1 Şubat 2007

Aklım yerinde değil hiiiiç

Efendim şu "kendiniz hakkında bilinmeyen 5 şeyi blogger ahalisine duyurma" hadisesi bana da ulaştı İbeking hanımefendi sayesinde. Çenemin düşüklüğü malum; hakkımda bilmediğiniz şey kalmış mıdır diye düşündüm birazcık. Buldum bir kaç zımbırtı. Çok kayda değer noktalar değil, ama benim de özel hayatım var, çekmeyin dedim kardeşim!

1. Tersliğim doğuştan

Dünyaya gelmem sırasında bile çeşitli sorunlara sebep olmuşum. Normal bir bebeğin doğarken alması gereken pozisyonun -ki bu kafanın önce çıkmasını gerektiren pozisyondur- tam tersi bir şekil alarak; kollarım "annecim ben geliyorumm!" dercesine önce doğru uzanmış ve açılmış halde çıkmaya çalışmışım. Uzun süre de çıkamamışım haliyle. Kesin o sırada da doktorları azarlamışımdır ben içimden ama tıp henüz el vermiyor, hatırlayamıyorum. Pozisyon yeterince problemli değilmiş gibi, hayatımın geri kalanı boyunca da her zaman en büyük önceliklerimden olacak beslenme konusunda 9 ay boyunca annemin karnında bana sınırsız faydası dokunan göbek kordonunu, dışarı çıkarsam aç kalma korkusu yüzünden olacak bırakmak istememişim ve kendisini kafama dolamışım. Doktorlar beynime bir türlü ulaşamayan oksijenin eksikliği yüzünden zekamda problem olabileceğini söylemişler. Öyle bir sorun olmadı, en azından şimdilik öyle görünüyor, eksik bir kaç tahta yok değil, idare ediyoruz. 4 yaşında okumayı öğrenmişim, o yüzden o yaşlardayken çok zeki olduğum konusunda da görüşler oluşmuştu ailede ama ama ilkokul 1de herkes bana yetişti. Konu kapandı :)

2. İngilere'de ne öğrendim: What is a piercing?

Lise1'in yazındayken, yıl 97 sanırım, ben 15 yaşındayım, beni İngiltere'ye gönderdiler dil okuluna. 3 hafta süreli bir yaz kampıydı. İngiltere'ye gitmeden önce bir dergide göbeğinde piercing olan birini görmüştüm. Bu benim hayatımda gördüğüm ilk piercingdi. Ağzım açık kalmıştı, bayılmıştım ve hemen ben de aynısından istiyordum. Ankara'da böyle bir şey ne görmüştüm ne de duymuştum. İngiltere'ye yüzde yüz bir piercing edinme niyetiyle gittim, başardım, geldim. Ben uçaktan inince annemle babam ufak çaplı bir kriz geçirdiler açık göbeğimde parlayan metal topları görünce. Annem "O hemen çıkıcak Ayşe, biz seni göbeğini deldir diye mi gönderdik etc" şeklinde uzun konuşmalar yaptı. Lakin piercingimi tüm ısrarlara rağmen çıkarmadım. Benim çocuğum olsa kafasını kırmıştım diye düşünüyorum şu an, ailemi tebrik ediyorum. İlk piercingli insanlardan biriyim galiba, yani belki de benim etrafımda. Ne kadar övünülecek bir şey tabi di mi? 10 yıl olmuş vay be! :) Resimdeki benim göbeğim değil:)

3. Çağla ve erik aşkı

Senenin en sevdiğim günleri erik ve çağlanın manavlarda yerini aldığı ilk gündür. Senenin ilk eriğini bana getiren, beni cam ayakkabının kime ait olduğunu bulan prensin olabileceği kadar mutlu eder, kalbimde yeri hep ayrı olur. Her sene ama her sene çağla yiyebildiğim ilk gün 1 kilo civarı yerim, sonra ölürüm karın ağrısından. Dilim üstü çağla tüyüyle kaplanmış gibi kaşınır. Ertesi gün yine yerim. Erik içinse resmen aşeriyorum. Geçen sene İtalya'da erik diye bir meyvadan haberleri olmadığını öğrendiğimde İtalya'ya sevgim azaldı. Her gün markete gidip adama tarif ettim, adam beni deli sandı. Sonunda bana Türkiye'den erik gönderdiler. Ev arkadaşlarımın "Bu kız bu ekşi şeyi nasıl yiyebiliyor" diyen şaşkın bakışları altında tuzlaya tuzlaya bütün eriği yedim, sonra yine karın ağrısından öldüm. Gülü seven dikenine katlanır. Olsa da yesem keşke. Bak nası canım istedi.

4. Paşabahçe fobim var

Bayılıyorum gidip bardak tabak bakmaya. Paşabahçe de hakikaten cennet. Her seferinde de deli gibi korkuyorum, kesin bir şeyler kırıcam diye. Pek sakar biri de değilimdir aslında, ama korkuyorum işte. Diyorum kendi kendime kırsan iki bardak ne olacak ödersin çıkarsın, tüm tabak takımını kıracak halin yok heralde. Ama beyin kabul etmiyor. Her Paşabahçe çıkışı derin bir oh çekiyorum. Madem bu kadar korkuyorsun girme di mi? Olmuyor işte.

5. Müzikallere tapıyorum.

Çoğu insanın "Bu ne şaçma şey, filmin ortasında durup dururken herkes birden şarkı söyleyip dans etmeye başlıyor" bakış açısını da şiddetle kınıyorum. ODTÜ'ye ilk girdiğim sene "The Company" müzikal topluluğuna girdim, makyaj ve kostümlerle ilgilenmek için. Backstage'de çalıştım. Elektrikten soundchecke kadar bir sürü şey öğrendim. Çok çok zevkliydi. Sonradan bıraktım ODTÜ'nün çimleri daha cazip geldiği için, eşek kafam. Gidip de Broadway'de bir müzikal seyredemezsem gözüm açık giderim, öyle söyliyim. Cats'e filan gitmeyi başarırsam da bağıra bağıra "Memory" söyliycem yerimden, oksijenim eksik derim, kime ne.
Tuğçe, Nuray, Cornelius topu size fırlattım. Haydi bakalım.

11 yorum:

Aslı dedi ki...

Ayşeciğim harikasın. 1 numaraya bayıldım, iki numara için tebrik ederim, insan istediğini yapmalı, 3 numarada hemfikir değiliz ama 4 numara ve özellikle 5 numarada fazlasıyla hemfikiriz. Ben Chicago'yu gittiğimde izlemek istemiştim ama ohoo haftalar önceden satılıyordu biletler.

HMF dedi ki...

aa ben cok sevdim bu bes sey hadisesini..izninle senden duymus olarak sevgili Ayse, ben de yazmak istiyorum:)tesekkurler!!
not: erikli maddeyi okuyunca cok fena oldum, dayanamam biri erik yerken..ne bakabilirim ne de sesini duymaya tahammulum yok..:)

TugCe dedi ki...

hemen gelin bu taraflara efendim siz.. New York arabayla 6saat uzaklikta..Hem biz DC ye de cok yakiniz :) ben agirlarim seni :D ben de gitmek istiyorum Broadway'e zaten.
benim New York yine seneye kaldi.. Cunku benim California sevgim daha agir basti.

enne dedi ki...

Beyoğlu'nda bir manav var, yaz kış istediğin tüm meyve çeşidini bulabiliyosun. Bir sonraki İstanbul seyahatinde uğrarsın belki? Çiçek pasajının yanında sanıyorum yeri. Erik bulabilirsin orada.

Paşabahçe'nin Tuzla E-5 yolu üzerindeki fabrikasının satış mağazasını da gezmeni öneririm. Çok büyük ve geniş olduğundan rahatlıkla dolaşabiliyosun bişi kırma derdi olmadan.

Piercing olayını ben de istiyorum ama canım yanacak diye korkuyorum. Evet doğum yaptım ama bundan korkuyorum işte:)

Müzikallaere ben de bayılırım. Üniversitede Almanya'daki Türklerin hayatını anlatan bir pop müzikalde oynamıştım. Çok çok eğlenceliydi.

Ayse dedi ki...

aslı,
Aaa yoksa sen erik sevmiyor musun??:) Müzikaller için biletlerin çok çok önceden alınması gerektiğini biliyorum, gitme ihtimalim olduğunda ilk ayarlayacağım şey olurdu. Bu arada topluluktayken Chicago sergilenmişti, ben filmi daha sonra gördüm yani, içim gitmişti:)

hmf,
Buyrun efendim, okuyalım biz de.. Benim babam da yanında yedirmiyor o tip şeyler :) Isıra ısıra limon da yediğimi söylemiş miydim??

tugce,
Süper olur gerçekten. Çıkar gelirim bak! :)

enne,
Bu manavı neden duymadım daha önce? Çok teşekkürler, mutlaka bulmaya çalışacağım. Paşabahçe tavsiyesini de not ediyorum. Göbekteki piercing hiç acıtmıyor inan ki ama hamile kalında çıkarmak gerekiyormuş. Ben de ondan korkuyorum işte:)

B5 dedi ki...

Ayseee, o resimdeki kiz coook tatli! :)
Erik ise Italya´da var, ama o hali ile yenmiyor.. Olgunlasmamis diye..
Susino diye bulabilirsin ama agactan :( Markette yok.. Sonra receli falan yapiliyor vs..
Hmm, ben de kac senedir, yemedim..

aqua dedi ki...

pasabahceye bayılıyorum da senın fobı gulumsettı benı

Ayse dedi ki...

b5,
:)Annem bana böyle devamlı turuncu giydirirmiş küçükken, o yüzden aklım ermeye başladığından beri turuncu hiçbir şey giyemiyorum. Ah keşke şu susinoyu geçen sene öğrenmiş olsaydım, en azından birilerine derdimi anlatabilirdim! :)Yine de benim için çok büyük bir boşluk doldu bu bilgiyle inan ki! Eğer erik seviyorsan ben burada çıkınca gönderirim sana çok ciddiyim!:)

aqua,
Paşabahçe'de elini kolunu sallaya sallaya gezen biri olup ben de gülümsemek istiyorum!:)

ibeking dedi ki...

ayşe bombasın walla..göbekte piercing felan hemde 15inde...erik çağla olayına bende katılıyorum :))

Ayse dedi ki...

ibek,
Sen bombayı anneme sor:) Hala kızıyor bana nasıl yaptın Ayşe diye ve ben çıkarıp takarken bakamıyor:)

Autumn dedi ki...

piercing haltını ben de yemiştim aynı senelerde. bir tutku bu sanırım...