22 Ağustos 2011

Barcelona! Tapas!! Bölüm 1

İspanya'da akşam yemekleri saat 9'da yenmeye başlıyor. Gece 11'de bir restorana gidip sıra beklemek çok normal. Yani siz siz olun, burdaki gibi 8'de yemeğe gitmeyin. Restoranda tek başınıza yemek yersiniz. Tüm tantanayı kaçırırsınız.

Ben bu yeme düzenine bayılıyorum. Tabii bunu tatildeyken uygulamak çok kolay. Yerliler bu tempoda nasıl yaşıyorlar bilmiyorum. Her akşam saat en erken 9'da yemek yesem (iş çıkışı akşam yemeğini beklerken ölmezsem) herhalde şişko patates olurdum.

Barselona tatilinin en güzel taraflarından biri, bu şehrin bir yeme içme tapınağı olmasıydı. Benim için yurtdışı tatilleri gezelim-görelim kadar, yiyelim-içelim safarisi olduğundan dolayı Barcelona'yı cennet ilan etmekte bir sakınca görmüyorum.

Bizdeki meze kültürünün tam karşılığı İspanya'da "tapas". Mezelere "tapa", bu tip yemek yiyebileceğiniz restoranlara da "Tapas" deniyor. Ben Türk meze kültürünün de yılmaz bir fanatiği olarak İspanya'daki bu restoranlara elbette hayran kaldım. Çılgınca deniz ürünü tüketiliyor. Demiştim, cennet.

Time Out'un Barselona rehberi çok çok başarılıydı. Akşam yemeği yiyeceğimiz yerleri genelde oradaki önerilere göre seçtik. Tüm seçimlerimizden memnun kaldık.

Fotoğraf makinemin hafıza kartını İstanbul'da unuttuğum için ilk geceki yemeği çekemedim. Cerveceria Catalana, Eixample'da, yani şehrin en popüler (hip kelimesini hiç sevmiyorum ben) yerlerinden birinde. Upuzun tezgahlarda sayısız tapas var. Rengarenk bir manzara. Ne yiyeceğinizi şaşırıyorsunuz. Bar sandalyesine oturup, tapasların hazırlanışını seyrederek yemeğinizi yiyorsunuz. Siparişinizi "şundan, şundan, şundan" diyerek veriyorsunuz. O yüzden oldukça sürprizli bir yemeğe hazırlıklı olmalısınız. Mesela yeşil zeytinin görüntüsü aynı olmasına rağmen bizdekine hiç benzemediğini, zeytin turşusu gibi bir şey olduğunu burada keşfettim. Ben sevdim zeytin turşusunu!

Cerveseria Catalana'nın kendi sitesi yok. Fotoğrafı şuradan aldım. Burayı o kadar çok beğendik ki başka bir gün tekrar gittik ama ilk gidişimiz haftaiçine denk gelmiş meğer. İkinci gidişimizde saat 11'e geliyordu ve sanırım 20 kişilik bir bekleme listesi vardı, mecbur vazgeçtik. Barselona gece gündüz yiyor sayın seyirciler!

Veee diğer harika keşiflerden biri: La Bodegueta!
Burası tarihi bir yer. Yoldan geçerken görseniz girmezsiniz, tam bir esnaf lokantası görüntüsünde ama aslında gizli bir cevher. Yerler talaşla dolu! Her yerde bulabileceğiniz tapalardan biri domatesli ekmek. Çıtır ekmek üzerine sürülmüş domates ve zeytinyağı. İşte sadece bu kadar ama hiç fark etmeden 5 dilim yiyorsunuz, ekmek o kadar lezzetli. Bir de ton balığı meselesi var. Barselonalılar ton balığına bayılıyorlar. Çoğu yer kendi konservesini yapıyor, kimi yerde çiğ olarak filetosu da yeniyor. La Bodegueta'da yarım kesilmiş domateslerin içine ton balığı dolduruyorlar. Gerçekten çok çok basit şeyler ama hem balık hem de domates böyle lezzetli olunca gerçekten bu basit şey bile ziyafet olabiliyor. Çalışanlar çok neşeli. Hiç İngilizce bilmiyorlar ama yardımcı olmak için ellerinden geleni yapıyorlar.
Tapas'lara devam edeceğiz. Evde ise tapas çalışmaları başladı!

4 yorum:

gözde'nin gözünden dedi ki...

çok güzel bir post olmuş...emeğine sağlık....barcelona yı henüz görmedim ama yakın zamandaki tatil planımın içindedir kendisi, bu sebeptendir ki, postların devamını büyük bir heyecanla bekliyorum, sevgiler..

http://gozdenin-gozunden.blogspot.com/

Buket dedi ki...

görüntüler muhteşem ve karnımı acıktırdı gecenin bu saatinde :)

Adsız dedi ki...

Harika, harika ve tek kelimeyle harika!!
domates içine ton balığı ne müthiş fikir.. lezzeti kadar sunumuna bayıldım. seninde ellerine sağlık, çok güzel görünüyorlar. ;)
sevgiler, Duygu___

The Cat in the Kitchen dedi ki...

Afiyet olsun :) Yalniz cok ozur dileyerek bir hatayi duzeltmek isterim. Tapas sadece tapa kelimesinin coguludur, tapas yenilen yerlere tapas bar denilir.

Ispanyolca kasarim dersen surda cok guzel tarifler var http://www.javirecetas.com/receta/tapas-pinchos-y-picoteo/