29 Aralık 2008

rüya ersavcı diye biri vardı eskiden.

Yeni bir yıla giriyoruz. Haliyle gazetelerde her sene yayınlanması farz olan 2009 yılı için burç yorumları var. Bugün onları okurken balık burcu olmadığıma sevindim çünkü gerçekten çok sinir şeyler yazmışlar. İnsan inanmasa da okuyunca ne gerek var diyor. Hayat onları sınayacak, Ekim'den sonra rahatlayacaklar gibi şeyler. Ekim nere Ocak nere. Ben astrolog olsam ve bunları görsem (gerçekten böyle bir şey varsa tabii) bile yazmam. Yani bir insan hayat onu sınayacakmış bilse ne olur, bilmese ne olur. Ben burçlara inanmam, burcumun özelliklerini de fazla bilmem zaten. (Koç burcuyum, yükselenim de Koç -bakın inanmıyorum ama yükselenimi bile biliyorum!) Nevra'yla burcumuz aynı. Ben hep birbirimize benzemediğimizi düşünürdüm ama galiba yaşımız büyüdükçe birbirimize benzemeye başladık. Beraber zaman geçirmekle de ilgili olabilir bu..

Aslında düşününce zaten pek mümkün olmayan bir şey dünyada yaşayan tüm insanları 12 kategoriye ayırmak. Yine de sevgilinizle burç uyumunuza bakmak nedense zevkli bir şey. Eğer bu garip şeyleri fal, rüya ve burç olarak üçe ayırırsak (ne alaka demeyin bana hep bunlar bir şekilde alakalıymış gibi gelir) en çok rüyalarıma itibar ettiğimi söyleyebilirim. Şimdi astrolojiye inananlar kendi abuk rüyalarımla bazılarınca bilim sayılan astrolojiyi bir tuttuğuma kızabilirler ama sonuçta yıldızlardan ve onların nereye nasıl saptığından daha gizemli ve manidar geliyor bana uyuyunca gördüklerim. Gerçi rüyama teşrif etmiş her tür olay ve nesnenin anlamlarını merak içinde araştırıyor olsam da henüz beni şaşırtacak bir olayla karşılaşmadım. Mesela bilinen şeyler var. Ayakkabı veya arabanın içinde olmak sıkıntı diye bilinir. Hamilelik de öyle. Anneme rüyamda ayakkabı gördüğümü söyleyince hemen giyip giymediğimi ve ardından hemen çıkarıp çıkarmadığımı sorar :) Bense ayakkabıları çok seven biri olarak rüyamda ayakkabılara karşı nötr kişilere göre elbette daha çok misafir ediyorum onları. Olan da anneme oluyor. Neyse işte ben pek fal bakamam, burçlardan da anlamam ama rüya yorumları konusunda kitap yazabilirim :))

Senelerce rüya görmeden yaşadım desem yeridir. Artık genelde güzel rüyalar görüyorum. Oldukça detaylı oluyorlar. Kişileri çok net görüyorum mesela. Diyaloglarımız mantıklı oluyor. Hatta bazen olaylar o kadar gerçekmiş gibi oluyor ki, uzun zamandır göremediğim sevdiğim biriyle gerçekten buluşmuş gibi hissediyorum kendimi; mutlu uyanıyorum. Hatta neden şöyle demedim, böyle demedim bile diyorum :) Bir de tabi rüyada mantıklı olma durumunu fazlasıyla abarttığım durumlar oluyor. Mesela rüyamda biri beni biryere çağırıyor. Canım gitmek istiyor ama işim olduğu için gelemem diyorum. Salak Ayşe, rüyadasın ne işi, git işte. Geçen gün bir rüyamda bunu yaptığım için pişmanım mesela. Rüyamın gidişatını değiştirebilirdim :) Bir de ben bazen rüyada olduğumun bilincinde olarak rüya görüyorum. Mesela sıkıntılı bir durumdaysam kendimi "nasıl olsa birazdan uyanıcaksın, takma" diye rahatlatıyorum. Ama bunu aklımdan geçirince hemen uyanıyorum. Rüyada olduğunu anlayınca rüyanın büyüsü bozuluyor.. Zaten bişey de içine gereçeklik girince bozulmasın di mi?

Matrix'te ise Tunus caddesi'ndeki Flat'e gittim, yemek kursunda kestaneli hindi rulo ve iç pilav yaptım, haftasonu bir düğüne gittim, düğünde eğlenememe sorunumla kendimi yalnız hissettim, sonrasında ise Ankara'daki Sortie'yi görme şerefine eriştim (tabii ki bi halt yoktu ama eğlenceliydi yine de, gelinle birlikte gidince komik oluyor), odamı bir milyonuncu kez topladım (eski haline dönmesi kaç gün sürecek merak ediyorum), bizim burası kar yağınca baya güzel oluyor, Doruk'la güzel bir kar yürüyüşü yaptık, kar yedirme saldırısı yaştan bağımsızmış.

Bir de süper pratik damla sakızlı muhallebi yaptım, harika oldu! Normalde tarifleri yazmaya üşeniyorum ama gerçekten çok kolay; bunu hemen anlatayım siz de yapın. 1 lt civarı süte 3/4 su bardağı un ve 3/4 su bardağı toz şeker ve 1.5 çorba kaşığı sakız reçeli ekleyip kaynatıp muhallebi kıvamına getirin. Ateşten almadan önce 20 gr kadar tereyağını muhallebiye yedirin ve kaplarınıza boşaltın. Oldukça az tereyağıyla yaptım bu yüzden çok hafif oldu. Üzerine fındık, kuru üzüm ve taze nane koydum. (tereyağıyla unu önceden kavurmadığım için un kokusu olacak diye korktum ama olmadı) Hazırlama süresi 10 dakika :))

Fotoğraflar ise sırasıyla 1. Kuğu ekler (şu hamurundan ve pastacı kremasından) Yamuk yumuk oldu zavallı. Hamur sıkmak için herhangi bir aletiniz yoksa böyle oluyor. Kendime yıkanabilir bir hamur sıkma torbası ve 12li duy seti aldım, artık her türlü hamura karşı hazırlıklıyım. İnsanın siniri bozuluyor harika bir hamur ve krema elde ediyorsunuz ama onu istediğiniz şekle sokamadığınız için tadı güzel ama tipi çirkin bir şey çıkıyor ortaya. Neyse, biraz uğraştırıcı olsa da bu kuğuları tekrar denemeliyim.. 2. Kış bahçesi. Cevizlerimiz ve ışıklarımız. 3. Kursta yaptığımız hindi ve pilav.

Neredeyse herkesin yılbaşı hediyesi hazır ve gece ne giyeceğime de karar verdim. Bu durum hiç ben gibi değil, şaşkınım! :)

3 yorum:

Moda-Yemektarifleri dedi ki...

merhabalar,

bloğunuzu keyifle izliyorum.bende ankaradan bir blogcuyum merak ettim yemek kursunuz nerede bende uzun süredir farklı tatlar yaratmak için gitmek istiyorum..

dilayra dedi ki...

ayşecim, ben de bir akrep burcu olarak 2009 yılına ait yorumlardan hiç mi hiç haz etmedim. dediğin gibi inanmıyorum bende çok, okuduktan 10 dk. sonra aklıma bile gelmiyor unutuveriyorum. ama yine de sinir oldum okurken!!
şimdiden iyi yıllar sana:)

funda dedi ki...

resimlere ve özellikle cevizli olan resme bayıldım bittim :)
bu rüya işine de katılıyorum arabaya binmek de maddi sıkıntı anlamına geliyor ayakkabı da normal sıkıntı ...
bir de rüya sonunda iyi hissederek uyanıyorsam iyidir ama kötü hislerle uyanıyorsam korkuyorum sonunda çıkıyor çünkü rüyalarım...
bu arada 2009 un en şanslı burcu kova olacakmış ben de burçlara inanmasam da kovayı severim bi oldum olası bir de üzerine şanslı filan deyince gevşedim duyunca :)