25 Mayıs 2015

Londra rehberi -2

Kaldığımız yerden devam ediyoruz. Yazının ilk kısmı şurada.

9. Trafalgar Square ve National Gallery

Şehrin önemli müzelerinden National Gallery, yine şehrin önemli meydanlarından Trafalgar Square'de yer alıyor. National Gallery'yi ücretsiz olarak gezdikten sonra meydanda dans eden gençler, fotoğraf çeken turistler ve işlerinden çıkmış Londralılar arasında şehrin koşturmacasını seyredebilir ve müze yorgunluğunu atabilirsiniz.



10. Notting Hill & Portobello Road Market

Benim favori semtlerimden biri Notting Hill oldu. Birbirine bitişik, zarif binalar, çiçeklerle bezeli sokaklar arasında kaybolup gitmek çok zevkli. Meşhur antika pazarı Porto Bello Road Market kurulduğu için buraya Cumartesi günü gitmelisiniz. Antika pazarı tıklım tıklım ama orada turunuzu attıktan sonra mutlaka semtin daha sakin sokakları arasında da gezinin. Yemek postunda ayrıca bahsedeceğim, burada brunch için Granger & Co'ya uğrayabilirsiniz ama önünde çılgınca bir sıra oluyor, rezervasyonlu gitmek şart. Diğer bir vaha ise Ottolenghi. Burada oturmak zorunda da değilsiniz. Hazırladıkları çeşit çeşit rengarenk ve lezzetli seçenekten bir kutuya paket yaptırıp elinizde yiyerek dolaşabilirsiniz, ben öyle yaptım.


The Pembridge Association, ne tatlısınız.


Porto Bello Road Market biraz kalabalık, çok geç kalmamaya çalışın.



Tezgahlar arasında dolaşırken mini minnacık bir çay takımına hayran kaldım, benimle İstanbul'a geldi. Çay takımım için küçük bir sehpam yokmuş, onu fark ettim. Şimdi nereden bulacağım? :)



11. Kensington Palace, Kensington Gardens ve Hyde Park

Kensington Palace şehrin en royal yerlerinden, Prens William ve Prenses Kate'in evi. Prenses Diana da hep burada yaşamış.. Diana öldükten sonra tüm halkın toplanıp da çiçekler ve mumlarla oluşturdukları yığınları hatırlarsınız, işte burası orası. Sarayın bir kısmı ve bahçeler gezilebiliyor. Bahçeler şahane.

Buranın hemen bitişinde Hyde Park var. Şehrin ünlü devasa parkı. Yurt dışı gezilerde bizde neden yok diye kıskandığımız şeylerin başında bu kocaman parklar geliyor. Hyde Park da sincaplarla birlikte yürüyebileceğiniz, şehrin ortasındayken tatile çıkmış gibi hissedeceğiniz o şahane yerlerden. Biz adım başı göreceğiniz kiralık bisikletlerden kiralayıp, parkı öyle gezdik.




12. Harrods (Knightsbridge)

Şehrin en ünlü mağazası, dünyaca bilinen Harrods. Burası gerçek bir harikalar diyarı. Mimarı harikası binası içinde sadece ünlü markaların ürünleri değil, en nadide haliyle çikolatadan, deniz ürünlerine her şeyin en iyisini bulabilirsiniz.


13. Broadway Market

Shoreditch tarafları şehrin bohem merkezi. Sanatçılar şehir merkezi pahalandıkça bu taraflara geldikçe meraklı kitle de peşlerinden gelmiş. Şimdi şehir gitgide kuzeye Hackney'e kayıyor diyorlar. Bu tarafta Cumartesi günleri kurulan Broadway Market'da bol bol tezgah ve sokaklarda şirin dükkanlar var. Londra'nın turistik yerlerinden uzaklaşıp hipster'ların arasına karışmak için güzel. Duyduğuma göre havalar daha güzel olduğunda marketten birkaç şey alıp hemen yakındaki London Fields'e yayılmak en popüler Cumartesi aktivitesiymiş.


14. Regent's Canal 

Broadway Market sonrası kanal boyu yürüdük. Oldukça sürprizli bir yürüyüş yolu. Kanal kenarında minicik cafeler ve tekne evler var. Kanalın yanından uzun uzun yürüyebilirsiniz. Biz Broadway Market'ten Angel metro durağına kadar yürüdük. Yürüyüş sonrası yine daha az turistik bir semt olan Islington'a varmıştık, Upper Street'te dolaştık. Bu civar da şehirde çok beğendiğimiz yerlerden oldu.


15. Camden Town 

Tüm turist rehberlerinde karşınıza çıkacak yerlerden biri burası. Camden Town'da her gün pazar kuruluyor. Komik t-shirtler ve birçok ıvır zıvır var. Etrafta kendinizi film setinde hissetmenize sebep olacak binalar arasında şaşkın şaşkın dolaşmak zevkli. Mümkünse hafta içi gitmek gerek, hafta sonu sanırım küçük bir ülke nüfusu buradaydı. En ucuz hediyelik eşyayı buradan alabilirsiniz. Camden Lock'ta ise dünyanın birçok köşesinden yemek deneyebileceğiniz tezgahlar ve bu ülkelere ait aksesuar vs. bulabileceğiniz dükkanlar var.





16. Covent Garden

Şehrin en hareketli yerlerinden biri Covent Garden. Çeşit çeşit mağazanın, farklı pazarların kurulduğu bu kocaman alan bütün gün tıklım tıklım. Civar sokaklarda hoş mağazalar, cafeler ve pub'lar bulabilirsiniz.


Covent Garden civarında çok tatlı mini mini bir meydan var: Neal's Yard. Rengarenk pervazlar, ufak dükkanlarla birden kendinizi legodan yapılmış bir yerde sanabilirsiniz. Ara sokaklardan birinde İsveç'te bulup hayran kaldığımız TShirt Store'un şubesine rastladık. Buraya da uğrayıp, harika t-shirt'lerden alabilirsiniz.  


17. British Museum

Şehrin en önemli müzelerinden British Museum da ücretsiz. O kadar pratikler ki, ücretsiz olması yetmezmiş gibi bir müzenin girişine rehber kitapçıklar yerleştirmişler, 1 saat vaktiniz varsa şuları, 2 saat vaktiniz varsa şunları mutlaka görün diye ayırmışlar. Bu rehberlerlerden alıp, ne kadar zamanınız varsa ona göre müzenin tadını çıkarın. Türkiye'den giden parçalara da üzüntü içinde bakmayı ve neden orada olduklarını merak etmeyi ihmal etmeyin.



18. Müzikal, Opera vs.
Londra gösteri dünyasının merkezlerinden. Yıllardır o görkemli binalarda sergilenen en önemli müzikalleri burada izlemenin keyfi ayrı. Bunun için vaktiniz varsa kaçırmayın derim. Elbette biletleri önceden ayarlamak durumundasınız. Biz Phantom of the Opera'yı Her Majesty's Theatre'da izledik. Hep istediğim bir şeydi, beklediğime değdi.

ve son olarak şunların da ıskalamanızı istemem:

Paperchase & Cards Galore 

Benim gibi kırtasiye meraklıları bu iki mağazaya da bayılacak. Her türlü kağıt defter, kalem ve ıvır zıvır için şehrin birçok noktasında bu iki kırtasiyeye uğrayabilirsiniz.


Anthropologie

Anthropologie benim kalbimin en nadide köşesinde sessiz sakin yaşıyor. Henüz Türkiye'de yok, Avrupa'da da sadece birkaç şehirde mağazaları var. O yüzden bulmuşken kaçırmak olmaz. Mağazada hem kıyafet, hem de dekorasyon için sarılıp uyumak isteyeceğiniz parçalar var. Londra mağazası bana oldukça pahalı geldi. Zaten kataloglarıyla yatıp kalktığım için aklımdaki tabakları aldım, elbiselere saygıyla bakıp mağazadan ayrıldım. Sadece mağazadaki yemyeşil duvarı görmek için bile uğranabilir.


Londra'nın imzası: kırmızı telefon kulübeleri, iki katlı kırmızı "double decker"otobüsler ve çok şirin siyah taksiler. Arada böyle renklerde olanlara da rastlayabilirsiniz.


Dünyanın en şahane çiçekçisi tesadüfen karşıma çıktı. Binanın içinde bir gelinlikçi var, çiçekçi sadece bahçeyi kullanıyor.


Son olarak yeme içme rehberi yolda, Londra'yı bitiriyoruz!

2 yorum:

hüseyin çevik dedi ki...

Fib hastasi olan kediniz iyilestimi tedavi ise yaradimi

Ayse dedi ki...

Malesef kaybettik. Homeopati ilaçlarıyla etkilerini hafifletmeye çalıştım, ona göre bir beslenme programi izlemiştik. Moralinizi bozmayın, iyileşenler olduğunu biliyorum. Kaynaklar çok yetersiz sadece, umarım iyi bir veterinerineriniz vardır. İyi sanslar ve kolaylıklar, umarim kediniz en kisa surede sagligina kavusur.