gelmesini bekliyorsunuz. İşlemizi yaptırıyorsunuz ve süresi uzatılmış pasaportunuzla birlikte Emniyet'ten mutlu mesut ayrılıyorsunuz. Teoride her şey şahane. Pek tabii ki olaylar böyle gelişmiyor.


Nevra Hanım'ın yeşil pasaportu var. Kendisi artık sigortalı bir çalışan olduğu için yeşil pasaportuna elveda demesi gerekiyor. Neyse ki prosedür aşağı yukarı aynı. Ben süre uzattıracağım, o da yeni bir lacivert pasaport alacak. İnternetten başvurumuzu yaptık, randevumuzu aldık. Bir gece önce Nevra bizde kaldı, Emniyet'e bizim evden daha kolay gidiliyor diye. Sabah kalktık, bizdeki printerdan Nevra'nın kimliğinin fotokopisini çektik. Nevra'nın kimlik fotoğrafına çok güldük vesaire. Zaten bu işleri halletmek için işyerinden öğleden öncesi için izin almışız, keyfimize diyecek yok.

Vaktinde vardık Emniyet'e. Ben Nevra'ya "Of inşallah bişey çıkmaz, mutlaka bir aksaklık yaşıyorum ben her dafasında" dedim. O da "Ben çok şanslıyımdır bu konularda." dedi. Oh dedim, iyiki sen varsın o zaman. Vaktinde yetiştik emniyete, 1 senelik uzatma bedelini vezneye yatırdık. Sıramızı bekledik, On-line gişesinde işlemimiz başladı. Ben verdim tüm dökümanları, tamam dediler, saat 1buçuktan sonra gelip alın yeni pasaportunuzu. Ama hani on-line'dı? Şimdi 3 saat daha mı beklemek zorundayım. Evet. Ama öğleden öncesi için izin aldım ben. Yapacak bişey yok. Bekleyeceğiz. Nevra'nın sırası benden sonraydı. Macera burada başladı. Nevra verdi dökümanları. Kimlik fotokopisi var, kimliğin kendisi yok! Nerede? Bizim evde printer'ın içinde kaldı. İşlemi yapan teyze "Merak etme, zaten babanın adını da yanlış yazmışsın!" diyor Nevra'ya. "Nasıl yani" diyor Nevra, "Babanın adı x olmadığına göre!" diyor teyze. Canım arkadaşım Nevra, babasının adı olarak soyadını yazmış. E ne olacak şimdi? Tekrar başvuru yapacaksınız. E madem buraya kadar geldik. On-line olmasın da "manuel" başvuru yapsın Nevra.

Sıra numarası alıyoruz. Daha 30 kişi var. Saat 11 civarı. 12'de öğle yemeği başlıyor. Acaba diyoruz 30 kişilik sıra gelene kadar eve gidip Nevra'nın kimliğini alıp gelebilir miyiz? Hadi deneyeceğiz. Ben de zaten telefonumu evde unutmuşum, işten arayıp bulmayacaklar diye tırsıyorum, onu alırım. Gidiyoruz eve alıyoruz kimliği geri dönüyoruz jet hızıyla. Tam varıyoruz, sıramız 2 kişiyle geçmiş. Öğle arasına 15 dakika var. Yeni sıra numarası alıyoruz (184), ona da daha 30 kişi var. O sırada karton çöp kutusu Ayşe'nin dikkatini çekiyor. Yanaşıyor çöp kutusuna, pırıl pırıl parlayan "161" sıra numarası kağıdına uzanıp kapıveriyor onu çöpün içinden. Hayır hiç utanmıyor. Öğle arasına 5 dakika var. Sıramız gelmiyor ama aradan sonra 2. sıra bizim. 1 saat vakit geçirmemiz gerek. Çok yakındaki Ankamall'e gidiyoruz. Mudo Cafe'de bir çorba içiyoruz. Nevra saate bakıyor, "Aaa 15 dakika kalmış" diyor. Hemen dönüyoruz Emniyet'e. Kapı duvar. Kilitli. Önünde bekleyenler var. Saate bakıyorum, henüz 12:35. "Kızım nasıl baktın saate , daha yarımmış" diyorum. Benim telefonumu gözüme sokuyor bak işte diyor. Ah Nevra diyorum benim telefonumun saati 15 dakika ileri. "Bir insan neden böyle bişey yapar, deli misin nesin?" diye kızıyor bana. Emniyet'in önünde mal mal bekliyoruz 25 dakika. Sabahtan beri o kadar çok girip çıktık ki, kapıdaki görevli bize gülüyor.

Kapılar açılıyor, sıramız hemen geliyor. Nevra kimliğini, doldurduğu başvuru formunu, kimlik fotokopisini, ve son kez gördüğü yeşil pasaportunu görevli kızcağıza teslim ediyor. Kızcağız Nevra'nın kimliğine bakıyor, daha doğrusu kimliğindeki resme ve diyor ki" Sen de hakikaten evrim geçirmişsin, bu resim sana hiç benzemiyor, nüfus cüzdanını değiştir öyle gel!" Artık sinirden gülme tutuyor bizi. Yapmayın etmeyin diyoruz, olmaz diyor. Ben başvurunuzu kabul ediyorum ama pasaportunuzu teslim almaya yeni kimliğinizle geleceksiniz diyor ve formun üzerine kıpkırmızı kalemle "Yeni kimlik getirecek!" yazıyor. "Sen şimdi buradan çıkınca doğru muhtara git, oradan kimlik değiştirme zımbıtısı al, sonra da Kızılay'a git SSK işhanından kimliğini değiştirt" diye akıl veriyor. Bu yerlerin hepsi birbirinden çoook uzak bu arada. "Pazartesi de kimlikleri 3-5 arası teslim ediyoruz ama sana kıyağım olsun sabah 10'da veriyim" diyor. Nevra'nın hayatını karartan bu cümleleri sıralayan kişi gözümüzde kızcağız olmaktan çıkıp bir cadaloza dönüşüyor. Bu sırada benim teslim saatim geliyor, gidip alıyorum yeni pasaportumu. Nevra pazartesi pasaportunu almak üzere Emniyet'ten ayrılıyor. Zaten bilmiyor ki, aslında ehliyetini Emniyet'te unutmuş, pazartesi her türlü gitmesi gerek oraya geri!:)
*

Nevra'nın başına gelmeyen kalmadı kısacası Emniyet'te. İyi ki bi yurtdışına gidicem, bu ne biçim işkence, zaten yeşil pasaportumu da aldılar, bühühühü diye mızırdanıyor canım arkadaşım bütün gün. Şaka gibi bir gün geçirdik. Sonunda pazartesi günü pasaportuna kavuştu Nevra.

Yani neymiş:

*Arkadaşımızın kimliğini printerın içinde unutmuyoruz.

*Babamızın adını çok iyi öğreniyoruz. Sorunca soyadını değil adını söylüyoruz.

*Birinin saatine bakınca, bu saat doğru mu diye soruyoruz.

*Pasaport başvurusu yapmak için sadece öğleden önce için değil, akşamüstüne kadar izin alıyoruz.

Şimdilik huzurlu ve mutluyuz pasaportlarımızla ama bu hafta içinde vize tantanası başlayacak. Ki ben onun bundan daha sorunsuz geçmesini pek beklemiyorum. Daha seyahat sigortası vaaar, banka hesap cüzdanları vaaar, işyerinden antetli imzalı kağıtlar, sigorta bilgirgeleri vaaaar. Bu kadar şeyin üzerine vizeyi yine de alamamak var. Yurt dışına çıkmak bu kadar zor olmamalı. Başaracağız Nevracım metin ol.

9 yorum:

farawaysoclose dedi ki...

Merhaba, arkadaşına çok önemli bir uyarı, sakın yeşil pasaportunu teslim etmesin. üzerine "geçersizdir" filan damgası bassınlar, iptal etsinler ama fiziki olarak onda kalsın. daha sonra lacivert pasaport ile konsoloslukta vize başvurusu yaparken, yeşil olanı da yanında göstersin, "bakın ben şu şu ülkelere daha önce giriş yapmıştım" diye kanıtlasın.
hiç olmadı, pasaport görevlileri yeşil olanı mutlaka almak zorunda olduklarını mı söyledi? o zaman teslim etmeden önce yeşil pasaportun tamamının bir fotokopisini çektirsin, ileride yine bir vize başvurusunda işine yarayabilir
kolay gelsin:)

Goddess Artemis dedi ki...

Tanrı kolaylıklar versin, ne diyeyim... Yurtdışına turla ve turistik amaçla çıkmaya kalkışılsa bile, binbir türlü zorluk çıktığını, bu ülkenin bir bürokrasi cenneti olduğunu artık Sağır Sultan bile biliyor. Yalnızca vize konusunda yabancı konsolosluklar değil, kendi makamlarımız da bu konularda oldukça iddialı.

Şeytan diyor ki, git ve dönme bir daha!

Esterhazy dedi ki...

Cogu Turk gencinin vize konusunda muhtesem deneyimleri var bu ulkede. Ben mesela danismanlik verebilecek kadar uzmanlastim, o kadar diyeyim.

Vizeyi mutlaka alirsiniz, ondan eminim ama alana kadar insanin agzinin tadini bozuyorlar iste, senin de bildigin uzere.

Pasaport maceraniz size cok daral getirdiyse de okumasi cok eglenceli idi. Vize maceralarini 4 gozle bekliyoruz :)

titrekkelebek dedi ki...

ayyy çok güldüm çok eğlendim çok daraldım heyecanlandım kalbim sıkıştı falan
bunların hepsi yazdıklarını okurken oldu yanii:))
iyiki şanslıymış nevra şanssız olsaydı daha neler olabilirdi düşünemiyorum:))
size kolay gelsin şimdiden
yeni maceralarınızı bekliyorummm

Kirpikteki Gözyaşı dedi ki...

Evet! Vize almak bu kadar zor olmamalı! Kasım ayında pasaport ve vize maceraları yaşadım ben de. İş yerinden bir sürü evrak hazırla, bir heyecanla konsolosluğa git, 3-4 gün bekle! Ne o 1 hafta yurtdışına çıkacağım! Çok zor iş! Şimdi yazın yine yurtdışına çıksak diyoruz ama aklıma vize konusu gelince canım sıkılıyor:( Kolay gelsin Ayşecim ama bence de alırsınız:)

dilayra dedi ki...

aynı benim 2 yıl önceki tecrübelerim.. Nevra ile başbaşa verip ağlayabilirmişiz ayşecim.. pazartesi de benim emniyette pasaport uzatma harekatım var. bıktım her yıl uzatmaktan. son 2 yıldır elektronik, çipli sisteme geçilecek diye 3-5 yıllık uzatma yapmadım, ama hala bir halt olacağı yok!

ayçobanı dedi ki...

Vize tantanasi üzerine yazilmis bir yazi ve anida bende var!! Emniyette gecirilen ve yenilenemeyen sürücü belgesine dair de!! Yazmistim bir ara. Cok iyi anliyorum o yüzden yasadiklarinizi...

Belcika'dan gelecek olan davetiyeniz cok önemli. Eger sistem birbirinden cok farkli degilse bura ile (hos Italya ile farkli mesela, Schengen de olsa farkliliklar olabiliyor) arkadasinizin yabancilar ofisine giderek sizin icin davetiye almasi gerekioyr. Davetiye cok önemli!! Oraya buraya bir dolu minik masraf yapmaniz gerekecek ve de biraz kosusturmaca...Ama ucaga bindiginizde hepsini unutacaginizdan eminim :)) Bol sans diliyorum!!

Not: Bir de yeni pasaporta bu sefer gercekten sene sonunda gecilecekmis. Matbaa isleri icin makinalar vb. alinmis!! Henüz uzatmamis olanlar 1 seneden fazla uzatmasin derim...

sihirlieller dedi ki...

ankarada iks diye bir şirket var.ben iş görüşmesine gitmiştim.konsolosluk vize işlerini dışardan yapıyor.ama çalıştığı bazı ülkeler var yinede internet sitelerinden araştır derim.ücret karşılığı yapıyorlar.

Ayse dedi ki...

farawaysoclose,
önemli bir bilgi bu, teşekkürler, söyliycem ona!

goddess artemis,
bu işlerin biraz daha insanca yürümesi çok mu zor diye düşünüyor insan.

esterhazy,
daha şimdiden trajikomik şekilde seyrediyor vize macerası. Vallahi işim gücüm bu oldu. Puff.

titrekkelebek,
şimdi de alırız vizeyi ya ben şanslıyımdır diye dalga geçiyor :))

kirpikteki gozyaşı,
:)1 aylık ön çalışmanın karşılığı olarak 3-4 gün tatil kazanacağız!

dilayra,
:))çipli sistem, evet diyorlar öyle bişey, şuanki duruma bakarak bilim kurgu filmi gibi görünüyor.

aycobanı,
davetiyeden vazgeçtik gibi, rezervasonla gitmeyi düşünüyoruz ama hala düşünüyoruz. bakalım! :)

sihirlieller,
evet duydum. aradım ama beni belçika konsolosluğuna yönlendirdiler, anlamadım :))