19 Ekim 2009

Antichrist

*

Charlotte Gainsbourg Cannes Film Festivali'nde en iyi kadın oyuncu ödülünü aldığından beri Antichrist için gitgide artan bir merak duyuyordum. Lars von Trier benim çok saygı duyduğum, yaptığı her şeyi takip ettiğim bir yönetmen ama onu her zaman anlayabildiğimi söyleyemeyeceğim.
*
Breaking the Waves ve Dancer in the Dark'a bayıldığım, Dogville'i hiç sevmeyip, The Five Obstructions ve The Boss of It All'dan da resmen bir şey anlamadığım için kendisine karşı karmaşık duygular besliyorum. Sevmediğim ve anlamadığım işerini de ilginç buluyorum. Ne yapsa seyretmek istiyorum. Antichrist daha fragmanı ile aklımı başımdan almıştı. Filmin her saniyesini ağzım açık seyrettim. Willem Dafoe ve Charlotte Gainsbourg o kadar inandırıcıydılar ki, sanırım artık ikisini de bu filmdeki karakterlerinden bağımsız düşünemeyeceğim.
*
Antichrist, bebeklerinin oldukça trajik ölümünden sonra çıkış yolu arayan bir anne babanın hikayesi aslında ama asıl konu, içsel acının nasıl fiziksel bir hale gelebileceği, travmalar sonucu insanın gerçeklik duygusunu kaybetmesininnasıl olası olduğu, hesaplaşmaların ne kadar can yakıcı olabileceğiydi bence.Türkiye'de gösterime girebileceğini sanmıyorum. Çok fazla şiddet ve cinsellik içeriyor.. Fragman için burası.
*
Antichrist ayrıca bana göre tüm zamanların en etkileyici başlangıcına sahip filmlerden biriydi.. Filmin sonunda Andrei Tarkovsky'ye adandığını görmek ise beni tekrar hayata döndürdü. Vay be dedim. Ağzımı kapatabilmem de sanırım bu dakikalara denk geliyor.

2 yorum:

hirondelle dedi ki...

4 aralıkta gösterime giriyormuş.

cornelius dedi ki...

Sanatına yandığım Lars'ı gene ocağımı söndürdü. Dün izleyebildim ve halen filmin etkisindeyim. Ayrıca Şarlot bacı bambaşkaymış, Science Of Sleep'den sonra ondan böyle bir "resital" beklemiyordum açıkçası.(Resital kelimesini olur olmadık yerde kullanmayı seviyorum, evet)