12 Kasım 2009

Bye bye happiness!

İşyerimin yan binasında minik bir kolej var. Butik kolej denen bir şey varsa, burası öyle bir yer. Sanırım 8.sınıfa kadar eğitim veriyor, lise yok. Okulda topu topu 50-60 öğrenci var. Benim odam okulun girişine ve bahçesine bakıyor; böylece okullar açıldığından beri bayağı şaşırıyor ve eğleniyorum. Ya okul düzeni çok değişmiş, ya da burası gerçekten enteresan bir okul.

*
Okulların açılmasıyla beraber, sessiz sakin muhitimize renk değil, gürültü geldi. Çünkü çocuk sesi her ne kadar güzel bir şey de olsa; bu veletlerin zaman zaman sadece ses çıkarmak için bağırdıklarını ve çığlık attıklarını düşünmeye başladım. Teneffüs vakti sanki çığlık yarışması gibi oluyor. Okuldayken teneffüsler hep kısa gelirdi bana, demek ki komşular delirmesin diyeymiş. Öğretmenlik mesleğinin kutsallığına daha bir içten inanıyorum. Çocuklar da çok şirin ama. 1 metre hepsi :)
*
Okulun forması turkuaz renkli sweatshirt. Bahçeye bakınca turkuaz renkli cücelerin koşuşturduğunu görüyorum. Zaman zaman Şirinler'in setinde yaşıyorum gibi hissediyorum. "Yeter çığlık atmayıııın, kafam şiştiiii!" diye bağırsam benden ala Gargamel olmaz.
*
Okulun zili inanılmaz. Teneffüse "Hababam Sınıfı" melodisiyle çıkıyorlar. Hani şimşeği görüp de gök gürültüsü beklersiniz ya; ben de Hababam Sınıfı müziğini duyup, çığlıkları bekliyorum. Ama asıl bomba şimdi geliyor: Ders zili "Bye bye love, bye bye happiness, hello loneliness, i think i'm gonna cry.." diye devam eden şarkı! Bu kadar komik bir şey olabilir mi? Sanırım bunu mizah duygusu oldukça gelişmiş biri ayarlamış. Çocuklar zilin ne dediğini anlasalar herhalde şapşallaşırlar. "Bye bye happiness" şarkısı eşliğinde hepsi kös kös sınıfa giriyor. Ne yalan söyleyeyim, ben oldukça eğleniyorum o sırada :)
*
Okulun kolej olmasından mıdır bilmiyorum -gerçi biz de koleje gittik güya ama hiç böyle bir şey görmedim- her sabah 4-5 öğretmen kapıya dizilip çocukları karşılıyorlar. Sanırım bu komite genelde sevilen ve eğlenceli öğretmenlerden seçilmiş. Çocuklar okula girerken "Aaaa merhaba, nasılsın, iyi misin, aman da aman" yapıyolar; çocuklar da haliyle hoplaya zıplaya binaya giriyorlar. Dı. Bu, okulun ilk 1 ayı boyunca böyleydi. Çocuklar bir keyif, bir eğlence içinde.. Sanırım sonra bu minik kafalar, buraya gelip gitmenin öyle geçici bir şey olmadığını fark ettiler. Şimdi sabahları o komiteyi yemez oldular.
*
Geçen sabah okula annesi tarafından bırakılan bir çocuğun okula girmeme mücadelesine tanıklık ettim. Bıcırığın arabadan çıkmamak için koltuğa var gücüyle yapıştığına, daha sonra annesinin kolunda yerde süründüğüne ve son çare olarak caddenin ortasına boylu boyunca serildiğine gözlerime inanamayarak şahit oldum. Kadının mücadelesi beni karşıdan seyrederken bile 2 dakikadatüketti. Ne zor iş gerçekten. Allahtan karşılama komitesi kadının yardımına yetişti. Çocuğu animasyonlarla okula aldılar. Kadın da omuzlar çökük halde kös kös döndü arabasına. İnsanın ömründen ömür gider vallahi.
*
Bir de pencereden gördüğüm kadarıyla artık dersler powerpointte işleniyor. Tahtaya bir kalemle yazılıyor, o yazı bilgisayara kaydedilebiliyor, bilgisayarla silinebiliyor filan. İnanılmaz teknolojik. Ara sıra toplu halde sınıfı gözetlememize rağmen hala işin içinden çıkamadık. Muhtemelen o ders çıktıları da öğrencilerin eline tutuşturuluyor. Yani, vay bizim tahtadan deftere yazı geçirdiğimiz yüzlerce saate!
*
Eğitim sistemimiz hakkındaki son gözlemlerim bu şekildeydi. Esen kalın.

17 yorum:

Adsız dedi ki...

Bu yazı çoook güzeldi. Favori yazım oldu. Sevgiler

kip dedi ki...

ben liseden mezun olurken projektör teknolojisine anca kavuşmuştuk. o da haşaa her sınıfta değil, biyoloji lab.ında falandı. büyük ihtimalle o kolejde öğretmenler haftalık öğrenci gelişim raporu hazırlayıp velilere veriyorlardır. artık anaokulları öyle mesela. kızınız bugün pilav yedi, mercimek yemedi gibi günlük rapor tutuyor öğretmenler.

control freak anne babalar için ideal aslında.. ama bilemedim.

Burcu-Mutfak Camı dedi ki...

Harikaydı yazı çok güldüm :O). O kös kös giden kadını ve çocuğun hallerini gözümde bire bir canlandırdım çünkü anaokuluna başladığında bir ay boyunca benim velet de aynısını yapmıştı bana :O)

Nesrin Mutlu dedi ki...

Çok güzel yazmışsın, gözlem gücün harika. Diğer Yazılarından da belli oluyor zaten:)

Bal Sultan dedi ki...

ben da çok beğendim :), bizim ofisin yanında da bir özel okul var, çok iyi gözlemleyemiyoruz ama zilleri dönüşümlü olarak "üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur" ve hababam sınıfı melodisi, demek ki okul zillerinde son trend bu :)
sevgiler.

Fashioncholic Girl dedi ki...

o tahtalara akıllı tahta deniyo çok güzel bişey valla dershaneden biliyorum :D onun dışında ben de anasınıfından 8. sınıfa kadar kolejde okudum ot gibi gidip geldik okula :D 2 yıl önce de gazi anadoluyu kazandım , aynı şekilde devam ediyorum :D mavi sweatshirt'ler iyiymiş ama :D bi de o okul zili :D hangi okul bu ?

cometa dedi ki...

ayşecim bizi karşılayan komiteyi nası unutursun:)

şenöz hocalı, melih bodurlu:)))

Topsy Kretts dedi ki...

ben doktora derslerimi o bahsettiğin tahtada alıyorum ve hiç mi hiç güzel birşey değil. Hep bir tarafında bir sorun çıkıyor. En güzeli tebeşirli kara tahta.

gamze dedi ki...

biz lisedeyken tepe göz vardı :)
gözlem gücün harika.

Tombuk dedi ki...

O zili bulanı ayakta alkışlıyorum. hehehe :))

aqua / ~~denizbahcesi~~ dedi ki...

Ahh ahhh Aysecım sen 60 kısılık okula gurultulu mu dıyorsunnn??? Benım calıstıgım okul 2500 kısılık maruz kaldıgım sesın desıbelını hayal bıle edemezsın!!!!!!!!!!! Eve gelırken arabada müziğe bıle dayanamıyorum .Esım hep sıkayet edıyor hcbırseyın sesını actırmıyorum dıye!!!
Evet kesınlıkle 7.sınıfa kadar durup dururken cıglık atmaktan zevk alıyorlar 7.sınıfta evrım gecırıp ask-meske daha cok kaydıkları ıcın o ozellıklerını kaybedıyorlar :) bahsettıgın de ''akıllı tahta'' olmalı.ogretmene cok kolaylık saglıyor!

derya dedi ki...

ben de öğretmenim, aynen dediğin gibi ziller pek bi enteresan...benimki anadolu lisesi, büyükler güya ama çocuk hep çocuk...bebişlerim diye seviorum 18 yaşındaki adamları:))

YILDIZNAF dedi ki...

Ayse harikasin, beni cok guldurdun.

k.i.s.d. dedi ki...

Çok güzel yazı diye yorum bırakıcaktım ama zaten herkesler yazmış, bu da nokta olsun bari.

Adsız dedi ki...

cidden çok güzel bir yazı. insanda o derslerle bir mutluluk kalması imkansız. Bir de okula başlama yaşını aşağı çekmeye çalışıyorlar. Çocuklara yazık. Ben de endüstri mühendisliği öğrencisiyim ve maalesef bugünkü matematik sınavından sonra "bye bye happiness" dedim :(

Adsız dedi ki...

Yazi muhtesem, biz de kolej'de okuduk ama bizim ziller bildiginiz zil idi. Baska turlusunu hic gormemistim, cok merak ettim bu okul hangi okul? Fransiz okulu falan mi? Bana pek Turk usulu gelmedi anlattiklarin. Bu yazi benim de favorim oldu, super gozlem gucu, zaten bu site insana yasama sevinci veriyor...

badem dedi ki...

selamlar,sizi okuyorum bir süredir kendi kendime.
bu yazınızı da keyifle okudum, turuncu cücelerden, yerlerde sürünen çocuğa kadar hepsini gördüm sanki,seyrettim. çok tanıdık bir görüntü benim için o, ben de öyleymişim küçükken, zavallı annem...ters yönde ama. aynı şekilde uğraşmak zorunda kalıyordu okuldan eve dönmek istemeyen hiperaktif çocuğuyla. cık cık, ne günlerdi..
anne olmak=sabır.
o tahtayla da üniversitede tanıştım. çok iyi ama öğretmenlerin amatörlük döneminden dolayı pek verim alamadık.
çocuk sesi çok fena eziyet.
sabırlar dilerim size de, sevgilerle.