23 Aralık 2007

Antalya vol.1

Gittiğimiz günün sabahı karşılaştığım manzara buydu. Hava yönünden çok şanslıydık. 3 gün boyunca hava hep 17 derece civarındaydı.
*
Çarşamba akşam 7'de Ankara'dan ayrıldık. Yola çıktığımız gün Doruk'un doğumgünüyü. Ankara'dan Antalya Balık Evi'ne rezervasyon yaptırılıp bir de pasta bile ayarlanabiliyormuş! Antalya'yı pek de iyi bilmediğimiz ve daha önce gidip de çok sevdiğimiz için Antalya Balık Evi'ni ayarladım. Doruk bunu da uçakta öğrendi, onun harici herkes önceden biliyordu. Güzel bir doğumgünü olduğunu umuyorum.
*
Uçaktan inince elimizde bavullarla direk restorana gittik. Biraz komik oldu tabi ama sanırım adamlar bu duruma alışıktı. Hiç tepki vermeden vestiyere koydular bavulları. Biz de Ankara'dan ayrılalı 1buçuk saat olmuşken rakımızı içmeye başladık.
*
Şanssızlıklar silsilesi sonucu faydalanamadığız bir hizmetten söz etmek istiyorum. Gerçi İstanbullular için çok da faydalı olmayabilir hava alanı şehirden fizan kadar uzak olmadığı için. Ankara'nın hava alanı oldukça uzak. Artık uçak biletleri çok ucuz, neredeyse otobüs bileti fiyatına alabiliyoruz ama gel gör ki havaalanına gitmek bir işkence. Havaş benim gibi Çayyolu civarında oturanların hiç işine yaramıyor, oraya gitmekle havaalanına gitmek arasında çok da büyük bir fark yok. Garanti Bankası'nın shuttle servisi bence oldukça pratik. Shuttle sizi evinizden alıp havaalanına götürüyor. Ücret 25 YTL. 2 kişi olursanız 42 YTL. İstanbul için daha da uygun fiyatlar. Havaş zaten 10 YTL. Ulus Havaş'a gitmek de işin içine katılırsa bu servis oldukça mantıklı. Biz faydalanamadık. Çünkü son ana kadar erteleyip dönmeden önceki gün sadece 09:00-17:00 arasına ulaşılabildiklerini bildiren bir ses kaydıyla karşılaştık. Yani servis budur. Ankara'dakilerin işine yarayabilir diye düşündüm.
*
İlk günün sabahı balkona çıkıp da fotoğraflardaki manzarayı ve havayı görünce mutluktan zıp zıp zıpladım. T-shirt, kot ve parmak arası terliklerle dışarı çıkmayı çok özlemişim. Tatili tek bir kelimeyle özetlemek gerekirse yatış diyebilirim. Sabahtan akşama kadar çoooook özlediğim güneşin altında yattım. Bazen sahilde, bazen havuz başında. Kitabımı okudum. Sahil boyu uzun uzun yürüdük. Denize taş attık. Denizi seyrettik, dinledik. Sırf bu bile iyi geliyor insana. Denizi olan bir şehirde yaşamanın ne büyük lüks olduğunu geçirdim aklımdan yine ve yine ve yine.
*
Antalya gerçekten çok güzel bir şehir. İnsan düşünmeden de edemiyor tabi kışın bu kadar güzel bir havayla yaşayan insanlar yazın nasıl da çıldırmıyorlar sıcaktan diye. Ben gidemiyorum yazın Antalya'ya mesela. Nefes alamıyorum. Eylül-Ekim, Nisan-Mayıs en ideal zaman sanırım bu şehir için. Çılgın kalabalık yokken denizin güneşin tadını çıkarmak için.. Tabi çılgınlık göreceli. Mesela bizden erkekler girdiler havuza. Zatürre olacaklardı neredeyse ama girdiler. Ertesi gün yarım saat denize giren Doruk ise denizin Çandarlınınkinden daha sıcak olduğunu söyledi. Ben ayağımı sokmakla yetindim. Ama denize giren bir sürü insan vardı. Ya onlar çıldırmış, ya da havalar. Aralık'ın 20sinde denize girilebiliyorsa başka her zaman girilir herhalde..
*
Bol bol yemek yedik, her şey dahil felaketinden nasiplendik. Yine de ayarında tutmayı başardık galiba. Ki bunun hakkında ayrıca bir yazı yazmam gerekiyor. Yıllardır her şey dahil bir yere gitmemiştim. Bir sebebi varmış. Açık büfe kuyrukları, çay saatleri, animasyonlar (böğk), koşuşturan çoluk-çocuk. 24 saat yemek üzerine kurulu bir düzen. Yemeklerde bir numara yok elbet. Evet, kendi başına incelenesi bir durum bu her şey dahil.
*
Büyük kısmı otel ve civarında geçmiş yatış tatilinin son gecesi MFÖ konserine gittik. Otele 2buçuk'ta döndük, 6'da uyandık uçağı yakalamak için. Hala sersem gibiyim. Onu da sonra anlatırımmm. Biri de bana yarın nasıl işe gideceğimi anlatsın.

9 yorum:

bembi dedi ki...

Hiii çok güzelmiş hava! Biz de burda sisler içinde oturduk bayram boyunca :) Garanti ucuş hattı çok çok faydalı bir bilgi oldu sevgili Ayşe! ve de hoşgeldin ;)

nube dedi ki...

ankara cayyolunda oturan biri olarak shuttle servisini surekli kullanmaktayım harika kesinlikle tavsiye ediyorummmmmmmmm...

alper dedi ki...

pek guzelmis blog, yazmadan edemedim.

melontheroad dedi ki...

otel konyaaltında mıdır acaba(portobello mesela)?bizim evin oralara çok benzettim de,o dağlar ve liman.aahhh ahh birden neden gitmedim oldum.

zeya dedi ki...

yarın iş var :(
Çok zor olacak herkes için...

Esra :) dedi ki...

ben de yışbaşında Antalya'dayım resimlerden havayı görünce çok mutlu oldum :)

cCc dedi ki...

oyy miss gibi bir tatil olmuş.. O fotolar ne süpermiş. bayıldım.. Çandarlıdan sıcak bir deniz mi :) Kötünün iiyisi yani:)) Ben yazın bile çandarlıda giremiorum denize yaa..
Gözümüz gönlümüz açıldı hoşgelmişsin :)

Ayse dedi ki...

bembi,
:))tam bizim tarafta oturanlar için dimi bembi? 25 YTL'ye hava alanına diil de tunalı'ya bile gidilebilir hatta zaman zaman!:)

nube,
bir dahaki uçak yolculuğunda artık, memnun kalan birinin olduğunu uymak güzel. referens olarak nube dicem arayınca:)

alper,
teşekkür ederim, hep bekleriz :)

mel,
sen antalyalı mısın??? ben olsam her fırsatta kaçıp giderdim mel, hatta ankara'da olsan seni zorla gönderip ben de eşlik ederdim. otel de porto bello hakikaten, yuh diyorum :)

esra,
umarım yılbaşına kadar böyle devam eder. maldivlerde yılbaşı gibi bişey işte:)

ccc,
ben de giremiyorum çandarlıda :) düşün yani kışın antalya'nın denizi yazınki çandarlı denzizinden sıcak. yazlık için ne ideal bir yer şu çandarlı!:) ne güzel gözünüz gönlünüz açıldıysa, bir süre antalya kontenjanından yiyeceğiz efenim.

turuncu dedi ki...

garanti uçuş hattı shuttle servisini kaldırmış, yerine "Elegance" havaalanı transferi hizmetini koymuş. sadece istanbul'da verilen bu hizmet diğeri kadar uygun fiyatlı da değil. sanırım shuttle servisi pek tutmadı. eh tanıtmazlarsa, tutmaz değil mi? halbuki ayşe ile tanışmış olsalardı hiç böyle olmazdı :)