10 Ocak 2012

3 günde Roma: 2nin 1i

İtalya güzel balkonlar ülkesi. Bol bol yeşil, bol bol çiçek. Sabah kalkınca gördüğün manzara bu olunca için açılmasın da ne olsun. Zaten deli gibi yağmur yağan bir günün ardından yaz gibi olmuş hava. Ben bu yüzlerce yıllık binalara (hiç dokunmadan tarihi bir filmin içindeymiş gibi bir hayat süren insanlara), panjurlara, bu çiçeklere kapılıp gelmiştim. Oldukları gibi duruyorlardı. Yağmur da yarım günlüğüne şehri terk edince sokaklar bana kaldı :) Resepsiyondaki amca kahvaltı 11'e kadar demişti, 10'da kahvaltının yerinde yeller esiyordu. Köşedeki cafe ilk hedef.
Kahvaltını et, çık Spagna'ya doğru başla yürümeye. Ara sokaklarda vitrin keşfi. Eski usul manifaturacı, züccaciye, dondurmacılar. Eski olan her şeyin yok edildiği bir şehirde büyüdüğüm için mi bu kadar çok seviyorum böyle şeyleri ben? Barney Stinson'ın "new is always better" fikrine katılmayanlardanım. Eski daha iyi.
İspanyol Merdivenleri civarı şehrin en hareketli noktalarından biri. Dior'lar Prada'lar da burada sıralanmış halde, elinde bira kutularıyla merdivenlerde takılanlar da. Roma'nın "illa ki fotoğraf çektirilecek nokta"larından biri burası. Normalde Spagna istasyonu sizi tam altta gördüğünüz meydana çıkarır ama belki de 3 günlük Roma tatilinizde tüm toplu taşıma greve girer ve siz her yere yürümek zorunda kalırsınız!
Fena olmadı grev aslında. Bol bol ara sokak gezdik. Elbette sokaklarca vespa. En çok döpiyesli, topluklu kadınların vespa üzerindeki halini seviyorum, en çok onlara aval aval bakıyorum. İşe vespayla gittiğimi hayal edemiyorum.


Bir de bu kapı zilleri. Bizde var mı bunlardan? Bizim apartmana teklif etsem kabul ederler mi? Bir sonraki apartman toplantısında komşulara bir sürprizim var :) Bu altın zilli apartmanda kapı numarası var, ne güzel. İtalya'da kapı numarası olmaması enteresan bir durum değil. Evime yerleştiğimde hayretler içinde kalmıştım. Tamam bina numarası 17, evi nasıl bulacaklar? Zilin üstünde ismin yazıyor, tamam. Kapı numarasına ne gerek var!
Yürüye yürüye Tiber'e vardık. Bu nehrin kenarında yürüyüş insanın ömrünü uzatabilir. Binalar şahane, nehir şahane. Mini mini bir ada bile var bu nehrin üzerinde.


Burası da liseydi. Harry Potter gibi hissedebilir insan kendini  burada liseye giderse :)
Yürüye yürüye Castel Sant'Angelo'ya varacağız neredeyse. Nehrin diğer tarafı, günün diğer yarısı ise az sonra.

3 yorum:

Buket dedi ki...

ah ayşe, ilk uçağa binişim bu mart ayında olacak inşallah :) aşırı korkum var. bakalım bunu yenersem tutmayın beni. artık senin izindeyim :)

mel dedi ki...

Çok güzel fotograflar, kareler...
Ama o gezdiğin muhteşem yerlerden nefret ediyorum biliyor musun?
İşte kötü anıların insana yaptıkları...

Sana Bol eğlenceler :)

Adsız dedi ki...

2 nin 2 sini istiyoruz.....