30 Ocak 2007

Bu akşam bütün meyhanelerini dolaştım İstanbul'un :) O kadar da değil!

intro: Dönüp de yazdıklarımı okuyunca sonu alkolikliğe doğru giden bir insan izlenimi yaratıyorum gibi geldi :) Alakası yok aslında, Bacardi'nin "Drink Responsibly" tavsiyesine hep uyarım, ayrıca alkole çok dayanıklı bir bünyem var. Vah bu kızın durumu çok fena farkında değil hala patlıcan salatası anlatıyor diye düşünen vardır belki diye söylemek istedim; merak etmeyin beni :)
İstanbul'da beni en çok heyecanlandıran şeyler boğazdaki balık lokantaları. İstanbul'un tadı en güzel oralarda çıkıyor çünkü. Aynı beyaz peynir, aynı rakı, bunlar hep İstanbul'da en lezzetli oluyor. Daha İstanbul'a gitmeden rezervasyonunu Ankara'dan yaptıran insanlarız. Acaba erkek mi doğmalıymışım diyorum bazen ama ben bu rakı-balık sofrasının tadını çıkarmayı bilen bir grup dişiden olmayı daha çok seviyorum sanırım.

İlk rakı balık noktamıza pek de hevesli gitmedik açıkçası. Çocukluk arkadaşım Elif, benden 2 yaş küçük. Yazlık arkadaşıyız. Kendisi 16sından 18ine gelene kadar bütün grup cehennem azabı çektirdik kıza; grubun en küçüğü olduğu ve onun yaşı tutmadığı için hiçbirimiz avuç içi kadar olan Çandarlı'daki ultra dandik yazlık diskolara giremediğimiz için. Artık koskoca kız oldu, ben ondan +2 yaş koskoca kız oldum ama bizi rakı-balığa götüren o oldu.. Bir gece önce North Shield'de dört elin tüm parmaklarını geçecek kadar martini içerken dedi ki: "Süheyla var, yarın akşam oraya gidelim" ben mızırdandım aslında; çünkü listemde birçok yer vardı ve burası onlardan biri değildi. İstanbullu birine İstanbul öğretecek halim yok, gittik tabi. Cumhuriyet meyhanesinin önünden trafiğin aktığı tarafa doğru 100 metre kadar yürüyünce sokağın karşısında kalıyor burası. Bize tarif edilişi böyleydi , biz bulduk, herkes bulur :) İşleten hanımın adıymış Süheyla. Şu ana kadar gittiğim hiçbir restoranda fiks menüde bu kadar çok mezeyi masada sizi hazır beklerken görmedim.
Daha masaya otururken benim açımdan keyifli geçeceği belliydi. Elif'in 15 kişiyi bulan arkadaşları geldiğinde masanın nerdeyse en büyükleri ve kimseyi tanımayan iki üyesi Başak ve bendik ama yeterince meşgüldük yemekle, dert edecek pek vakit olmadı. Restorandaki sistem şöyle: rakı kadehi 5 saniye bile boş kalmayacak. Çalışanlar o kadar hızlı ki hiçbir şey istemeye fırsat bırakmıyorlar. Tek kötü yanı rakının su gibi akması.. Bu da tabi göreceli bir kötü durum. Patates püresiyle yapılmış ve beyaz susamlarla kaplanmış toplar çok ilginçti, mezeler genel olarak gayet lezzetliydi, beğenmediğimiz birşey olmadı, masada beyin görmeyi sevmiyorum (Aaa Ayşe'nin yemediği bir şey vamış!) ama şu sofraya bakıp da bunun bir sorun olduğunu söyleyecek kadar manyak değilim. Balıkları da yedik, hatta üzerine karaokeye bile gittik..


Ertesi gün Ankara'dan beklediklerimiz geliyordu. Oleydi yani :) İstanbul'da şöyle ilginç bir rezervasyon sistemi var anladığım kadarıyla, bunu cumartesi akşamı için rezervasyon yaptırmaya çalışırken gördük; 8-10 arası diye bir kavram var. Bir restorana gidiyorsunuz ve yemeğinizi 8-10 saatleri arasında yiyip kalkmanız gerekiyor. Öyle saçma şey mi olur? Lisede öğle arası mı bu? 5.kat ve Litera'ya rezervasyon yaptırmaya çalışırken önümüze bu konu çıktı, biz de sağolun almayalım dedik. Arnavutköy'de 2 balıkçı arasında kısa bir tereddüt yaşayıp Vira Vira'ya gitmeye karar verdik.

Nar ekşisi ve nar taneleriyle yapılmış roka salatası ve soslu levreği ilk defa denedim. İkisi de olmadan yaşayabilirim. Patlıcan salatası çok lezzetliydi ama gecenin en güzel kısmı uzun zamandır hamsi liderliğinde sürdürdüğümüz balık soframıza sonunda tekirin gelmiş olmasıydı. Oh be! Tekir ve barbun en sevdiğim balıklar ama genelde balık restoranlarında mezeden sonra oturup da adam gibi balık yiyecek halim kalmıyor. Her seferinde aynı bu, terbiye edemiyorum kendimi.. Bu sefer yedim hatrı sayılır miktarda tekir. Çok keyifliydi çünkü bu sefer yanımda olmasını istediğim birileri de vardı. Gece pilim çok erken bitti, bünye kaldırmıyor galiba bir yaştan sonra sıkıştırılmış konsantre programları :) Gecenin sonunda çok komik bir taksiciye denk geldik. İstanbul'daki taksiciler ayrı bir post konusu olabilecek kadar ilginçler zaten. Adam öyle bir hikaye anlattı ki (videoya aldığımı sonradan farkettim); dinlerken acayip güldük, şimdi videoyu seyrediyorum hiçbir şey anlamıyorum.. Bazı şeyler sadece o an güzel, o an komik. Bu da çok güzel bir şey aslında. O anda orada kim varsa onunla paylaşıyorsunuz ve sonradan kimi dahil etmek isterseniz isteyin onlar dahil olamıyorlar. Anın güzelliği.

Hadi bakalım koy şimdi aynı peyniri önüme, aynı rakıyı, aynı şey değil işte. Bu yüzden İstanbul'a taşınan ilk insan olma olasılığım var mı?

9 yorum:

Deniz dedi ki...

Afiyet afiyet lsun efenim! Oh oh yarasin ve hatta benim icin de ic! O kadar seviniyorum ki agzinin tadini bilen, icmeyi yemeyi seven yasi yasima yakin kadinlari gorunce. Raki icen kadinlara tuhaf bakan herkese kapak olsun:)

Suheyla iyidir hostur, ama fasili da var miydi gittiginiz gun? Babamin arkadasidir sahibi olan suheyla hanim, bi kere bizim eve gelmislerdi butun fasil ekibiyle birlikte, hep onlar bizi agirliyor, biz de bir kere onlari agirlayalim hesabi, pek eglenmistik.

HMF dedi ki...

sehri istanbul:)surekli icinde olunca bu kadar gezilmiyor ama ayse..benden soylemesi, senin bu kadarcik gunde yaptigini herhalde ben yaysan bes senede yaparim..

Ayse dedi ki...

deniz,
Teşekkür ediyorum. Umarım oralarda siz de yapabiliyorsunuzdur rakı-balıkları:) Fasıl vardı gittiğimizde, biraz pahalıydı ama ben kendimi turist olarak gördüğümden aldırmadım. Ne kadar da güzel olmuş öyle evde ağırlamak, inan çok isterdim orada olmak! :)

hmf,
Ah işte tam da bu yüzden taşınamıyorum ben. Boğaz orada, balıkçılar orada ama devamlı iş güç olacak; ben uzaktan bakacağım. Ankara'da turist olarak gelmek daha iyi sanırım..

Murat Ozdemir dedi ki...

ankaralilarin istanbul muhabbetine de doyum olmuyor valla :)

ibeking dedi ki...

sefan olmuşşş:::sobeledim sizi efenim

Ayse dedi ki...

murat,
:) şehriniz muhteşem gerçekten, anlat anlat bitmiyor.

ibeking,
:) eyvah ben hemen düşünmeye başlıyım o zaman :)O kadar çenem düşük ki insanların bilmediği bişey kaldı mı benle ilgili bilmiyorum!

silenzio dedi ki...

drink responsibly; jack daniels'a ait diye biliyorum..

ayse dedi ki...

ben bacardi'nin meşhuur mojito reklamında gördüm, belki jack daniels da kullanıyordur.

meltem dedi ki...

merhabaaa
peynirli raviole araken ilk kez bloğuna rasladım sadece yüzeysel olarak baktım ama çok hoşuma gitti detaylara da bakcam tabi valla çok cezbedici ben de bu işe yeni merak sardım daha bi halt yapamadım ama yapıcaaamm...
sevgiler