12 Eylül 2007

Kırmızı topuklarımın üzerinden son ruh manzarası

Adapte oldum sanıyorum ki bu yeni hayata. Belki de bunu yeni bir hayat olarak değil de, hayat biçimimi azıcık değiştirmişim gibi görmeye çalıştığımdandır. Sabahları genelde ilk ben gidiyorum ofise. Bilgisayarımın aç düğmesine basıp mutfağa kendime çay koymaya gidiyorum. Çayımı alırken yanımda koca bir bardak da çiçeklerim için su getiriyorum. Gazetem masamda beni bekliyor. Çayımla beraber gazeteme başlıyorum. Bu gazete okuma aktivitesinin işimle ilgili olması çok güzel. Yarım saat içinde ofis hareketlenmeye başlıyor.. O zaman zaten nasıl akşam oluyor pek anlamıyorum.


Mutlulukla ilgili fikirlerimi pratiğe dökme vakti geldi. Hep atıp tuttuğum şeyleri gerçek hayata uygulamak vakti. Çalışırken bir yandan sevdiklerine, sevdiğin şeylere zaman ayırmak.. Küçük zaman dilimlerini daha güzel geçirmeye çalışmanın önemini daha iyi anlıyor gibiyim. Evet gece yatağa gitme saatlerim biraz öne alındı ama olsun; bu bir şeye engel değil aslında.


Benim mutluluk şarkılarım vardır. Bunu kimseyle konuşmadım o yüzden bilmiyorum herkesin var mıdır. Dinlemeyi sevdiğim şarkı değil mutluluk şarkısı, o başka bir şey. O Hey Jude! Sabahları işe giderken direksiyon başında geçirdiğim 20 dakikayı güzel geçirmeye çalışırken beni en çok gülümseten şarkı. Gülümsemekle kalmayıp en başından sonuna kadar da söylüyorum her sabah. En sonundaki lalalalalalalaaaaa lalalalaaaaa heeey jude! kısmını ise ennnn çok şevkle söylüyorum. Eskiden de "Une belle histoire" vardı. O da hala 2 numaralı mutluluk şarkısı. O Fransızca ve ben hiçbir şey anlamıyorum. Ama bunun hiç önemi yok, o kadar harika söylüyorum şarkıyı. Kimse duymadığına göre de tek jüri benim. 10 puan 10 puan 10 puan. Bence Yalın'ın söylediği "kalbimin orta yerinde" diye başlayan şarkı da mutluluk şarkısı olabilir. Benim içimi aydınlatıyor. Kendisi monçiçiye (yaşı tutanlar hatırlayacaklardır) benziyor ama ben onun o az bayık sesini seviyorum. "Hıaşk mısın dert misin" diye o şarkıyı da çok güzel söylüyorum. Farkettiyseniz bu işimden atılırsam filan ikinci işim hali hazırda beni bekliyor.

Aslında galiba bir de kasti olarak kendimi üzmeyi seven tarafım var. Ondan galiba yıllar içinde büyük oranda kurtuldum. Yine de beni neden üzdüğü hakkında hiçbir fikrim olmamasına rağmen, üzdüğünü bildiğim halde türkçe cdlerimin son şarkısı Deliler oluyor farkettim ki. Deliler şarkısına üzülen biri de çok akıllı olamaz zaten herhalde.

Ben kırmızı topuklarımın üzerinde yükselirken hayatı daha net görmeye başladım. Gördüklerimi seviyorum. En nihayetinde bu boyutta topuklarla bütün gün ofiste hiç düşmeden yürüyebilen biri neyi yapamaz ki?

Kendimi 10 kaplan gücünde hissediyormuşum gibi yazılmış oldu sanki bu yazı. Aslında alakası yok ama bir pozitiflik geldi bana. Ya da ne biliyim üniversiteye girince kendini kocaman adam olmuş sanan bücürler gibi işe giriverince bir olgunluk mu geldi nedir. Umarım bünyem böyle bir gerizekalılıkta bulunmamıştır. Of galiba içimde bir İclal Aydın yaşıyor. Ne fena.

17 yorum:

Adsız dedi ki...

Ben senin bankaya işe girdiğini tahmin etmiştim reklam ajansına falan mı girdin, kırmızı ayakkabı giyebildiğine göre:)) Şebnem

Fanfan La Tulipe dedi ki...

benim de bir gaz-man sarkim var. Her sabah otobusten indigimde kulakliklarimi takip dinlemek zorundayim: Athena-Roket Adam. Ne hissediyorum bilmiyorum dinlerken, sadece sabahlarin olmazsa olmazi.

Super bir de, hic boyle dusunmemistim, hakkaten Yalin moncicilerin soyundan geliyor!

Butejoy dedi ki...

hepimizin içinde biraz iclal aydın var merak etme:)
...
mütemadi bir büyüme halimiz var ,gelecek zamanda hep büyüdüğümü sanmışım dedirten...
ne kadar büyüsek de bunu yine söyleyeceğiz ...küçükmüşüm

nym dedi ki...

Inanamiyorummm... Hey Jude benim de dinlerken en mutlu oldugum sarkilardan biridir.Yine Beatles'dan Every Little Thing'i ya da Cake'den Short Skirt Long Jacket'i mutluluk sarkisi olarak tavsiye edebilirim:))

dodo dedi ki...

aman tanrım lütfen iclal aydın olmasın :)

Nuray dedi ki...

Ayşecim hepimiz içinde bazen böyle İclalcimler gelip gidiyor. Benimde çok fazla dinlerken mutlu olduğum hatta yerimde duramadığım, duyunca ağzımın kulaklarıma vardığı şarkılar oluyor. Özellikle araba şarkılarım var.Bir ara paylaşırım bende. İş yerine kırmızı ayakkabı giymek süpper fikir :)
Bahsettiğin değişim aslında iş hayatına adapte olmakla alakalı bence. Yani ben telefonda nasıl konuşulacağını, nasıl kırmadan red edileceğini, şikayet eden ve sinirli bir müşteriyle sakin sakin konuşulacağını bilmiyordum. ister istemez günlük hayatına bu konuşmalar yansıyor. Bizimkiler bana sen çalışmaya başladıktan sonra fazla konuşur oldun, bi konu hakkında da fikir sahibi olma gibi şeyler söylemeye başlamıştı.
Amma da uzun yazdım.Bugün konuşasım var sanırım.

B5 dedi ki...

-Hey Jude- iyi secim :)
Benim de sanirim vardi sabah kahvesi etkisi veren sarkilarim :)
Sen is hayatinda cogu kisiden daha basarili olacaksin gibi. Gözlerin acik,aklin da..

$afak dedi ki...

dodo'cum sana canı gönülden katılıyorum. Piyasaya Anti-İclal ilacı sürcem ve deli para kazanıcam! :B

Magissa: dedi ki...

Ayşe, inşallah bütün iş hayatın böyle gitsin! :)

zilsizzarife'nin yeri dedi ki...

Yine çok tatlı yazmışsuın Ayşem.Dilerim bu iş seni hep çok mutlu eder.Buarada ayakkabıda süper gözüküyor:)

Adsız dedi ki...

Merhaba Ayse Hanım, nasilsiniz (iş hayatın başladı ya ) şaka bir yana Ayşecim seni takdir ettim, biraz da imrendim. Çok istememe rağmen ben işde topuklu ayakkabı giyemiyorum. Hep spor ya da duz babet. Özenerek aldığım topuklu ayakkabılarımda dolapta kutularında yepyeni duruyor. Sadece çok özel yemeklerde,toplantılarda; düğünde falan giyebiliyorum o da zor durarak. Ofisde her yer laminat olduğu için topuklu ayaykkabılarda çok ses yapıyor. Bu topuklularla nasıl yürünür, araba kullanılır bana da öğretebilirmisiniz, lütfen. Sevgiler Defne.

canan dedi ki...

Ayakkabılar çok hoş. İnsanın işinde mutlu olması kadar güzel bişey var mı? Şu anda ben de işyerimdeyim ve yeşil ayakkabılarım var bende yeşil topukluluar diye bi post yazarım artık:)

Ayse dedi ki...

şebnem,
hayır banka değil, reklam ajansı da değil. teknik bir şirket. söylememeyi tercih ederim. Mit olduğu için değil ama rahat yazabilmek için..

fanfan,
Oley monçiçileri tanıyan biri daha! Kenan Doğulu da bence onların gizli lideri:)

butejoy,
Aman yok lütfen olmasın içimizde iclal aydın. Beni sinir ediyor kadın! Bana sanki küçükmüşüm gibi değil de küçüğüm gibi geliyor. Hep küçüğüm sanki. bimiyorum.

nym,
hahah! short skirt long jacket bence dee! Every litle thing'i dinlemeyeli çok oldu, hemen indiricem :)

dodo,
evet evet evet lütfen :)

nuray,
gerçekten önemli değişiklikler bunlar. insan çok şey öğreniyor, öğrenirken de kendine mukayet olması gerekiyor!:) araba şarkılarını isterimm:)

b5,
çok teşekkür ederim. Umarım iyi gider her şey. Sadece huzurlu ve tatmin edici bir iş hayatı istiyorum :)

şafak,
ay yok ayol, geldi gitti öyle. bendeki bu asabiyetle biraz zor.belki gelecekte:)

magissa,
amiiin :)

zarife,
:)umarımm! ayakkabı yeni değil. alırken hiç iş için kullanabileceğim aklıma gelmemişti. kaderi buymuş!:)

defne,
ah ben de keşke spor ayakkabı giymeye başlayabilsem. topuklu ayakkabı iyi hoş ama bu gaz beni anca birkaç ay götürür. Sonra ne olacak?:) Araba kullanmak gerçekten zor. rabada yedek ayakkabı taşıyanlar biliyorum! Yürüme işi de ayakkabıya çok bağlı. Topuğu dengeli, tabanı yumuşak ve kenarları sert olmayan bir ayakkabı ne kadar topuklu olsa da yürürken sorun çıkarmıyor. Benim bu kırmızı çok rahat sayılmaz. Nine West'ler genelde çok rahat. Yeni başlayanlar için topuklu ayakkabı!:))

zeya dedi ki...

Seni tebrik ediyorum bütün gün kırmızı topukların üzerinde yürüyebildiğin için. Bunun bir kursu mu var nerede öğretiliyor. Herkes öğrenirken ben mi kaçırdım, o gün okula mı gitmedim acaba??
Ben yanında düz ayakkabı taşıyanlardanım...

TugCe dedi ki...

1-Anti iclal cidden gerekli.
2-benim dönem dönem hep şarkım değişiyor.
3- işini sevmene çok sevindim:)

Çok şeker yazmışsın yine. Öpüyorum.

Butejoy dedi ki...

ben de sevmem o kadını :)))

http://butejoy23.blogspot.com/2007/08/yalnizlik-yanilgisi.html

şu yazımı okursan ben de senın gibi içime kaçan bir iclal aydından şüphelenmiştim o yüzden dedım hepimizin içinde var diye:))
sevgiler

Ayse dedi ki...

canan,
haha! yaşasın renkli ayakkabılar!:)

zeya,
Zor ama imkansız değil! Devamlı kullanınca da tadı kaçıyor zaten, arada bir lazım:)

tuğçe,
ben de düzenli aynı şarkıyı en sevdiğim şarkı yapamıyorum hatta değiştirirken de salakça bir suçluluk duyuyorum:))

butejoy,
:))teyzeler gerçekten komikmiş!