12 Şubat 2015

Portekiz Road Trip - 6

"Ayşe, tatlım, neredeyse yaz geldi, sen Portekiz yazılarını bitirene kadar aradan bir yıl geçmiş olacak" dediğinizi duyar gibiyim ama üstüme gelmeyin, zaten çok zor oturdum blogun başına!nHayatımda ilk kez bir gezi yazısı serisini yarım bıraktım. Evden çıktıktan sonra 25 kez çayın altını kapatmış mıydım diye düşünüp huzur bulamayanları şimdi birazcık anladım. Yazıları tamamlamadıkça üzerimdeki fillerin kalkmadığını fark ettim. Neden oturamıyorum blogun başına bilmiyorum. Sizce blogların modası geçti mi? Yine hevesle yazı yazmaya başlamak istiyorum.

Porto'da bahsetmeden geçmek istemediğim şeyleri buraya not düşüp, çok da uzatmadan bu  kapatıyorum.
Çok bakınmak istemiyorum, bana nokta atışı bir yer söyle akşam yemeği için derseniz işte orası burası. A Tasquniha. İngilizce menü yok ama bir şekilde anlaşıyorsunuz, merak etmeyin. Biraz da şansa bırakmak lazım. İçiniz rahat şekilde şuna emin olabilirsiniz: Ne gelse güzel olacak.

Portekiz'de zaten yer gök Bacalhau (morina balığı). Çok da güzel yapıyorlar her türlüsünü. Sosunun ekmekle hakkını vermek lazım, bırakılacak gibi değil.


Burada bir çeşit de sulu domatesli pilav yapılıyor.


Ve bütün tatil yemelere doyamadığımız ahtapot ızgara. Buradaki ahtapotlar gözümde çizgi film karakterleri gibi canlandı çünkü bizde herhangi bir restoranda ahtapot ızgara ısmarladığında gelenler ahtapot bacağıysa bunlar anca Güliver ahtapot bacakları olabilir. Öyle olunca da haliyle hiç kurumuyor, lokum gibi oluyor. Portekiz'deyken sürekli yenebilir, kötüsüne rastlamadım.


Porto'nun şirin bir pazarı var. Mercado Bolhao.Uğramadan geçmemek gerek. Taptaze meyve ve sebze tezgahlarının yanında, şarküteri ürünleri ve çiçekler de var. Aşağıdaki gibi tarih öncesinden geliyormuş gibi görünen tatlı dükkanlarla da karşılaşabilirsiniz. Öğrendiğime göre Portolular özellikle ekmek alışerişlerini hep Bolhao'dan yaparmış. Ekmek tezgahları çok zengin.


Mercado Bolhao'nun karşısındaki ünlü A Perola do Bolhao. Harika dış cephesiyle içeri girmeden dahi zarif. Burası bakkal-şarküteri arası bir yer. Peynirler, kurabiyeler her şey bir arada.


Binaların hepsi ayrı ayrı tablo gibi. Yerlilerin de bu güzel karolara zarar vermediğini görünce insanın içi cız ediyor.


Adı bile yeterli benim için! Hats& Cats. İçeride ilginç şapka ve sepetlere rastlayabilirsiniz.


Yeşil kapı, sarı motor, yeşil pencere, sarı perde. Kendi kendine şiir gibi, değil mi?


Pek tatlı cafeler:

Ve buraya ayak basmadan Porto'dan ayrılmamanız gerek. Her ne kadar ismi çok turistik olsa da (A Vida Portuguesa) görkemli mobilyalarla bezeli, yüksek tavanlı ve içinde bulacağınız ıvır zıvırın kesinlikle sizi eğlendireceği bir dükkan burası. Hediyelerinizi ve eve götüreceklerinizi toparlamak için kesinlikle doğru bir adres.



Nasıl yani, Porto bitti mi? O zaman arabayı bırakmaya Madrid'e gidiyoruz, oradan da İstanbul'a dönüyoruz. Belki yolda Salamanca'ya uğrarız?

6 yorum:

Adsız dedi ki...

Yaz lütfen,yazı yazabilenlerin yazmayı bırakmayı düşünüyor olması üzücü.Hayatla ilgili anlattığın herşey çok güzeldi (yazılarının neredeyse hepsini okudum) bir sürü gezen birsürü evlenen bir sürü bir sürü birşeyler yapan var ama dediğim gibi kaçını keyifle okuduğumuzu zannediyorsun.Vakit yaratabilirseniz asla vazgeçmeyin.Sevgiler

Ayronika dedi ki...

Harika fotoğraflar çekmişsin. Porto'ya bayıldım bu fotoğrafları görünce :) Umarım benim de yolum düşer bir gün.

nil dedi ki...

yaz yaz yaz lütfen ayşecim, jelatin e söyle o da yazsın bol bol;))

Kiki dedi ki...

İyi blogların modası hiç geçmiyor. Takip etmeye, okumaya değecek blog yazarı bulmak çok güç ve sizin blogunuzdan çok keyif alıyorum. Lütfen devam :)

İnci dedi ki...

Hergün kontrol ediyordum yeni yazı var mı diye, lütfen devam edin, zevkle , hevesle , umutla okuyorum.

Ayse dedi ki...

Herkese çok teşekkür ederim, ne kadar büyük etkisi olduğunu tahmin edemezsiniz!