13 Mayıs 2010

la scuola

Duman konseri eğlenceliydi. Zaten sanırım ne olursa olsun eğlenecektim çünkü şenliğe gideceğim için bütün gün boyu mutluydum. Demek ki bu zamanla azalmıyor. Mezun olalı 5 sene oldu, hala heyecanlanıyorum. Saat anca 8'de okula girebilmiş olmama rağmen, ODTÜ Şenlikleri 2010'dan ilk anılarım şu şekilde:
*
- Şenlik konser programı vasatın üzerine çıkamıyor. Duman ve Yeni Türkü gibi vefalı ODTÜ grupları haricinde bir tane bile "Yaşasınn!" denecek grup olmuyor programda ki bu sene Yeni Türkü de yok. Yanı başımızdaki Hacettepe her seneki gibi harika işler yapmaya devam ediyor. Cuma akşamı MFÖ var, oraya gideceğiz, çünkü kendi okulumuzda Leman Sam var. Allah aşkına hala Leman Sam dinleyen biri var mı şu dünyada?
*
-Aldığımız iki şişe şarabı arabada stepnenin durduğu gizli bölüme sakladık. Arabaları çılgınca aradıklarını duydum ama sonra ne oldu? Daha giriş kapısındaki konvoya varmadan kapıdaki amca bana kimlik bile vermeden geç işareti yaptı. Kimse arabamı durdurmadı, aramadı. "Ne var bunda?" diyebilirsiniz. Muhtemelen (bir mezun olarak bile) ODTÜ'ye girmenin Pentagon'a girmekten daha zor olduğunu bilmeyen birisiniz. Arabadan inmeme bile gerek kalmadı. Nevra kapıdan geçtiğimiz sırada diplomamı havaya kaldırdığını söylüyor. (Evet hala mezun kartım olmadığı için şenliklere yanımda diploma götürmeye devam ediyorum.) İşe yarayan ne oldu bilmiyorum ama giriş kısmını hakikaten rüyamda görsem inanmayacağım kadar kolay atlattık.
*
-Quick China şenlik için ODTÜ'ye stand açmış. Bu enteresan bir olaydı. ODTÜ'de şenliklerde daha önce herhangi bir markanın standını görmemiştim. Genelde gündüz saatlerinde ev yapımı mercimek köftesi, kısır vb ve akşam konserden önce köfte-ekmek ve döner görmeye alışığız. Quick China standının önünde upuzun bir sıra vardı, tam neler satıldığını göremedim. Biz ıslak hamburger yedik. Fiyatı 2 TL idi.
*
-İçkileri stadyuma sokmak ayrı bir macera. Çünkü güvenlik stadyum girişinde çantaları arıyor. Önceden birileri giriyor, siz de çitlerin üzerinden içkinizi onlara uzatıp, daha sonra elinizi kolunuzu sallayarak giriyorsunuz. Bu sırada güvenliğe yakalanmıyorsunuz tabii. Biz iki şişe şarabı bu yöntemle içeri soktuk. Birazcık stresli oldu, neredeyse yakalanıyorduk ama yakalayınca ne yapıyorlar onu da bilmiyorum. Çantamdaki tirbüşonu bulsalar ne diyeceklerdi ya da ben ne diyecektim onu da bilmiyorum.
*
-Ayşegül artık evli bir insan olduğu ve aile yemeğine katılması gerektiği için konsere gelemedi. Bu da Ayşegül'ün evli olduğunu ve hayatımızın eskisi gibi olamayacağını idrak edişim oldu.
*
-Kardeşim Mert de benimle birlikte konsere geldi. Mert benimle pek takılmaz. Kendisi ailenin "cool" kişisidir. Arkadaşlarımla ilk defa bu kadar uzun vakit geçirdi. Gecenin sonunda "Çok eğlencelilermiş, ben artık seninle daha çok takılıcam." dedi, dünyalar benim oldu. Hatta evde annemlere geceyi anlatırken, arkadaşlarımın bazılarının "evli olmalarına rağmen (Didem bu sizsiniz herhalde!) eğlenceli" olduklarını söyledi :) Bana da aynen böyle gelirdi eskiden!
*
-Konser sırasında stadın arkasında bir grup pankart açıp meşaleler yaktı. Ben de Mert'e "Bak bir şeyleri protesto ediyorlar. Şenlik zamanı mutlaka olur bu gösterilerden..." diye anlatıyordum ki pankartı açan grup "ODTÜ'lü Kartallar" çıktı.
*
-Bir ara yanımıza biri kız, biri erkek iki genç geldi, sigara istediler. Tam sigaraları verecekken kafamızın da oldukça iyi olmasının etkisiyle çocukları "Siz öğrenci misiniz şimdi, ne şanslısınız, hangi bölümdesiniz?" diye soru yağmuruna tuttuk. Sorgumuz sonucu gençlerin ODTÜ ile hiçbir alakaları olmadığını, hatta lise öğrencisi olduklarını öğrendik. Yine kafamızın iyi olması sebebiyle (yoksa çok aklı başındayızdır, biliyorsunuz) 10 kişi, 2 zavallıcığı rahat bırakmayıp "Sizce biz kaç yaşında gösteriyoruz?" diye sıkıştırdık. Sigaralarını alıp gitme derdinde görünmeyen gençler kafalarına göre sen 21, sen 30, sen 26 diye saydıkça da çok eğlendik. Sonra sigaralarını alıp gittiler. (Lise çocuklarına sigara veriyoruz evet, kötü insanlarız.)
*
-Fotoğraf makinemin şarjı üstteki fotoğrafı çekmemle bitti. Gün boyu o kadar şanslı olmamın sonunda böyle bir şey olacağı belliydi :)
*
Şenliğin ilk günüyle ilgili anılarım bu kadar!
Şimdi okuldan haberler bülteni.

-Geçtiğimiz günlerde Doruk'la okulda yürüyüş yaparken ODTÜ Mühendislik Günleri'nin çeşitli yerlere asılmış ilanlarından bir tanesine takıldım. "Dünyayı ve içindekileri hiçe sayan şirketler değil "iyi" olan kazansın" yazıyordu. Tamam, tabi dediğin gibi olsun da, üzülerek söylemeliyim ki, siz mühendis olunca olmuyor o dediğiniz ne yazık ki sevgili mühendis adayları. Ben oldum, oradan biliyorum. Bir şeyin değişmediğini gidip Mühendislik Günleri'nde açıklasam mı diyorum. Eğer ki beyin göçünün bir ferdi olmazlarsa, muhtemelen üniversitenin herhangi bir diğer bölümünün mezunları gibi, peşine düşecekleri işin, uluslararası, daha çok kazanabilecekleri ve muhtemelen "kendinden ve karlılığından başka her şeyi hiçe sayan" bir firmada olacağını, ne yazık ki okuldan çıktıktan sonra böyle düşünmeseler bile sistemin bir şekilde insanı bu yola ittiğini (bunu yapmayanlara en içten tebriklerimi sunarım) söylemek isterdim. Tabi küçük bir kısım insanı ayrı tutmak gerek. Tüm o sonrada edinilmiş amaçlar ve hırslardan, bizim doğrularımızla alakası olmayan şeyleri tek yolmuş gibi önümüze koyan sosyal baskıdan sıyrılıp idealleri doğrultusunda hareket edenler yok değil ama ne yazık ki yok denecek kadar da az. Genel olarak mühendis olunca bir işletme mezunundan farklı bir şey yapmıyor, yine çarkın bir parçası oluyorsunuz. Ama ben hala dünyayı değiştirebileceğine dair umutlar taşıyan insanlara hayranım. Ben umudumu bir süre önce kaybettim.
*
-Yine geçtiğimiz günlerde Nevra'yla ODTÜ'den 4 TL'ye fotoğraftaki yüzükleri aldık. Nevra'ya mesleği sebebiyle bir ağaç, bana da fiyonk. Yıkayınca rengi akıyor. Ben de yıkamıyorum :)


Amma yazmışım. Buraya kadar gelebilenleri tebrik ediyorum.








7 yorum:

emelo dedi ki...

yüzük süpermiş, ben de istiyorum.. Konsere gelemediğime çok üzüldüm, bir dahaki sefere artık.. Bir de odtu'de yuruyus ve kahvaltı planı yaparsanız ben de istiyorum, ben de istiyorum!

JTB (JourneyToBlue) dedi ki...

:))
aysecim bizde bir ODTU mezunu arkadasim ile tenis oynamak icin gittik gecen hafta.. ben yillardir gitmemistim. ve pentagon kismina kesin katildigim icin dedim ki, benim kartim-ki mezun kartim var:)-arabanin bagajinda cantamda kaldi, alayim. ama guvenlik ne arkadasimin onlara uzattigi mini diplomaya bakti ne benim yuzume.. lutfen herhangi bir kilmlik veriniz dediler, verdik girdik!!

Nesrin dedi ki...

Çok eğlenceli bir yazı olmuş :)
Bilkentte'de sürekli bu içki olayı gündemde.
Açıkçası ben içip içip de sarhoş olanlara sinir oluyorum.
Adamların engellemeye çalıştıkları da o, herkes adabıyla içse bir şey olmayacak
Herkes eğlenmeye çalışıyor, 2-3 kişi sapıtıp millete sarkıyor, şataşıyor, ve o 2-3 tane kendini bilmez yüzünden herkesin eğlencesinin tadı kaçıyor.

esra dedi ki...

biz de riske girdik arka koltuktaki alışveriş çantasının içine sakladık içkileri, riske girdiğimize değdi hiç kontrol olmadı :)) quick china standı kurtarıcım oldu, süper oldu :)) genel olarak güzel bir gün geçirdiğimiz kesin!! :) sevgiler..

aburcubur dedi ki...

Ayse mon, Ben aysegul. Evli olabilirim ama eski aysegul ve bunu hiç bir şey de değiştiremez. Of bak şimdi böyle dedin canım sıkıldı. Beni aranıza almazsanız, ağlarım :((

Burcu-Mutfak Camı dedi ki...

Arkadaşların Mühendislik Günleri ilanına yazdıkları "mühendislik" kelimesi de tam olmamış aslında. Onlar "MÜLEENDİZLİK Günleri" şeklinde yazmışlar eski Yunan harflerini kullanınca:O)...

nurvenur dedi ki...

Kac yildir Odtu senliklerden uzaklardayim. Yazini okuyunce mlyonlarca goruntu gozumun onunde gecti. O mercimek koftelerinden yemek istedim, bos bos dolasmak istedim etrafta. Cok ozlemisim herseyi. Iyi ki yazmissin herseyi detayiyla. Sevgiler US'den!!!