24 Şubat 2015

Jet hızıyla Madrid turu

Madrid benim en sevdiğim şehirlerden biri. Bu şehrin ruhunu, canlılığını, güler yüzlü insanlarını ve elbette geç yenen akşam yemeklerini, şehrin o güzel kokusuyla birlikte özleyerek hatırlıyorum.

Portekiz dönüşü uçağımız Madrid'dendi, bu yüzden son gecemizi Madrid'de geçirdik. Akşam 6 civarı vardığımız şehirde ertesi sabaha kadar vaktimiz vardı. İtalya'da master yaparken bir süreliğine Madrid'de exchange öğrenci olmuştum. Bu şehre aşkım o zamana, Mayıs 2006'ya dayanıyor, hatta buraya da yazmışım. (Neredeyse 10 sene mi olmuş, zamannn bu kadar hızlı geçme!) Aradan bu kadar zaman geçmiş, sokakları sanki 2 gün önce gezdim gibi hatırladım, kendime çok şaşırdım.

Bu yazı Madrid'de bir akşamı ya da sadece birkaç saati olanlara jet hızıyla şehir turu. Müze ziyareti yok haliyle!

Öncelikle Booking.com'a giriyor ve Puerta del Sol civarı bir otelde yer ayırtıyorsunuz ki her yere yakın olabilesiniz. Eşyaları otele fırlatıp, kendinizi sokaklara atıp yürümeye başlıyorsunuz. Calle de Alcala ya da Gran Via'yı takip ederek (Gran Via Madrid'in en önemli alışveriş caddelerinden biri ama mağazalara çok takılmayın, az vaktiniz var!) Plaza de Cibeles'e varıp, şu an belediye binası olarak kullanılan muhteşem Palacio de Cibeles'i görüyorsunuz. 

Aslında Madrd'in yemyeşil ve kocaman parkı Parque de Retiro'ya çok yakınsınız. Park yaz aylarında gece 12'ye, Mart sonuna kadarsa akşam 10'a kadar açık. Girip parkta dolaşmak isterseniz hava aydınlıkken yapmanızı tavsiye ederim.


Buradan sonra tekrar Calle Alcala daha sonra da yine Madrid'in en hareketli caddelerinden olan Calle Mayor'da yürüyün ve şehrin kalbi olan Plaza Mayor'a varın. Bu devasa meydan gün boyu hareketli. Etrafı restoran ve cafelerle dolu. Birinde oturup meydanın hereketliliğini izleyebilirsiniz.


Yemek pazarları benim için gezecek yerler sırasında bir numara. Madrid'in göbeğinde, hemen Plaza Mayor'un dibindeki Plaza de San Miguel'de yer alan Mercado San Miguel'e uğrayın ve çeşit çeşit deniz ürünleri ve yerel lezzet arasında kendinizi kaybedin.



Ve sonra yine hemen  efsanevi Museo del Jamon yani Jambon Müzesi! Evet çok turistik ama yine de uğranması gerek.


Çok basit menüden ekmek arası istediğiniz jambonu birer bira (cerveza!) ile ayaküstü atıştırın, 10-15 dakikalığına kalabalığın keyfini çıkarıp tezgahtaki yerinizi diğer jambon meraklılarına bırakın! Museo Del Jamon'lara şehrin birkaç noktasında rastlayabilirsiniz. 


Ayaküstü atıştırmalara devam! Bocadillo de Calamares yani ekmek arası kalamar, Madrid'in en ünlü ve lezzetli atıştırmalıklarından biri. Daha sokağın başından tıklım tıklım olduğunu göreceğiniz Bar Postas Cerveceria'ya girin (Calle Postas'da, Plaza Mayor'un diğer tarafına geçin), kabalıkla birlikte ekmek arası kalamarınızı yiyin ve tekrar sokağa!


San Miguel'deki atıştırmalıklar üzerine jambon ve kalamarla artık tekrar yürüyüşe hazır olmalısınız! Calle Mayor'u aşağı doğru takip edin, caddenin sonuna geldiğinizde sağa doğru ilerlemelisiniz. İşte burada muhteşem Catedral de Almudena'yı ve hemen karşısında Palacio Real de Madrid yani karaliyet sarayını göreceksiniz. Elbette içerini girip gezecek vakit yok (biz gezerken artık akşamın ileri saatleri olmuştu) ama bu harika binalara dışarıdan bakıp hayran olmak da çok güzel. Calle Bailen üzerinden yürümeye devam.



Plaza de Oriente'nin yeşillikleri arasından Plaza de Espana'ya kadar yürüyün. Bu meydanı ayrı bir seviyorum nedense. Ortada Cervantes anıtı, ve meydanı çevreleyen iki gökdelen: Torre de Madrid ve Edificio Espana.


Turistik kısımlar bu kadar, artık saat de ilerledi. Şimdi şehrin yerlilerinin daha çok takıldığı yerlerde dolaşma zamanı. Gran Via'nın diğer tarafına, Calle Colon ve etrafındaki sokaklara geçin. Chueca, şehrin gay kitlesinin de tercihi. Bu mahallede birçok gay bar ve klüp var, bu da demek oluyor ki eğlence burada. Bu civardaki sokaklar birçok sürpriz saklıyor. Sokaklara dalıp çıkın, boş boş dolaşıp barlardan sokağa taşan kalabalığa dahil olmanın keyfini çıkarın ama bir yere girmeyin, çünkü gireceğiniz yer burası: Bodega la Ardosa. 1892'den beri burada. Anthony Bourdain tavsiyesiyle içimiz rahat giriyoruz.



Buranın spesiyali tortilla de patatas. Yani patatesli omlet. Ama bununla yetinecek değiliz! Gelsin sardalyalı domatesli tapaslar.


Sonra biraz daha civardaki sokaklar.. Barlardan dışarı taşan neşeli kalabalık, kahkahalar, kulağa şarkı gibi gelen İspanyolca. Burada akşam yemeği için asla geç kalmış olmuyorsunuz. 10'da yenen akşam yemekleri kadar sevdiğim pek az şey var. Dekorasyonuna bayıldığım La Cocina de Maricastana yerlilerin geldiği, gayet cool bir mekan. Dilerseniz barda bir içki içmek için de uygun.


Gazpacho dünyanın en güzel yemeklerinden biri.


ama Madrid'de noktaladığımız bu uzun ve güzel Portekiz tatilinin son yemeği elbette deniz ürünlü olacaktı.


Toplamda 9 günlük yolculukta 2000 km civarı yol yaptık. Yaşadığım en güzel tatillerden biriydi. Uzun zamandır hayal ettiğim bir ülkeyi ve onun güzel şehirlerini gördüm, hiç unutmayacağımız yemekler yedim, sonunda çok özlediğim Madrid'de bir gece geçirme fırsatım oldu. Çok fazla çalışıp çok az tatil yapmıyor muyuz?

5 yorum:

bngiris dedi ki...

bence de çok az tatil yapıyoruz..bizde biletlerimizi aldık madrid , endülüs , lüzbon yapacağız...madrid yazısı süper oldu , biz ekstra çocukla gezdiğimiz için park , bahçe de ekliyoruz programa..

Adsız dedi ki...

insanlari yargilamak hos degil ama ...insanin gözüne sokarak su jambonlari yediginizi göstermeseniz....dana etinden yapilmadiklari süphesiz.

gülş dedi ki...

hiç tanımadığın birinin "dana etinden yapılmamış" jambon yemesi seni neden rahatsız ediyor sevgili anonymous?

MCuhadar dedi ki...

Woow sayenizde böyle yerleride ögreniyoruz

Ayse dedi ki...

@bngiris,
İyi tatiller, harika geçeceğine eminim!

@anonim,
evet gerçekten insanları yargılamak hoş değil.

@gülş,
ben anlamakta çok zorlanıyorum.

@mcuhadar,
böyle bir işe yarıyorsa ne mutlu bana!