10 Eylül 2013

Yeni Lokanta

Yaz benim için her sene olduğu gibi yine çok hızlı geçti. Bütün yaz boyunca terk edilmiş gibi görünen şehrin sokakları tekrar doldu. Favori mevsimim uzun süreliğine kuzey yarım küreden giderken, ben de teselliyi şehrin vaatlerinde arıyorum. Galiba İstanbul beni seviyor, ilk durak tam isabet oldu. Sezon açılışını Yeni Lokanta ile yaptım. Changa'dan bildiğimiz Civan Er'in mekanı bambaşka bir yer olmuş. Bana göre İstanbul'un en iyileri arasında anılmayı hak ediyor. Mekan, İstiklal Caddesi Kumbaracı Yokuşu'nda. Küçük bir mekan, 10-15 masa var ya da yok. Gitmeden önce açık tarafta ya da girişte oturmak için rezervasyon yaptırın, biz fırının olduğu arka tarafta oturduk, biraz klostrofobik geldi bana. Yeni Lokanta ile ilgili söyleyebileceğim tek olumsuz şey de bu olacak. Yemek tam bir ziyafetti. Mekan sahibi ve şef Civan Er dikkatle takip edilmesi gereken biri.

Yeni Lokanta'nın çok şık bir barı var. İster bu barda ister masanızda yemekten önce ilginç kokteyllerden deneyebilirsiniz. Ben tam bir bloody mary define avcısı olduğum ve sürekli (evi laboratuvara çevirecek kadar) iyi bloody mary arayışında olduğum için kokteyl menüsünde görür görmez üzerine atladım. Bana göre tabascosu biraz fazlaydı ama yine de çok lezzetliydi.


Mekanda başlangıç, ana yemek gibi ayrımlar yok. Salatalar, meze setleri, büyük tabaklar ve tatlılar var. Her şeyi merak edenler için menüdeki çoğu seçeneği küçük porsiyonlar halinde deneyebileceğiniz tadım menüsünden alabilirsiniz. Biz menüden gözümüze kestirdiklerimizi söylemeye karar verdik. Yemekten önce masaya mekanın fırınında pişmiş ekşi mayalı ekmek ve islenmiş tereyağı geliyor. Ekmek kendi başına bir konu ama islenmiş tereyeğı da nedir! Bu kadar tereyeğı tüketen bir toplumuz, bunca zaman bu lezzet neden gizli kaldı? Ben artık isli tereyağının peşindeyim. Bir yerlerden bulacağım, evde mutfağa sokacağım. Böyle bir lezzet yok.


Sonrasında olaylar gelişti, seçtiğimiz mezeler gelmeye başladı. Meze porsiyonları küçük denebilir ama iki kişi için birkaç çeşit meze ve bir ana yemeği paylaşmak gayet doyurucuydu. Tatlı için yerimiz kalmayacak kadar doyduk. Dayanamayıp daha yemeğin başında ikinci posta ekmeği istememiz de bunun sebeplerinden biri. O tereyağını tamamını bitirmeden geri göndermezsiniz, bana inanın.

Aslında menüde rakı olmasına rağmen o akşam şarap içtik. Rakıyla mezenin keyfi hiçbir şeyle mukayese edilmez elbette ama burada deneyebileceğiniz tanıdık lezzetlerin şık ve farklı yorumlarına şarap daha çok yakışıyor bence.

Humus ve halhalı zeytinli zahter. Zahter deyince akan sular durur!


Antep fıstıklı et sucuğu ve ılık barbunya püresi - Antep fıstığı ve sucuk nasıl da şahane olmuş. Bunu normalde sucuk yemeyen biri söylüyor, siz bir de seviyorsanız aklınızı kaybedebilirsiniz.


Hellimli köfte ve fırında patates salatası: Şans eseri o gün ikimiz de iş yeri yemekhanelerimizde berbat köfteler yemiştik o yüzden tadı tuzu, suyu gayet yerinde olmasına rağmen belki de normalde çok hayran kalmayacağımız ve açıkçası mekanda diğer denediklerimize göre çok da özellikli olmayan bu porsiyonu (hellimin gerçekten lezzete bir katkısı var mı anlayamasak da) çok beğendik. Patates salatasının sosu ve arpacık soğanlar da harikaydı.


Izgara ahtapot ve közlenmiş patlıcanlı semizotu. Bu yaz Yunanistan'da yediğim leziz ahtapotlar dünyadaki ahtapot nüfusunun önemli bir kısmına tekabül ediyor olmalı. Bu yüzden artık kolay kolay ahtapot beğenmem. Buradaki ahtapot ise gerçekten lokumdu. Tek kişiye ufak ama tombul bir dilim geliyor. (Yunanistan'la aynı denizi paylaşmamıza rağmen neden bizde ahtapot pahalı da orada ucuz?)


Antakya tuzlu yoğurt sos ve kuru patlıcanlı vejetaryen mantı. Kendini ne de güzel açıklamış canım benim.



Rakılı, Ezine peynirli levrek ve roka salatası. Kapanışların en harikası. Yanımda rakı içmezsen ben sana rakıyı getiririm demiş. Ben bu civarda çalışıyor olsam gelip öğlenleri bunu yerim.


Yeni Lokanta benim için yeni sezonun ilk keşfi oldu. Burası özel bir yer ve adını daha çok duyacağımıza eminim. Uğrarsanız bir lokma ekşi mayalı ekmekle tereyağını benim için götürün!

5 yorum:

ilknur AKPINAR dedi ki...

gitmek lazım, tesekkurler =)

Handan dedi ki...

ahtapot!? o porsiyon mu yoksa bir iki çatal kestikten sonra mı çektiniz fotoğrafı?

merak ettim; tadım mönüsü gibi bir tadım mı yaptınız yoksa o ahtapota kaç para yazıyorlar?

Dlayra dedi ki...

Sevgili Ayşe, ben de İstanbul Life'ın Eylül sayısında gördüm ve notlarıma ekledimdi Yeni Lokanta'yı. Bir de gitmeyi başarabilirsem süper olacak !

Unknown dedi ki...

Yine ne güzel yazmışsın.

Adsız dedi ki...

Çok başarılı. Ekmekleri dayanılır gibi değil. Tadım menusu iki kişi için fazlasıyla kafi.