13 Ekim 2008

cucinando cucinando..

Yaşasın! Ben sonunda yemek kursuna başladım! İlk derste grissini, kremalı-peynirli bir antre, brokoli çorbası, pırasa yatağında somon tartar yanında havuç ve ıspanaklı patates püresi ve iki çeşit creme brulee yapmayı öğrendim. Grissiniyi hemen evde de yapmak istiyorum çünkü tahminimden çok daha kolaymış. Brokoli çorbası ise benim bildiğimden farklı da yapılabiliyormuş. Krema yerine süt, patates yerine kereviz koyunca çok daha hafif oldu. Somon tartar öğrendiğim ilk sofistike yemek olarak tarihe geçecek. Ki hakikaten hem lezzeti hem de görüntüsü itibariyle harika bir yemek. Creme brulee ise ne yazık ki evde yapması pek mümkün olmayan bir şey. Eğer ki üzerinde yanık şeker tabakasını istemezseniz yapılabilir ama; hem de çok kolayca. Alev tabancası ile yakılıyor şeker, belki de becerikli insanlar bunu fırında da yapabiliyorlardır. Yemekleri yapıp sonra da bir güzel yiyoruz :)

Kursa cumartesi 10-13 arası gidiyorum. Sanırım akşam saatinde gitmek biraz daha iyi bir fikir olabilirmiş çünkü iş çıkışı derslerde şarapları açıp bir yandan yemek yapıyorlarmış. Biz anca öğle yemeğine yetiştiğimiz derslerimiz için çok mümkün görünmüyor bu. Yine de sohbet ederek, bilmediklerimize gülerek oldukça eğlenceli bir ilk ders geçirdik. Haftaya da kendimiz makarna hamuru açacağız. Tahmin edersiniz ki bu beni şimdiden heyecanlandırıyor! :)
*
*
*
Fotoğraflardan gördüğünüz gibi daha ilk dersten makinayı çıkarıp bütün ders fotoğraf çektim. Sanırım bu işin içindekiler bunu pek tuhaf bulmuyorlar. Hatta Şef çektiğim fotoğrafları ona da göndermemi istedi!

Havalar soğumaya devam ederken hala kortlarda oturulabilen okuluma gittim bugün. Ankara'da en sevdiğim yerin ODTÜ olduğuna karar verdim evimden sonra. Kortlarda çay içtik. Tanıdık bir sima görememenin tuhaflığını düşündüm. Zaman su gibi akıp gidiyor. Şimdi kortlarda oturanlar bizden 8 yaş kadar küçük mesela.
*
Gideceğimiz bir sonraki filme kimin karar vereceğini belirlemek için tavla oynadık, ben kaybettim. Yarın Dinle Neyden'e gideceğiz bu yüzden. Belki de güzeldir. Ben Vicdan'a gitmek istiyordum daha önce. Elegy ise bazılarına sıkıcı gelebilir ama ben sevdim. Bir de sanırım her zaman çok beğendiğim Penelope Cruz'a bu sefer aşık oldum. Ne güzel, bu sene harika Türk filmleri izleyeceğiz. Sırasıyla 24 Ekim'de Üç Maymun, 29 Ekim'de Mustafa (iyi hoş da neden Goran Bregoviç yapmış ki müzikleri?), Issız Adam da 7 Kasım'da gösterime giriyor. Une Belle Histoire'li fragman içimi kıpır kıpr yaptı. Lakin o güzelim şarkı benim mutluluk şarkılarımdan biridir ve sanırım Çağan Irmak da böyle düşünüyor ki şarkıyı Çemberimde Gül Oya'da da bol bol duyduğumu hatırlıyorum. Havalar soğudukça sinemada yaşayalım, artık sinemalarda frigo da var hem.

Ailece Popstar Alaturka seyrettiğimiz şu dakikalarda televizyondaki atkuyruklu yarışmacı "Aşk Çemberi" isimli şarkıyı icra ediyorken annem de "Bu şarkıyı kim söylüyordu?" diye sordu. Ben de "Robert Hatemo" demiş bulundum. Robert? Maşallah bütün ev yerlere yattı, sanki çok komik! Asıl Rober nedir ya, Rober nasıl isim? Tövbe tövbe.

Herkese iyi pazartesiler, yarın sabah yataktan kolay kalkmalar.

9 yorum:

Adsız dedi ki...

tebrik ediyorum seni, benim de en büyük hayalim olan yemek kursuna başlamış olmadan ötürü...
yemek kursu maceralarını ve tabiki tariflerini merakla bekliyorum, paylaşacaksın değil mi:))
ayşe.

ruhdagı dedi ki...

İki senedir takipteyim bloğunuzu yorum yazmaya gerek duymamıştım ama nihayet gerekti :)

Geç bile kaldınız kurs için. Fotoğraflarda çok hoş.

Ayrıca, İstanbul'lu biri olarak bana Ankara'yı daha sempatik hale siz getirdiniz.
Zira Ankara benim için, çocukluk anılarımda dede ziyareti yapılıp gençlik parkında bugi bugilere binilen ve iç sıkıntısıyla geçirilen bir kaç günden ibaretti.

Selamlar.

seda dedi ki...

nerdeyse aynı film listesiyle film sezonunu açmayı düşünüyorum ben de.

dinley neyden: haksızlık etme, tasavvuf ve mevlana adına yapılmış iyi bir filme benziyor. hem yönetmeninin fransız olduğunu biliyor muydun? değişik bir yorum olacaktır.

elegy: penelope'den de önce 'ben kingsley' var. house of sand and fog filmini izlemiş miydin? kingsley'e orda hasta olmuştum. izlemediysen, bulamazsan haberdar et. ben de ankara'dayım :)

mustafa: sırf can dündar'a güvendiğim için..

üç maymun: sırf nuri bilge'nin fotoğraf gibi görüntüleri için. nuri bilge, cannes'dan önce de süperdi ki.

ıssız adam: ilk kez senin sayende haberim oldu. sağolasın :) hatta şimdi fragmanına baktım da, kızın adı "ada" imiş, hani ıssız ada'm gibisinden de güzel çağrışım olmuş.


başka bi de reha erdem'in yeni filmi var, ismi "hayat var". o ne zaman vizyonda olacak bilmiyorum ama.

:)

aqua / ~~denizbahcesi~~ dedi ki...

somonun tarifini yazsana lütfeeennnnnnnnnnnnn

Trofolo dedi ki...

Vay Ayse, yemek kursu :)
Gelismeler var :)
Yanliz bu somon tartar falan geciniz ole isleri, olmaz.

Ayse dedi ki...

ayşe,
darısı başına diyim o zaman. yazarım tarifleri tabii ki :)

ruhdağı,
mutlu oldum, teşekkür ederim!

seda,
dinle neyden'de oldukça sıkıldığımı söylemek isterim! elegy'yi çk beğendim. house of sand and fog da sevdiğim filmlerdendir. diğerlerini izleyip göreceğiz artık, reha erdem'in filminden haberim yoktu, sağol! :)

aqua,
yazarım tabii ki, baya kolay :)

trofolo,
insanlık için küçük benim için büyük. neden olmasın somon, ben çiğ bile yiyorum oysa ki :)

cCc dedi ki...

yemek kursu mu süppermiş tam senlik :) Hayır olsun demekl de bizlere düşüoo ..

Trofolo dedi ki...

Aysecim yap soyle bir "begendi" gorelim. Somon tartar, steak tartar gibi sonradan bize ittirilmeye calisan seylere itibar etmeyelim lutfen. Disimizin kovugunu doldurmaz bunlar. Banu Alkan'in dedigi gibi "Smoked Salmon" yiyelim her sabah kahvaltida, ona can feda..

sunthing dedi ki...

Ben de tarifleri istiyoruuum :)